Archive

Posts Tagged ‘mars’

Mars’taki ‘Delik’ Fenomeni

04 Aralık 2012 Yorum bırakın

Mars

Mars üzerinde, çok karanlık olmaları nedeniyle içleri görülemeyen siyah delikler keşfediliyor. Bu delikler, bir ihtimal, eğer varsa kızıl gezegende yaşamı koruyabilme olanağına sahip derin yer altı mağaralarının girişi olabilir mi? Yapılan her keşif, bilim insanlarını şaşkına uğratıyor ve Mars’ı incelemeye yönelik ilgiyi artırıyor.

Daha fazlasını oku…

Mars’ta Yaşam 1976’da Tespit Edildi!..

15 Nisan 2012 3 yorum

Bilim insanları, 36 yıl önce Mars’a düzenlenen Viking görevlerinde mikrobik yaşama dair güçlü kanıtlar elde edildiğini düşünüyor.

Mikrobik yaşam izlerine işaret eden geçmişteki testleri yeniden değerlendiren bilim insanları, 1976’da düzenlenen Viking-1 ve Viking-2 görevlerinde elde edilen numunelerde, Mars’ın yüzeyinde organik bileşenler olduğuna dair önemli bulgular elde etti.

Daha fazlasını oku…

Gökte Ararken Yerde Bulduk: Uzaylılar İçimizde

11 Kasım 2011 3 yorum

1984 yılında Antarktika’ya Mars’tan gelen bir meteorit düşüyor. Adı ALH84001. Bilim insanları bu gökcismini incelediklerinde üzerinde bir mikroorganizmanın fosiline rastladılar. Bu, daha önce insan vücudunda ve İsviçre’de bir travertendeki kayaçlarda teşhis edilen nanobakteri adlı mikroorganizmaydı.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilim, Bilinmeyen

Dünya, Mars ve Venüs’ten Daha Hızlı Atmosfer Kaybediyor

07 Haziran 2011 Yorum bırakın

Bunun Küresel Isınma İle İlgisi Yok 

Bunun failleri solar rüzgar olarak bilinen şey olarak Güneşten püskürtülen yüklü parçacık akımlarıdır. Araştırmacılar son zamanlarda Dünya’nın kendi atmosferini Venüs ve Mars’tan daha fazla kaybettiğini keşfetmekten şaşkına döndüler, bunun manyetik alanlarda önemsiz etkileri var.  

California Üniversitesi’nden jeofizik ve uzay fiziği profesörü Christopher Russell, “Solar rüzgarın Venüs ve Mars ile etkileşimi oldukça basit” diyor. “Rüzgar gelir, bir manyetik alan taşır, bu manyetik alan gezegenin iyonosferini sarmalar. İyonosfer sürüklenerek götürülür”

Bu gezegenimizin manyetik kalkanının, bir zamanlar inanıldığı gibi sağlam koruyucu bir örtü olmayabileceği anlamına geliyor.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Astronomi - Uzay, Bilim

Evrende Zeki Hayat

29 Mayıs 2011 Yorum bırakın

Canlılık konusu, aslında dünyayla sınırlı bir olgu değildir. Genel anlamda canlılık konusu evrensel bir olgudur. Bunu dünya gibi, evrende toz zerresi kadar olan bir uzaysal obje ile sınırlamak çok dar bir görüş olur. Çünkü bugüne kadar yapılan araştırmaların sonucunda elde edilen bilgiler, belgeler, gözlemler ve araştırmalar bunu söylemektedir. Kısaca uzaysal bilgilerimizi hatırlayacak olursak Galaktik ölçüleri veya Güneş sistemi ile ilgili ölçüleri göz önüne getirirsek bir de dünyanın boyutlarını göz önünde tutarsak görürüz ki, şu an üzerinde yaşadığımız dünya gezegeni bu boyutlar ölçüsünde hemen hemen hiç durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla bu küçücük ölçüler içine canlılık gibi evrensel bir olguyu sığdırmak, sıkıştırmak ne kadar doğru olur? Çünkü şu anda dünya dışı canlılıkla ilgili pek çok belge, gözlem, araştırma ve hatta tarihsel bulgular bulunmaktadır. Bu bilgiler ışığında ortaya çýkan sonuç Evrende yalnız olmadığımız yönündedir. Dünya dışı canlılık konusu bir olasılık değildir. Dünya dışı canlılığın yaygınlığı söz konusudur. Evrenlere dağılmış olması söz konusudur. Hatta çok değişik şuur düzeylerindeki varlıklar evrenlere yayılmış vaziyettedir.

Daha fazlasını oku…

Venüs Neden Ters Döner?

21 Mayıs 2011 7 yorum

Güneş ve Ay’dan sonra en parlak gök cismi olan Venüs’ün diğer gezegenlerin aksine olarak doğudan batıya doğru dönmesi konusunda Üniversite Bilimi Venüs’ün bir uyduya sahip olmamasından dolayı ters döndüğünü söyleyerek konuyu geçiştirmeye çalışır. Bu konuda fikir beyan edenler teori öne sürenleri  “outsider”  olarak nitelendirerek aforoz eder.  İnsanoğluna yüzyıllar boyunca Dünyanın uydusunun Ay olduğunu söyleyen fakat Ay’ın dünyadan daha eski bir gezegen olduğunu gizleyen bu yapı gerçek astronomik bilgileri kendinde tutmak ister.

Daha fazlasını oku…

Şeytan Roma’nın Şeytansız Dünyası

20 Mayıs 2011 Yorum bırakın

https://i1.wp.com/spqr360.com/images/article_images/third_punic_war.jpg

Yüzyıllar boyunca ve özellikle Rönesantan günümüze batı ideolog ve tarihçileri Roma’ya gönderme yaparak kendi idealleri uğruna ahlaksızca çarpıtmalar yapmış , bu çarpıtmalar ile yaratmış oldukları sanal dünyalarına sahte kökenler icad etmişlerdir. Ortaya sahte bir Roma İmgelemi çıkararak Romalı gibi poz veren XIV Louis ve Napolyondan, Musolini ve Hitlere yeni Romaların yaratıcıları ortaya çıkmıştır. Bu yeni Roma yaratıcılarının listesi oldukça uzundur.

Batının kendine yeni Roma yaratma endişesi sadece liderler ilede sınırlı kalmamıştır. Bir Roma Villasını andıran Versailles ‘ten Berlindeki Wilhelm Almanyasının devlet binalarına, Washington’daki Capitol ve Beyaz Saraya kadar bir dolu sahte Romalı binası inşa edilmiş, eğitimden sanata kadar yeni Romacılık (Neo-Klasizm) etkisini göstermiştir.  İşin dahada komik olan yanı ise Hıristiyanlığa geçiş yapan Bizansın Roma Ruhunu ( –  Bireysel ibadet yasağı – tek tanrıcılığın olmaması ), açıkça yok saymasını görmezden gelerek bu işlerin yapılmasıdır.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Diğer, Kültür, Tarih