Arşiv

Posts Tagged ‘tibet’

Lemurya: İlk Batan Kıta Efsanesi

15 Ekim 2011 17 yorum

Tüm kayıp kıta efsaneleri arasında en inanılmaz gibi görüneni, Lemurya’nın öyküsüdür. Öykünün kaynağı, 19. yüzyıl doğa bil­ginleri tarafından ortaya atılan bazı tezlere dayanıyor.

Doğa bilginleri, Hint Okyanusu çevresındeki ülkelerde, lemur adlı bir maymun türü keşfetmişlerdi. Ama ortada açıklanamayan bir durum vardı. Bu ülkeler birbirlerinden binlerce kilometre uzaktaydılar. Üstelik, Madagaskar’la Hindistan arasında olduğu gibi, ülkeler arasında uçsuz bucaksız bir okyanus uzanyordu. Bu kadar küçük bir hayvanın okyanusu yüzerek aşması mümkün olamayacağına göre geriye tek olasılık kalıyordu: Bir zamanlar lemur maymunları, bugün yaşadığı ülkeleri kapsayacak genişlikte bir kıta üzerinde yaşamış olmalıydı.

Daha fazlasını oku…

Reklamlar
Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

Mu Efsanesi, Bölüm 3: Coğrafik Durum ve Sosyal Yaşam

09 Haziran 2011 Yorum bırakın

İnsanların yüksek toplumcu değerler, ahlak ve bilgelik ile yaşadığı halk kitlelerinin yaşam düzeyleri gayet yüksek ve olgun bir evrim süreci oluşturur.Böyle sosyetelerin bireylerinin vücut yapıları gayet güzel, psikolojik ve spritüel yapıları kozmik yasa ve enerjilerle ahenktar ve üzerinde yaşadıkları ülkelerin iklimsel ve doğa yapıları da öylesine cennetimsidir.

İşte MU uygarlığı ve MU ahalisi, böyle görkemli bir evrim süreci ve ortamının varlıkları ve yapıcılarıydı.

Mu Kıtasının Coğrafik Durumu

MU’yu anlatan eldeki belgelere göre, MU kıtası denizden yükselmiş ve insan yeryüzünde ilk defa MU kıtasında ortaya çıkmıştı. Mu kıtasında insanın ilk olarak ortaya çıktığı tarih kesin olarak bilinmemekte ise de, Mu topraklarında yüz binlerce yıl içinde çeşitli uygarlıkların gelip geçtiği söylenilmektedir.Paskalya adası tabletleri Mu’yu “güzel” olarak nitelendirir. Troano, Lhassa ve diğer belgelerde kıtanın coğrafik görünümüne ait olarak şunlar söylenilmektedir:“Bu güzel tropikal ülke engin düzlüklerle örtülüydü.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

Mu Efsanesi, Bölüm 1: MU Kıtası ve James Churchward

05 Haziran 2011 14 yorum

Anıları hafıza ve kayıtlardan silinmiş olan pek çok geçmişe ait olay ve onların öğeleri, her defasında saklı yerlerinde onlarla ilgili asıl görevli sahiplerini beklemektedirler. Sonunda o kişi veya kişiler o husus üzerine yaptıkları araştırma ve incelemelerinin esasını teşkil edecek olan asıl yapı taşını yani o saklı duran şeyi bulmaktadırlar.

Eski dillerin çözümleri böyle olmuştur. Eski yerleşim bölgelerinin bulunuşları böyle olmuştur. Eski yitik sanılan birçok unsur böyle bulunmuştur.
İşte James Churchward da  MU kıtasını böyle  bir misyonu sahibi olarak benzeri stilde tüm dünya kamuoyuna duyurmuş olan önder bir araştırmacıdır.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

Gılgamış Destanı’nda Tufan

29 Mayıs 2011 1 yorum

Ey Tanrıların büyük üstadı, ey yiğit Enlil!
Ben, büyük Tanrıların gizini açığa vurmadım! Bilge kişi haberi düşünde almış…
O, böylece tanrıların gizini öğrendi.
Şimdi onun için bir karar vermek sana düşer!

(Gılgameş Destanı’ndan)

Bir zamanlar Dünya üzerinde yaşanmış olan büyük tufandan bahseden en eski metinlerden biri, Sümerlilerin “Gılgamış Destanı”na aittir.

Gılgamış Destanı, Mezopotamya’daki Uruk Kenti’nin efsanevi rahip kralı Gılgamış üstüne yazılmış mitolojik bir metindir. Ve geçen yüzyıla gelinceye dek unutulmuş bir çağın ürünüdür. Yüzyılımızda arkeologlar yorulmak bilmez bir çalışmayla Ortadoğu’nun kumlara ve sırlara gömülü kentlerini birer birer ortaya çıkartmaya giriştiler. O döneme kadar Nuh ile İbrahim Peygamber arasında geçen uzun sürenin tarihi yalnız Tevrat’taki “Tekvin Bölümü”nün 6. ve 9. Babları arasında anlatılıyordu. Gılgameş Destanı, bizi yeniden o çağlara geri götürmektedir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Kültür, Tarih

Çin; Türk Piramitleri ve Mu

11 Mayıs 2011 63 yorum

Çin’in Xi’an kenti yakınlarında Uygur medeniyetinden kalma piramitler bulunmaktadır. Fakat bu piramitlerin üzerine belli olmasınlar diye yaprakları dökülmeyen ağaçlar ekilmiştir, tabiki sebebide Çin tarihi ile yakında ilgi ve alakası bulunmayan bu piramitlerin ortaya çıkmasını engellemek. Aslında bilen tarihçiler biliyor velakin Çin yönetimi bu eserlerin varlığını bilen kişilerin çoğalmasını istemiyor.
Başta da belirtildiği gibi Çinlilere ait değil bu piramitler. Eğer onların olsaydı şimdiden tertemiz hale getirip turizm rant ve gelirleri elde etme yolunda reklamlar yapıyor olurlardı. Asıl korku Uygur Türklerinin varlığı ve o piramitlerin Uygur Türk tarihine ait olması.Ve bu piramitler içinde bir piramit varki Beyaz Piramit olarak adlandırılıyor, özelliği ise dünyanın en büyük piramiti olması ama tarih kaynaklarında da en büyük piramit olarak geçmiyor çünkü yapı Uygur Türk’ünün yapısı ve hala Çin yönetimi tarafından gizlenmekte.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Agartha ve Şamballah (Shangri-La)

08 Mayıs 2011 Yorum bırakın

(Temsili Resim)

Agarta ve Şambala , teozofik ve ezoterik kaynaklara göre önceki “devre” nin sonlarına doğru Mu ve Atlantis’ ten göç eden bilim-rahipleri tarafından kurulmuş yeraltı organizasyonlarıdır.
Önceleri beşeriyetle açık temas halinde olan bu organisazyon, bu “devre” nin koşullarından ötürü gizlenme gereği görmüş ve ikamet yeri olarak birbirinden tünellerle bağlanan, dağlar içindeki yeraltı kentelerini tercih etmiştir. Agarta, dünya insanlığının tekâmülüne sorumluluk sahibidir. İlahi Hiyerarşi’ ye hizmet eder. Dünyanın Efendisi ve “Kutup” olarak ifade edilen ve “Brahatma” veya “Brahitma” adıyla belirtilen Agarta’ nın lideri, Dünya’ ya sevk ve idare eden İlahi Hiyerarşi’ nin fizik âlemdeki temsilcisidir. Rene Guenon’ a göre tradisyonlarda “Kutsal Dağ”, “Dünyanın Merkezi” olarak ifade edilen yer, dünyanın tüm geçmiş, yitik kıtalara indirilmiş dinler ve kozmik öğretiler, Agarta arşivinde kayıtlıdır ve birçok peygamber (Musa, İsa), dinlerini kurmadan önce, bu arşivleri incelemişlerdir ki, bazıları burada “inisiyasyon” dan da geçmiştir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

12.000 Yıllık Örtbas: Dropa Disk’leri

05 Mayıs 2011 25 yorum

Bize kim olduklarını ve onları buraya neyin getirdiğini anlatmak istediler. Gelecek nesiller için bir mesaj bıraktılar, ama arkalarında bıraktıkları kendi eserleri halktan gizli tutuldu! Bu hikaye bir çok isimle biliniyor ve hangisini seçmeye karar vermemiz önemli değil … Dünyadışı yaşam ile ilgili insanlık tarihindeki en muamma hikayelerden biridir.

Keşif 1938’de Çin ve Tibet arasındaki sınırda gerçekleşti.

Çinli profesör Chi Phu Tei tarafından rehberlik edilen bir arkeoloji keşif yolculuğunda, Baian Kara Ula’nın dağ mağaralarında mezar hücreleri keşfedildi. İskeletler farklı türde insan varlıklarının kalıntıları idi. İskeletler çok kırılgandı sadece 1,30 metre boyunda idi. Kafatasları genişti ve fazla gelişmişti, ama bunlar maymunların kalıntıları değildi. İlave olarak, bilim adamları mağara duvarlarında ilginç kaya çizimleri keşfettiler. Güneş, ay, dünya ve yıldızların çizimlerine eşlik eden yuvarlak miğferli varlıkları resmettiler.
Tarih öncesi mağarada bulunacak daha çok şey vardı. Tozlu zemine yarı gömülü olarak, arkeologlar büyük yuvarlak taş bir disk buldular, Taş Çağı gramofon plağa benziyordu. Diskin merkezinde bir delik vardı ve merkezden kenara spirallenen ince çizgiler vardı.

Daha fazlasını oku…