Anasayfa > Diğer > Dünyanın Altın Oran Merkezi: Mekke

Dünyanın Altın Oran Merkezi: Mekke

Dünyanın merkezi… Doğal olarak insanlar, dini inanış ve kabullerden ziyade bilimsel veriler ve ispat istiyor. Ben de bu konuyu bilimsel yönden birkaç doneyle ispatlama gayretinde bulunacağım. Bu konunun bilimsel ispat yollarında genelde uğrayacağımız duraklar “altın oran” ve “ley hatları” olacak.

 

 

Bu iddia güçlü bir iddia olduğu kadar, bilimsel açıdan da çok kuvvetli delillere sahip bir iddia. Dünyanın merkezi… Doğal olarak insanlar, dini inanış ve kabullerden ziyade bilimsel veriler ve ispat istiyor.

Bilimsel yönden birkaç done

Bu konunun bilimsel ispat yollarında genelde uğrayacağımız duraklar “altın oran” ve “ley hatları (ley lines)” olacak.

Altın oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısı olarak bilinir. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından mimaride ve sanatta kullanılan bu orana uygun biçimde bölünmek istenen bir doğru parçasının uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan bölünmelidir ki; küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün doğruya oranına eşit olsun. İşte bu oran, pi (π) sayısı gibi irrasyonel bir sayı olup ondalık sistemde yazılışı 1,618033…’tür. Bu oranın kısaca gösterimi ise ” (1+√5)/2 ” olur. Bu oran doğal olan veya  gözümüze mükemmel görünen her şeyde karşımıza çıkar. Özellikle de yaratılışta…

İnsan vücudunun neredeyse her yerinde altın oran mevcuttur. Parmak boğumları buna en güzel örneği oluşturur. Göze güzel görünen insanların vücutları ve yüzleri daima altın orana uyar. Hatta kalp atışlarında ve DNA’nın en ve boy oranlarında dahi bu oran mevcuttur. Tarihte ilk ne zaman keşfedildiği tam olarak bilinmemekle birlikte tarih boyunca birçok defa yeniden keşfedilmiş olma olasılığı kuvvetlidir. Örneğin Mısırlılar Keops Piramidinin tasarımında hem pi oranını hem de altın oranı kullanmışlardır. Leonardo Da Vinci eserlerinde sürekli olarak bu orana bağlı kalarak mükemmeli yakalamıştır. Hatta bu oranı sürekli kullandığı için altın oran cetvelini icat etmiştir. Bu cetvel Leonardo cetveli olarak da bilinir. Ünlü astronot Johannes Kepler bu sayı için büyük bir hazine ifadesini kullanmıştır. Bu gibi örneklerin çoğaltılması olanaklı olmakla birlikte bu kadarı kâfi kanaatindeyim…

Ley hatlarına da kısaca bir göz atacak olursak; ley hatları, dünyadaki enerji akımının oluşturduğu belirli çizgilerden ve istikametlerden oluşan hatlara denir. Bu hatlarda dünyanın gizemli enerjisi sürekli dolaşım halindedir. Tıpkı vücudumuzdaki damar sistemi gibi tüm dünyayı sarmış olan bu hatların kesişim noktaları, tarih boyunca büyük kiliselere, camilere, hipodromlara, stadyumlara ve dev yapılara ev sahipliği yapmış olup insanlar tarih boyunca bu enerjiden yararlanmak için deli saçması denebilecek çatal çubuk yöntemiyle bu hatları keşfetmiş ve hatlar üzerine ana yollarını, kesişim noktalarına ise ibadethanelerini yapmayı tercih etmişlerdir.

 

1921 yılında Arkeolog Alfred Watkins, aslında Britanya’nın kullandığı yollara temel olan eski Roma yollarını inceleyerek ve aynı yolların eski uygarlıklara ait yolların üzerine kurulmuş olduğunu keşfediyor. İnsanlar, bir şekilde gözle görülmeyen bir akışı takip etmişler ve ley hatlarına sadık kalmışlar. Bu hatlar aynı insan vücudundaki “akupunktur” hatlarına benzer bir şekilde dünyamızı sarmış olması hasebiyle insanlar tarih boyunca bu hatları ellerinden geldiğince işaretlemişler ve dengeyi sağlamak amaçlı belli yapıları, kesişim noktalarına tabiri caizse adeta saplamışlardır. Bunlara örnek verecek olursak ; Avrupa’daki eski toplumlardan Druidler ve Keltler Avrupa üzerinde bir hat şeklinde uzayıp giden şekilde kendilerine ait taş yapılar, megalitler, altarlar, dolmen ve menhirlerini dizmişlerdir. Tahmin edeceğiniz üzere bu hatlar ley hatları ile uyuşmaktadır. Piri Reis’in haritasındaki garip çizgiler ley hatlarını gösteren çizgilerdir.

Amerika kıtasında Meksika’dan başlayarak devam eden piramit serisinin üzerinde bulunduğu hattın, Mısır’da Krallar Vadisi’ne kadar uzanan piramit serisinin diziliş ekseninin ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İstanbul’da da bulunan dikili taşların dizilişinin ley hatları ile birebir örtüşmekte olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde meşhur Çin Seddi dahi ley hatları ile kesişecek şekilde o hat üzerine inşa edilmiştir. Ley hatları Nikola Tesla tarafından da dile getirilerek elektriğin Dünya üzerinde kablosuz iletişiminden bahsedilmiştir ancak Edison’un siyasi çevresinin gücü yüzünden Nikola Tesla’nın bu buluşu topluma yayılamayarak elektrik telleri dünyamıza yayılmıştır.

Bu iki konu hakkında verilen genel bilgiden sonra konumuzla alakalarını inceleyelim. Altın oran konusu üzerinden başlayalım; araştırmacılar yıllarca altın oranı her yerde aramalarına ve dahi bulmalarına rağmen yakın tarihlere kadar dünyamızın altın oran noktasını bulmayı ihmal etmişlerdi. Ancak, yakın zamanda araştırmacılar titiz bir süreç içerisinde bu konuya yöneldiler. Peki Dünya’mızın altın oran noktası nerededir? Bir bakalım…

Mekke şehrinin kuzey kutup noktasına olan uzaklığı (7.631,68 km) ile güney kutup noktasına olan uzaklığının (12.348,32 km) oranı tam olarak 1,618 sayısını verir, yani altın oranı. Aynı şekilde, olması gerektiği gibi Mekke şehrinin güney kutup noktasına olan uzaklığı ile iki kutup noktası arasındaki uzaklığın birbirine oranı da 1,618 dir. Ayrıca tüm dünyanın ortak yer belirleme dili haline gelmiş enlem boylam haritasına göre de Mekke’nin gün dönümü çizgisine doğu uzaklığı ile batı uzaklığının birbirine oranı bize yine 1,618 sayısını vermektedir.

 

Tüm harita sistemlerinde bu nokta birkaç kilometre sapma ile asla Mekke şehri sınırları dışına çıkmaz ve ekseriyetle Kabe’yi de içine alan Mescid-i Haram bölgesi içerisinde kalır. Bunu Google Earth programı ve bir hesap makinesi ile evinizde dahi test edebilirsiniz. Benim yaptığım hesapta 15 km lik yani on binde yedilik (7/10000) bir hata payıyla hesap doğru çıktı. Ayrıca araştırmalar göstermiştir ki pozitif enlem ve boylam değerleri ile deniz yerine karaya düşümü açısından dünyanın tek altın oran noktası, Mekke olabilir.

İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’de Mekke’nin kutsallığından bahseden tek bir ayet vardır. Âl-i İmran suresi 96. ayet… Bu ayette dahi altın oran görünmektedir. Ayet toplam 47 harften oluşmakta olup sadece bir yerinde Mekke lafzı geçmektedir, bu kelimeye kadar bu kelime dahil ayetin başından itibaren 29 harf vardır. 47/1,618 işlemini yaptığımızda ise bize 29,0… sayısını verdiğini göreceğiz. Bir harf fazla yahut eksik olsa idi bu oran oluşamayacaktı. Altın oran dünyada yaşayan en küçük yapılardan biri olan DNA’da, deniz kabuklularında, insan uzuvlarında ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz birçok varlıkta kendini göstermektedir. Bakıldığında en küçük varlıktan en büyüğüne kadar belirli bir oran (altın oran) görülebilmektedir. Elbette düşünüldüğünde tarih boyunca milyarlarca insanın yöneldiği bir noktanın koordinatlarının da bir oranı yansıtabileceği kesinlikle akla uzak gelmemektedir.

Ley hatları bakımından konumuzu inceleyecek olur isek batıda özellikle İngiltere’de adına ley hatları denilen bu pozitif enerji akım hatlarının negatif olanlarına ise kara akım hatları tabiri kullanılmakta ve üzerinde halen yoğun şekilde araştırmalar yapılmakta. İşte halen devam eden bu araştırmalar neticesinde dünyanın bedeni içindeki bu pozitif enerji hatlarının kesişip sanki bir enerji santrali gibi yayın yaptığı en önemli noktanın Mekke’de bulunan Kâbe ve bunun uzantısı içerisinde Arafat Dağı olduğu tespit edilmiş. Bu pozitif enerji hatlarının bu noktada kesişmesi neticesinde öyle bir pozitif enerji ortaya çıkıyor ki, Mescid-i Haram bölgesine giren insanların beyinleri muazzam derecede etkilenip güçlü bir faaliyet içerisine giriyor. Bilimsel ispat yolundan gittiğimizi biliyorum ama örnek olma kapasitesi açısından kanaatimce şu hadis-i şerifi burada zikretmekte fayda var : “Başka yerlerde sadece fiillerinizden mes’ulsünüz, Harem-i Şerif’te ise düşüncelerinizden de mes’ul olursunuz”.  Müslüman âlimler tarafından bunun sebebi olarak Harem-i Şerif’te beynin aldığı güçlü enerji dolayısıyla düşünceleri dahi fiil düzeyindeki bir güçle ruha yüklemesi gösterilmektedir.

Bununla ilgili başka bir örnek olarak da şu gösterilebilir; Peygamber (s.a.v.) Medine’ ye geldiğinde herkes ona kendi evini açar, açtıkları yerin kendisinin olmasını teklif ederler, buna karşın, Hz. Muhammed (s.a.v.) bunu kabul etmeyerek yer seçim işini devesine bırakır. Deve ise, serbest bırakılır bırakılmaz belli bir mesafe gittikten sonra bir sahabenin evinde durur. Ve Hz. Muhammed (s.a.v.) orada kalmaya karar verir. Herkes bu olayı normal olarak, sosyolojik açıdan Hz. Muhammed (s.a.v.)’ in kimseyi kırıp gücendirmemek için yaptığını düşünür. Oysa işin gerçeği, pozitif enerji titreşimlerini en iyi algılayabilen hayvanların başında gelen devenin o bölgede en yüksek pozitif akımını bulması için bırakılmış olmasıdır.

Velhasıl kelam yukarıda dahi bilimsel ve kısmen dini açıdan ispatlarla ortaya koymaya çalıştığım gibi üzerinde geçici kaldığımız bu Dünya beldesinin merkezi olarak Mekke şehri bize kendisini gösteriyor. Bu vesile ile Nasreddin Hoca muhterem gibi eğer ayağımın altı dünyanın tam ortasıdır diyecekseniz, Mekke’ye ulaştıktan sonra bunu söylemenizi öneririm. Vesselam…

Mustafa UYSAL

Kaynaklar : İnsan ve Sırları , Ahmed Hulusi ; The Old Straight Track (1925) , Alfred Watkins ; Prof. Dr. OSMAN ÇAKMAK

 

KAYNAK:

Yazar: Mustafa UYSAL

http://indigodergisi.com

 

Kategoriler:Diğer
  1. 22 Nisan 2014, 09:44

    Bilimi ağzına alma bence zira senin yaptığın sahte bilim🙂

  2. Volkan keskin
    23 Nisan 2014, 22:47

    İyi akşamlar. Yazınızı zevkle okudum verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim öncelikle. Aslında bu paylaşımda soracağım çok soru var ama pek karşılıklıklı soru cevap dialoğu olsun istemiyorum. Şunu sormak istiyorum sadece. Şöyle düşünelim, sizin ifadenize göre kutsal bir mekan var, burası dünyanın en değerli merkezi, müthiş pozitif frekanslar var hatta öyle bir derecedeki ki. , insan beyninin süper çalışmasına bile sebep oluyor. Şimdi bide şunu düşünelim, bukadar üstünlüğü olan biryer varken, bu topraklarda yaşayan milyonlarca halk varken, yine burayı ziyaret eden milyonlarca halk varken, insanlık için ürettiği yarattığı icat ettiği kısacası bu dünyada yaşayan en üstün ırk olarak gördüğümüz insanlık için en ufak bir faydası olan hiçbirşeyde izi emeği katkısı yok. Ne gariptir ki ben bu mesajı yazarken kullandığım telefonun, siz bu yazıyı okurken kullandığınız herhangi bir elektronik bir cihazda bile emeği yok, hatta okumaktan sıkıldınız başınız ağrıdı ilaç içtiniz, ondada yok ilaçda yaratmadılar keşfetmediler, para kazanmak zorundasınız çalışıyorsunuz araç kullanıyorsunuz toplu taşıma araçları sinema salonları v.s.. Bunların hiçbirinin sahibi tasarımcısı bilim adamı bu gözümüzde büyüttüğümüz kutsal topraklardan çıkmadı. Söylüyeceğim daha bir sürü şeyler var ama sadece şunu söylemek isterim, gözümüzü açalım arkadaşlar insanlar uzaya gidiyor bizde hala binlerce yıl önce yazılmış, tamamen dönemin anayasası gibi çalışan, kimin neden yazdığı bile belli olmayan bir kitaba körü körüne bağlanıyoruz. Saygı duyalım fakat sorgulamayıda eksik etmeyelim teşekkürler..
    Not: bilgisayar bilimin atası sayılan temellerini atan “alan turing” ataist bir bilim adamıydı.. Şuan bu sohbeti yapabilmemizi. Sebebi olan kişi, binlerce kilometre uzaktaki dostlarımızla görüşrbilmemizin, haberleşmemizin sebebi, binlerce yazılımların oluşmasının , tıp’ın grlişmesini uzay biliminin gelişmesinin kısaca kendimizi sorgulamamızın sebebi olan kişi..

    • 09 Aralık 2014, 16:20

      Aklinizi seveyim! Beyni calisan insanlar oldugunu gormek harika bir duygu.

    • ulaş devrim
      18 Haziran 2015, 19:48

      sevgili volkan keskin bunların hiç biri o kitabı okumamış içinde mükemmel şeylerin yazdığını sanıyorlar kabe madem o kadar kutsal neden diğer kutsal kitaplarda hiç sözü geçmiyor bunlar dinlerle ilgili pembe tarihi biliyorlar sadece

    • Deli
      31 Ekim 2015, 15:10

      Mantık yürütmüşsünüz iyi güzelde Kuran-ı Kerim’de ilim ve bilim her zaman ön planlandadır. Aç oku ondan sonra hüküm ver .Okuma,araştırma,yazma,paylaşma,zulm et,sevme,kin duy,haset fesat yay,öldür,çal…! Bumu orada yazan kelimeler. Ah arkadaşım vah sana vah vah. Kuran-ı Kerim ilk önce kişinin ruhuna sonra dünyevi yaşantısına sonrada insan ırkına bir rehberdir.En basit örneğini de şöyle vereyim sana.Günde 5 vakit namaz var. Yani günde 5 kere el,yüz yıkarsın kendini temizlersin.Bak ateistsen de yap bunu temizlik iyidir,temizlik İman’dan gelir🙂 Sana kalmış değilde sen yinede yap. Hz.Muhammed’e (s.a.v) gelen ilk emirdir OKU. Peki arkadaşım sorarım sana uzayda ne bulmayı planlıyorsun ? Daha dünyada yaşayamazken orada ne yapacaksın ? Yazında değindiğin bir diğer konu ise Beynin Süper Çalışması ifaden yanlış ki bu makaleyi paylaşan araştırmacı kişide böyle bir ifade kullanmamıştır. Bahsedilen hadise hani insanlar atomlardan oluşuyor onu bir arada tutan şey enerji ya hani her insanın bir aurası varya bu onunla ilgili. Sen inansanda inanmasanda herşeyde mükemmel bir matematik var inanılmaz bir mühendislik mevcut. Tabi bildiğimiz gibi değil bu tanımlar çünkü insan aklı ermiyor. Ermeyince de böyle çamur atıyor . Ne mutluki bildiklerimiz öğreteceklerimiz olduğu sürece inananlar kazanacaktır. Dinimiz Hak dinidir. Allah birdir.
      1 sene geçmiş yazdım İnşallah okursun. Sana da saygı duyuyorum ama üzülüyorumda. Yakın zamanda Hakkı bul ona kavuş.

      • 01 Kasım 2015, 15:59

        Duaların kabul oldu bak🙂 1 sene geçmesine rağmen cevap veriyorum. Günde 5 defadan fazla elimi ve yüzümü yıkıyorum kardeşim teşekkür ederim tavsiyelerin için. Ne kadar Kuran okuduğunu bilmiyorum ama ben oldukça fazla okudum ve okuyorum da. orada yazan kelimeler bunlar mı diye bir sürü şey yazmışsın. kuran da bunların yazmaması ona sorgusuz bir şekilde bağlanacağım anlamına gelmez. için her kötü bir şey yazmayan iyidir anlamına da gelmez. zaten iyi olmak için bir kitap’ada ihtiyacımız yok. iyilik insanın içindedir. biz buna vicdan, doğa ve insan sevgisi v.s diyoruz, siz allah korkusu yada alllaha yakınlaşma diyorsunuz. biz gönülden sevgi ve bağ ile yapıyoruz siz korku ve baskı ile yapıyorsunuz. ” bütün allah severler için söylemiyorum bunu istisnalar var tabiki”. Şöyle bir gerçek var ne yazık ki. ikimizde bir yere varamayız bu tartışmada. ama katıldığım noktalarda var tabiki. Oku ve araştır.🙂 birde benden olsun joker Sorgula😉 hoşçakal..

      • 12 Kasım 2015, 22:10

        Volkan efendi,senin şu anda kullandığın bilgisayarın programlamasının temeli olan algoritmalar senin o aşağıladığın İslam dinine mensup Al Harezmi nin çalışmalarına dayanır…İslamdan önce hangi Arap,Türk ya da İranlı vs.nin bilim alanında adını duydunuz..ama İslamdan sonra büyük oranda günümüz biliminin temellerini oluşturan bilim insanları çıkıyor..Bunları da bil ve söyle yeter..ama nerede ..ateizmin temel ilkesi “sadece işine geleni söyle ve işine geldiği gibi yorumla ve de Allah ın varlığına götüren her yolu görmezden gel ,Allah ı inkara götüren herşeyi ne olursa olsun kabul etmeye hazır ol”dur zaten..her şeyi sorgulanmalıdır ama “evrim” peşinen doğru kabul edilmelidir ateistlere göre..

  3. ozan
    24 Nisan 2014, 19:15

    emegıne sagılk…fakat volkan beye bır sey soylemek ıstedım…senın pozıtıf dedıgın olaylar tamamen DUNYEVI hayatla ılgılı paylasımlar…gercek hakıkatı ulasan ınsan bunların gecıcı bır dunya nımetı oldugunu cok ıyı bılır…yani sana göre buyuk bulus bır telefon yada bır ılac olabılırken ınsanlar ıcın en buyuk bulus OLMEDEN ONCE HAKKA KAVUSMAK…yanı mekke sehrı yaradılıs gayemız olan bu gercegı anlamak ıdrak etmek ıcın muazzam bır sehır…
    ınsallah sızı kırmadan bu konuda fıkrımı anlatabılmısımdır.allah yar ve yardımcımız olsun insallah

    • seda
      17 Nisan 2015, 16:20

      Volkan beye cevap verecektim ama, yazmak istediğim şeyleri bu yazıda gördüm, katılıyorum hatta alkışlıyorum…. o topraklardan öyle insanlar çıktı ki; hatta volkan beyin sözünü ettiği bilim konusunda buluş yapmış o kadar çok insan var ki, biraz araştırırsa görecektir, aslında hepsinin bu topraklardan çıkan insanlardan kopya çektiğini…..

      insanlar evrensel enerjiden bihaber oldukları için; yararlı diye tanımlanan herşeyi somut ve dünyevi olarak görüyor.. asıl meseleye ulaşmak lazım.. bizler bazı gerçeklere ulaşmayalım, kendi potansiyelimizi farketmeyelim diye bizi bu oyuncaklarla kandırıyorlar.. kanıyoruz çünkü insanlara gerçekten uzun vadede yararlı.. ama asıl gerçeği kapatacak şekilde……

    • 01 Kasım 2015, 16:09

      Yapmayın lütfen ya lütfen. Bu dünyayı bitirmeden hakka kavuştuktan sonraki hesapları yapıyorsunuz. bunun pazarlığı olurmu arkadaşlar yapmayın lütfen. doğru düzgün bir insan olmak yetmiyorsa eğer, cehennemin en sıcak yerinde kavrulmayı kabul ediyorum ya. mekkeyi yaratan allahta rusyayı yaratan babammı yani. böyle bir ayrımın yapılması, (kabul etmiyorum hiçbirini ama) dinler arasındaki savaş ve yıkımı tetikleyecek ayrımın yapılması tek yaratandan kutsal şehirin farklılık göstermesi bile bence çok yanlış ve hiç adil değil. bunu kabul etmediğim için yargılacaksam eğer, bugünden sonsuz kabul ediyorum. size de mutlu cennetler.

  4. Tohtor
    25 Nisan 2014, 23:21

    Bu makale tam anlamıyla saçma. Dünya’nın küresel olduğunu unutuyorsunuz. Gün dönümü çizgisine göre Kuzey Güney hattı boyunca Mekke’ye denk düşen tümşehirler altın oran gösterir. Ayrıca benzer şekilde güney yarı kürede mekkenin yansıdığı yerde altın oran noktasıdır. Bundan başka kutuplara göre doğu batı doğrultusunda hem Kuzey hem de güneydeki yansıma boyunca binlerce altın oran noktası tespit edilebilir. Daha da ilginci Tanrı’nın Mekkeyi 15 km ıskalaması da bir Tanrı için epey bir hata olsa gerek.

  5. 29 Nisan 2014, 22:05

    Reblogged this on dkuban and commented:
    ilginç

  6. Risale-i Nurdan
    13 Haziran 2014, 05:34

    Bir fennin veya bir san’atın medar-ı münakaşa olmuş bir mes’elesinde, o fennin ve o san’atın haricindeki adamlar ne kadar büyük ve âlim ve san’atkâr da olsalar, sözleri onda geçmez, hükümleri hüccet olmaz; o fennin icma-ı ülemasına dâhil sayılmazlar. Meselâ; büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabib kadar hükmü geçmez. Ve bilhâssa maddiyatta çok tevaggul eden ve gittikçe maneviyattan tebaüd eden ve nura karşı gabileşen ve kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun münkirane sözü, maneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir.

    Şualar – 102

  7. Risale-i Nurdan
    13 Haziran 2014, 05:36

    İ’lem Eyyühel-Aziz!
    Bir şeyden uzak olan bir kimse, yakın olan adam kadar o şeyi göremez. Ne kadar zeki olursa olsun, o şeyin ahvali hakkında ihtilafları olduğu zaman yakın olanın sözü muteberdir. Binaenaleyh Avrupa feylesofları maddiyatta şiddet-i tevaggulden dolayı iman, İslâm ve Kur’anın hakaikından pek uzak mesafelerde kalmışlardır. Onların en büyüğü, yakından hakaik-i İslâmiyeye vukufu olan âmi bir adam gibi de değildir. Ben böyle gördüm, nefs-ül emir de benim gördüğümü tasdik eder. Binaenaleyh şimşek, buhar gibi fennî mes’eleleri keşfeden feylesoflar, Hakkın esrarını, Kur’an nurlarını da keşfedebilirler diyemezsin. Zira onun aklı gözündedir. Göz ise, kalb ve ruhun gördüklerini göremez. Çünki kalblerinde can kalmamıştır. Gaflet o kalbleri tabiat bataklığında çürütmüştür.

    Mesnevi-i Nuriye – 239

  8. t
    10 Temmuz 2014, 14:38

    sayfanın
    da bokunu çıkardınız helal olsun,

  9. KENAN
    23 Eylül 2014, 10:13

    ANLAMAYANA ANLATMAK KADAR ZORDUR ALLAH İSLAH ETSİN

  10. 10 Ekim 2014, 13:31

    Tohtor olayı süper çözmüş…Artık tanrının varlık kanıtı için mucize aramayı bırakın…bilim ne derse odur..kanıtsız bilgi hayalden öte geçmez..inanmak istediğine insan illa bir kanıt bulur..fakat tersi kanıtları görmezden gelir..tanrıyı biz yarattık..peygamberler ise tarih kitaplarında dahi isimleri geçmeyen şahıslar..artık gerçekleri görün..süpermen bile daha gerçekçi inandıklarınızın yanında…

    • 01 Mayıs 2015, 17:29

      inanmak istediğine insan illa bir kanıt bulur..fakat tersi kanıtları görmezden gelir.. Seni bu cümle kadar kimse özetleyemez gerçekten tebrikler. Tanrıyı ıspatlamaya gerek yok diye düşünüyorsun ama bazı insanlarında senin tersini düşündüğünü cümlede kurduğun gibi düşünemiyor yada senin tabirinle göz ardı ediyorsun. o zaman sen yazabilen ancak tek taraflı düşünen bir varlıksın desem hata etmiş olmamam gerekir sanırım. Tanrıya inanan başkalarını inandırmak için var olduğunu ıspatlama gayreti içerisine girmesi kadar normal bir şey yoktur. Birileri ısrarla Tanrı yoktur deme hakkını kendilerinde görüyorsa birilerininde ısrarla Tanrı vardır…. düşüncesini savunmasını da hakı olarak görmesi gerekmez mi ? Var olan herşey ilk var olana dayanır bence. yani varlığın var olabilmesi için önceden ezelden var olana dayandırılması gerekir aksi bilimcede imkansızdır. yokluktan varlık bir olmalıdır. .her şeyi sil insanı hayvanı hatta evreni. şimdi diyeceksin ki evreni silemezsin. o zaman birileride evreni silebilirsin ama Tanrıyı silemezsin demesi kadar normal bir şey var mı ?

  11. 25 Ocak 2015, 08:39

    ”KENDİNİ BİLEN,RABBİ’!Nİ BİLİR,,

    90 trilyon hücreli bedenlerimiz,sayılı,dizili,korodinatlı,insan ve akıl üstü dizlmişlerdir.
    Her hücrenin,Trb. 1 trilyon atom,her atomun; 1-136 elektron,binlerce, nötron pozitron,kuant
    takyon,nüon,siccim gibi atom altı parçalarla donatıldığı,hiç bir akıl ve ilimin kavrayamayacağı,
    Dünya,Kainat varlıklar,akıl almaz,mükemmel,titiz,kararlı,ahenkli ve uyumlu yaratılmıştır.

    İNSAN OĞLU,İLAHİ BİR SINAV GEREĞİ ÖZGÜR BIRAKILMIŞ,FAKAT:KENTRİLYONLARCA VARLIK,İLAHİ EMRE,SAŞMAZ BİR BOYUN EĞMİŞLERDİR.
    Dünya yuvarlak bir sahne,

    Güneş projektör,
    Varlıklar figüran
    İnsan oyuncu (Aktör)
    İster kötü rolü
    Bilerek ve inanarak;ister iyi yolu,ister kötü yolu seçer,sonucuna tabii oluruz.!

    Kimi iyilikle, Yüce Rabbi’ne tabii olup;ağır bedel ödeyerek,sınavı kazanıp,kahraman olur .
    Kimileri de,Rabbine ve onun ,mükemmel,eşsiz sanatına,eserine isyan edip asi olur.
    BU DÜNYA,İLAHİ BİR SINAV ALANIDIR.! Kitaplar,Peygamnerler,Alimler ,yanılmamamız için
    kılavuzdurlar.Kim ne yapar ise; kendine yapar,;Zira her kes içini, en sona ertelenmiş,sonsuz
    bir mükafat veya ceza mutlaka ve mutlaka vardır. Bu muzazam kainat,varlıklar ve insan boşuna yaratılmamıştır.

    Saygı ve sevgilerle

    R.AKTAŞ

  12. 10 Mart 2015, 18:18

    Gerçekten bir gün herkesin ziyaret etmesi gereken bir yer.

  13. Abdullah
    26 Mart 2015, 14:23

    Pozitif bilimlere inanan ve Bilimselliği savunan bir insanın, sırf halkının Arap olması veya yaşadığı yerin çöl olması sebebiyle bir grubu aşağılaması, hakir görmesi baştan aşağıya Negatifliktir ve hümanizme terstir.. Lafı söyleyene iade ederim.. İnancına bakmaksızın sana sorarım.. Sen hangi inanca mensup olursan ol, bu güne kadar insanlığa ne kattın.. Ya da ben ne kattım..?? Buna böyle yaklaş.. Bilimle uğraşan her insan illa ki Yaratıcı kavramını yok saymak zorunda değildir.. Din, bilimselliğe ne zaman karşı olmuş? bunu savunanlara gülerim.. Ayrıca Kuran-ı Kerim’de “OKU” sözü ile başlıyorsa, bunun bilimselliğe karşı duruşunu nasıl savunabilirsiniz..

    Pek çok avrupalı bilim adamının Müslüman Bilim adamlarının eserlerinden esinlendiği hala konuşuluyorken, Sadece HAREZMİ’ den bahsetsek yeterli olur kanımca.. Avrupa karanlık çağı yaşarken İslam Dünyası Pozitif ilimlerle uğraşıyordu.. Bunu unutmayın..

    HAREZMİ:

    Kitabında “Cebir” kelimesini ilk defa kullandı ve cebri sistemleştirerek matematiğin ayrı bir dalı haline getirdi. 0 – Sıfır ‘ı ilk kez matematiğe o kazandırdı..

    Kare ve dikdörtgen metodu denilen bir sistem geliştirerek denklem çözümünde kullandı. Bunu Analitik Geometri’nin mucidi sayılan Descartes’tan 700 yıl önce yaptı.

    2. dereceden denklemlerin pozitif köklerini bulmaya yarayan bir formül geliştirdi.

    Hint matematiğini inceleyip geliştirdikten sonra dünya biliminin hizmetine sundu.

    Hint aritmetiğine uyguladığı yöntemi bir sistem haline getirerek cebire de uygulamış, bu usule daha sonra matematik tarihinde ona izafeten “algoritma” denilmiştir.

    Günümüz rakam sistemini geliştirdi ve Avrupa’ya tanıttı. !!! (Avrupaya katkı)

    Yer kürenin bir derecelik meridyen uzunluğunu hesaplamak için Şam’a gönderilen heyet içinde yer aldı.

    İkili (binary), ondalık sayı sistemi ve sıfır(0) bilim dünyasına onun tarafından sunulmuş, bu sistem bugün kullandığımız bilgisayar ve digital elektronik sisteminin temelini oluşturdu.

    Yani Allah C.C. herkese aynı aklı veriyor ama kimi bunu pozitif yönde kullanır kimi negatif yönde; ve sırf çölde yaşıyor diye”bunlar bilime katkıda bulunmaz, bunlar çöl bedevisi nasıl olsa” gibi düşünmek, buna böyle yaklaşmak bile baştan aşağı saçmalık..

    Saygılar

  14. 06 Nisan 2015, 22:42

    Reblogged this on TÜRKISTAN.

  15. -
    12 Nisan 2015, 08:42

    Reblogged this on Yeni Türkiye.

  16. alper
    25 Nisan 2015, 15:53

    kıtalar hep hareket halinde.bundan 200 milyon yıl önceki dünya farklı 100 milyon yıl önceki farklı şimdiki farklı sonraki farklı olacak..kaldıki dünya küre şeklinde. başlangıç noktası olarak farklı yerleri alabilir herkes..

  17. 01 Mayıs 2015, 17:32

    Reblogged this on gdrseomakale.

  18. Alya
    24 Mayıs 2015, 21:40

    Her zaman için garipserdim ; Madem Allah’ ın olduğuna dair kanıt var da neden inanmıyorlar? diye. Şuara süresini düşünürdüm. Nasıl olur da o kadar mucizeye karşılık firavunun yandaşları Allah’ a iman etmezler diye. Ama şimdi daha iyi anlıyorum. Bazıları görmek istemiyo. En büyük kanıtı getir, yine de inkar ediyo. Yazıklar olsun gözleri kör kainata bakanlara

  19. 19 Haziran 2015, 09:53

    1 seneyi aşkın süredir açılan bu makaleyi takip ediyorum, bütün yorumları okuyorum, objektif olarak bakıyorum, bana göre doğru olan (doğru demiyorum) bütün değerlerimi,fikirlerimi,öğretilerimi rafa kaldırıyorum.. ama inanın yinede bu makale bana mantıklı gelmiyor arkadaş.. Ya arkadaşlar rica mı edelim yalvaralım mı ne isterseniz yapalım mı diyelim bilmiyorum. şu Din duvarını yıkın kafanızdan. Biraz bilime dönün dünya bunu yapıyor. Din tüccarlığı yapacağınıza, körü körüne bağlanacağınıza, üretin paylaşın. eşinize dostunuza çocuklarınıza allah korkusu, kutsal kitap, sureler,ayetler,altın oran v.s gibi saçmalıklar yerine, araştırma duygusu verin, vicdanını dinlemesini öğretin, ayrım yapmamayı her dinden insanı kucaklamasını öğretin(işte islamda bunların hepsi var diyede saçma bişey söylemeyin). konuyu dağıtmayayım tohtor arkadaşımızın dan bir alıntı yaparak makale ile alakalı ve bilimsel olarak kanıtlanmış bir veri olarak arkadaşımızın yorumunu paylaşıyorum iyi günler dilerim herkeze..
    tohtor
    “Bu makale tam anlamıyla saçma. Dünya’nın küresel olduğunu unutuyorsunuz. Gün dönümü çizgisine göre Kuzey Güney hattı boyunca Mekke’ye denk düşen tüm şehirler altın oran gösterir. Ayrıca benzer şekilde güney yarı kürede mekkenin yansıdığı yerde altın oran noktasıdır. Bundan başka kutuplara göre doğu batı doğrultusunda hem Kuzey hem de güneydeki yansıma boyunca binlerce altın oran noktası tespit edilebilir. Daha da ilginci Tanrı’nın Mekkeyi 15 km ıskalaması da bir Tanrı için epey bir hata olsa gerek.”

  20. seda
    19 Haziran 2015, 11:11

    burdaki herkese soylüyorum. artık bilim dediğiniz şey, atomdan da öteye geçip bu konuları araştırmaya başladı. yani sizin üzerinizde olduğu yolu 4 kere gidip geldi. hep aynı sonuca ulaştı. Evrensel gerçek.

    • 19 Haziran 2015, 11:59

      Yani? nedir ulaştığı sonuç?

      • seda
        19 Haziran 2015, 13:59

        dediğim gibi evrensel gerçek. yani herşeyin bir titreşiminin enerjisinin varlığının sebebinin olduğu gerçeği… lütfen önyargılı olmayın ve biraz da kuantum fiziğine göz atın..
        bir de şu makaleyi okumanızı tavsiye ediyorum..
        sağlıcakla.
        http://www.ufukozcizme.com/post/yildiz-kapilari-kabe-ve-cakralar

      • 01 Kasım 2015, 16:02

        Okudum ve beğendim. Kuantum fiziğini kabul etmenin kuran ile bağlantısı anlamadım🙂. Bende kabul ediyorum kuantum fiziğini fakat kabul ettikçe dinden uzaklaşıyorum. Yol mu doğru güzergah mı yanlış?

  21. 28 Haziran 2015, 13:00

    http://www.yenimucizeler.com/altin-oranin-kurani-kerimdeki-mucizevi-yansimasi/altin-oranin-kurani-kerimdeki-mucizevi-yansimasi-t80.0.html

    ALTIN ORANIN KURAN-I KERİM’DEKİ MUCİZEVİ YANSIMASI
    ( ALİ İMRAN SURESİ 14.-91. AYETLER )

    Altın oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır.

    Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır.

    Altın Oran; CB / AC = AB / CB = 1,618

    Bir doğru parçasının (AB) Altın Oran’a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki; küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı, büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB) oranına eşit olsun.

    Altın Oran, pi (π) gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1,618033988749894…’tür. -noktadan sonraki ilk 15 basamak-Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, Fi yani Φ’dir.

    Bu oran tüm dünyada “ALTIN ORAN” ismiyle bilindiği için, Kuran-ı Kerim’de altın oran ile ilgili bir işaret araştırırken ALTIN kelimesinin üzerinde durulması gerekecektir.

    Kuran-ı Kerim’de ALTIN kelimesi Arapçası “zeheb” olarak “ilk olarak” Ali İmran suresinde “iki kez ve iki farklı ayette” geçmektedir. Zuhruf suresinde de ALTIN (zeheb) kelimesi iki defa geçse de(53.ve 71.ayetlerde)asıl olarak “altın” kelimesine işaret etmek için geçmez. Zuhruf 53.de “altından bilezik” ve 71.ayette ise “altından tepsi” şeklinde sıfat tamlaması olarak kullanılır. Ali İmran suresindeki ayetlerde ise isim olarak altın kelimesi bulunur. Bu özellikler dikkate alınmasa bile, ALTIN (ZEHEB) kelimelerinin iki defa Kuran’ da geçtiği ilk surenin Ali İmran suresi olması yapacağımız tespitler için bu surenin ayetlerinin esas alınması için yeterli gerekçeyi oluşturmaktadır. Bu ayetler Ali İmran suresinin 14. ve 91. Ayetleridir.

    ALİ İMRAN SURESİ 14.Kadınlar, oğullar, yük yük ALTIN ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.

    ALİ İMRAN SURESİ 91.Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu ALTIN fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Yukarıda da bahsedildiği gibi Ali İmran suresinde ALTIN kelimesinin geçtiği ayetler 14.ve 91. ayetlerdi.
    Şimdi bazı basit matematik işlemleri yapalım:

    Bu ayetlerin numaraları arasındaki farkı bulalım:

    91-14=77

    Şimdi bunu Ali İmran suresinin toplam ayet sayısı olan 200 sayısından çıkaralım ve geriye kalan ayet sayısını bulalım.

    200-77=123

    Demek oluyor ki, Ali İmran suresinde ALTIN kelimesinin geçtiği bu iki ayet (14. ve 91.ayetler) 200 ayetten oluşan bu sureyi 77 ve 123 birimden oluşan iki bölüme ayırmaktadır.

    Peki bu 123 sayısı ile 200 sayısı arasında altın oran sayısı olan 1,618 ‘i ilgilendiren bir bağıntı var mıdır?
    200/1,618=123,…

    Ancak bu tarz çıkarımlarda bazı konularda itirazlar olabilmektedir. Örneğin, bu konuda 200 sayısının 123 e bölümünün 1,626… olacağı ve bunun da altın oran sayısı olan 1,618 den farklı olacağı ileri sürülebilecektir. Aslında zaten iki tamsayının oranlamasından 1.618… olan altın oran sayısına ulaşılamaz. Ancak buradaki asıl iddia ayet numaralarının temsil edildiği tam sayıların bölümünün tam olarak altın oran sayısını yani 1,618… i verdiği değildir. Asıl iddia, toplam ayet sayısının altın oran sayısına bölümünün tam sayı olan kısmının (123 sayısının) yani “altın” kelimesinin geçtiği 14.ve 91.ayetlerin 200 ayetlik sureyi bölümlediği iki kısımdan büyük olanının değerini verdiğidir. Sonuçta, tam sayılarla yapılan işlem ve çıkarımlarda iki tam sayının oranının net bir şekilde altın oranı vermesi mümkün değildir. Ancak surelerin sayı değerlerini geometrik şekillerle temsil edersek durum değişir..Hem zaten “altın oran” aritmetik büyüklüklerle değil, aslen geometrik büyüklüklerle ilgilidir.

    Şimdi , yukarıdaki bu matematiksel bağıntıyı pekiştirmek için geometrik şekil ile altın oran özelliklerini görelim:
    Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi,1. ayetten 200. ayete kadar bütün ayetleri temsil etmek üzere her bir bölümün numaralandırıldığı bir çember düşünelim. Bu çember üzerinde 14.ayetten geriye doğru 200/1,618= 123,60…birim ilerlediğimizde 91. ayeti temsil eden bölümün içinde 91,60.. değerini temsil eden noktaya gelinecektir.91 .ayetten ileriye doğru 123,60… birim ilerlediğimizde ise 14.ayeti temsil eden bölümün içinde 14,60.. değerini temsil eden noktaya gelinecektir. Yani sonuçta gelinen noktalar 14. ve 91. ayeti temsil eden bölümlerin dışında olmayacaktır.

    Bu yöntemle altın oranı araştırdığımızda 200/123,60=1,618 değerini yani altın oran sayısı olarak kabul edilen sayıyı net olarak verebilmektedir.
    Önemli Not:Altın oran sayısı tam olarak şöyledir.:1,618033988749894…(aslında “tam olarak” kelimesi de uyumsuz oluyor..çünkü sonsuza kadar devam eden bir sayı) Hiçbir iki tamsayının oranlaması gerçek altın oran sayısını vermez,veremez.. 1,618…’ i verir ancak 1,618033988749894… yı veremez.. örneğin 233/144=1,6180555555…şeklinde bir sonuç çıkar.Fibonacci dizisindeki iki ardışık sayının oranlaması da aynı şekilde 1,618… i verir,ancak 1,618033988749894… yı veremez.

    Şimdi de bahsettiğimiz ayetlerin sure numaraları ve ayet numaralarını bir arada değerlendirerek benzer bir işlem yapalım.

    Ali İmran suresi 3.suredir.14.ayeti sure numarasıyla birlikte 3-14 şeklinde,91 . ayeti ise 3-91 şeklinde gösterilir. Bu aşamada bu sayıları kendi aralarında toplayalım.

    3+1+4=8
    3+9+1=13

    Yukarıda bahsettiğimiz şekilde bu toplamları işleme tabi tutalım.

    13/1,618=8,0…

    Tüm bu işaretler “Altın Oran” ın Kuran-ı Kerim’de Ali İmran suresinin 14. ve 91 .ayetlerinde geçen “altın” kelimeleriyle mucizevi bir şekilde ortaya konulduğunu göstermektedir. Bunun yanında Kabe’nin bulunduğu Mekke’nin Dünyamızın altın oran noktası olduğuna dair iddianın dayanaklarından biri olan ayetin de Ali İmran suresi içinde(96.ayet) olması ayrıca dikkate değerdir.

  22. chatkıng
    08 Mart 2016, 02:08

    Altın Oran; Pi(π) gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1.618033988749894… dür. (noktadan sonraki ilk 15 basamak).
    Bu oranın kısaca gösterimi: şeklindedir.
    Altın Oran : 1.618033988749894… dür
    Bu demek oluyor ki; bir sayı ya altın orandır ya da altın oran değildir…
    Bu ön bilgiden sonra konuya giriş yapalım, belki altın oran çıkar belki altın orana yakın bir oran çıkar.
    Altın oran çıktığını kabul edelim bu oran kabe ile aynı enlem de olan bütün heryer için geçerli bir oran olur.
    Teknik meslek Lisesinde okumuş ve geometri görmüş birisi sadece pergel ve cetvel kullanarak bir uzaklığı % 1 hassaslıkda çizebilir.
    Bu video’da belirtildiği gibi Allah tarafından yapıldığı öne sürülen bir mucize varsa bırakın %1 hatayı mesela % 0,000000000000001 hata bile olmaması gerekmektedir.
    Videodaki iddaya göre bu kanı bilimseldir.Hatta kendiniz “Google Earth” programı ile bakabilirsiniz de demektedir.
    Bilimden bahsediyorsak; “Google Earth” yerine bilimsel verilerden yararlanmalıyız.
    Aklınızda soru işareti kalmaması için konuyu hem bilimsel hemde idda ettikleri gibi “Google Earh” programından inceleyeceğiz.
    1984 yılında internasyonal kabul edilen ve bütün GPS’lerde de (Global Positionin System) kullanılan WGS84 (World Geodetic System 1984) için; Resmi site ve Wikipedia bağlantılarından inceleyebilirsiniz.
    WGS84′ün resmi elipsoidi ile hesaplandığında
    Kuzey Kutup – Kabe arası uzaklık = 7632,1211 km
    Kabe – Güney Kutup arası uzaklı = 12371,7962 km
    İkisinin oranı ise = 1,621017…
    Bu enlem de Kabe’nin 21,25 km güneyinden geçer.
    Videoda da anlatıldıgı gibi belli bir hata payı söz konusu ve yukarıda da bu oranın Kabe’nin yaklaşık 20km güneye denk geldigini gördük(ki videoda bile belli bir noktaya göre değil belli bir alana göre hesaplanmış)
    Demek ki kutuplara göre hesaplanan bir noktanın altın oranda oldugunu iddaa edebilmek ya da bundan şüphelenebilmek icin bu noktanın 20km güneyinde veya 20 km kuzeyinde olmasına göz yumulabilir diye varsayarsak yaklaşık 21 derece enleminin etrafındaki 40 kmlik bir hat sözkonusu. Ki gözden kaçan aynı hattın güney yarım küredeki simetrigi de aynı altın oranı diğer kutba göre verecektir. Yani güney yarımküredeki 40 kmlik bir hat da hesabadahil………………………………………………………………………………………………………………….

    Kaba bir hesap yapıp, bu alanın yüzölçümünü bulursak;
    21 derece enleminin uzunlugu yaklasık 37200 km
    40*37200=1488000 km2
    Güney yarım küreyi de hesaba katalım :
    2*1488000=2.976.000 km2
    Yani dünya üzerindeki 2.976.000 km2′lik alandaki herhangi bir noktanın altın oranda olan “mucizevi” bir nokta oldugu iddaa edilebilir(!)
    Bu alanın toplam dünya yüzölçümüne oranı 2.976.000/510.000.000 = yaklaşık %0,6. Kaldı ki sadece ilk aklıma gelen olarak kabe farzedelim ekvator veya çevresinde olsaydı “işte dünyanın tam ortasında” diyerek bunun çok daha bariz bir özel nokta oldugu idda edilecekti. Uzatmayalım ekvator ve 20 km cevresini de hesaba katsak oran %1′e kadar çıkar.
    Dünya üzerindeki %1′lik bir alan “mucizevi” geometrik alanda düşünülebilecek yerlerdir. Ve bu bir dinin mucizeviliğini iddaa edebilmek için çok ama çok aciz bir rakam.
    …………..
    Şimdi, bilimsellikten sıyrılıp video’ da belirtildiği gibi “Google Earth” adlı programa…
    Google Earth’e göre ;
    A = KuzeyGüney =19981,53 km
    Ag = GüneyKabe = 12357,97 km
    Ak = KuzeyKabe = 7623,58 km
    A/Ag = 1,6168942
    Ag/Ak = 1,62101926
    Oysa phi = 1,61803398…
    Yani Phi’yi tutturamadık.
    “Google Earth’e” göre bu nokta Kabe’yi göstermediği gibi Mescid-i Haram sınırları içinde de değil.
    Yani; Resmi/Bilimsel rakamlara göre nede google earth adlı programa göre Kabe için “Altın Oran’dan” ve “Mucize’den” bahsedemeyiz.
    Videodaki fragmanda ki gibi sayı cambazlığı yapalım bakalım ;
    A ölçümünün doğru yapıldığından yola çıkarsak;
    Ak = A/(1+phi) = 7632,265313 km olması gerektiğini buluruz. Oysa Ak = 7623,58 km ölçülmüştü. Aradaki fark 8,685312 km
    Ag = A/phi = 12349,26469 km olması gerektiğini buluruz. Oysa Ag = 12357,97 km ölçülmüştü..Aradaki fark .8,70531277 km
    Ak ölçümünün doğru yapıldığundan yola çıkarsak:
    A = 19958,79156 km olması gerekirdi. Oysa A = 19981,53 km ölçülmüştü.. Aradaki fark -22,738444 km.
    Ag = 12335,21156 km olması gerekirdi. Oysa ben 12357,97 km ölçülmüştü.Aradaki fark -22,758444 km
    Ag ölçümünün doğru yapıldığundan yola çıkarsak:
    A = 19995,61549 km olması gerekirdi. Oysa A = 19981,53 km ölçülmüştü. Aradaki fark 14,085492 km.
    Ak = 7637,645492 km olması gerekirdi. Oysa ben 7623,58 km ölçülmüştü.Aradaki fark 14,065492 km
    Bunların hangisi doğru?
    Hiç birisi.
    Bu sayı cambazlıkları ile istenilen sayı doğru kabul edilip millete vaiz verilebilir.
    Yapabileceğiimiz en sağlıklı şey, temelinden başlayıp kendi hesabımızı yapmak.
    Minareyi çalan kılıfını hazırlamış zaten. Sayıların tam tutmadığını kendileri de görmiş ve züğürt tesellisi ile Kabe ve çevresini genişletmeye yeltenmişler.
    Son Olarak;
    Aynı enlem üzerindeki yüzlerce yerleşim yeri kendi boylamı için altın noktadır.
    Örneğin Küba şehri Camaguey k. kutbuna tam tamına 7631 km.

    Olay, bazı şarlatanların para ve/veya şöhret kazanmak için ortaya attığı bir yalandan başka bir şey değil.

  23. chatkıng
    08 Mart 2016, 02:09

    mucıze dıye ınsanlara masal anlatmayın .. yalan soylemeyın … yukarıdakı hesap bu mucıze yalanlarına verılen matematıksel bır cvptır..

  24. İslam in Altin Cagi
    02 Ağustos 2016, 11:23

    bilimsellikten soz edebiliyorsak bunu muslumanlara borcluyuz. bilimi felsefeden cikaran muslumanlardir. bunu deney ve gozlem teknigini bularak basardilar. yoksa tum varlik felsefi olurdu.

    • Alper SULUHAN
      03 Ağustos 2016, 12:27

      bilimde felsefede eski yunanda ortaya çıkmış ve günümüzden çok dah özgür şekilde ifade edilmiştir.ararştırırsanız çok örneklerine rastlayabilirsiniz. tabiki 800-900- 1000 li yıllarda müslümanlar bilim ve felsefede ilerlemişlerdir.sebebide eski yunandaki bu kitaplara erişimlerini sağlamış olmalarıdır. ama bu uzun sürmedi.islamdaki araştırma ve sorgulamaya duyulan şüphe ve önyargı bu gelişmeyi dizginlemiş ve sonra tamamen yok etmiştir. bugün birisi çıkıp bilim dese hemen geleneksel inanç merkezleri tarafından eleştiriliyor. yani bilimsellikten söz ediyorsak müslümanlara değil eski yunana borçluyuz. rönesansın temellinde de eski yunan vardır.felsefenin temelinde de eski yunan vardır. çünkü eski yunanda fikir ve düşünceler günümüzde bile olmayandan çok daha açık şekilde ifade ediliyordu.yani bilim ve felsefe düşünce ve ifade özgürlüğünün olduğu ortamlarda gelişir.buda malesef islamda yok. buna çok örnek verilir ama siz zaten biliyorsunuzdur.

  25. endülüs
    16 Ekim 2016, 10:19

    İber Yarımadasında kurulmuş Endülüs Emevi devletini iyi inceleyin.-Buradaki bilimin etkilerini Avrupa da göreceksiniz- Avrupa’nın bilim ve teknikteki gelişmelerine bakın.(Karanlık çağ dedikleri ortaçağı; Avrupa tarihi ve Türk-İslam tarihi ile mukayeseli okursanız hakikatler ortaya çıkar. Günümüz de durum malum o da ayrı mevzuu.

  26. Coptic
    06 Kasım 2016, 00:51

    ömer çelakıl vardı bi aralar ona benzemiş bu daskahsdlads

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: