Arşiv

Posts Tagged ‘çin’

İlahi Dinlerde Cinler

28 Mayıs 2018 1 yorum

 

https://insanveevren.files.wordpress.com/2018/05/jin1a.jpg?w=683&h=372

Cin “Belli başlı dinlerde, zaman, mekân ve sebep-sonuç ilişkisine dayanan maddî dünya ile madde dışı ya da ruhî dünya arasında ilişki sağladığına inanılan varlıklar ya da güçler” diye tarif edilmektedir. Yahudi ve Hıristiyan dinlerinde çoğunlukla iyi varlıklar olarak görülen meleklerin karşısında yer aldıklarına ve kötülüğü simgeleyen şeytan tarafından yönlendirildiklerine inanılmaktadır. Bununla birlikte Batı folklorunda daha zararsız görülen cinler de vardır. Doğuda, eski dinlerde ve yazısız kültürlerde ise bu ayırım daha az belirgindir, cinler kötü olabilecekleri gibi, bazı durumlarda iyi varlıklar da olabilirler.

Daha fazlasını oku…

Reklamlar

Druidler ve Periler

07 Mayıs 2018 1 yorum

https://insanveevren.files.wordpress.com/2018/05/druids.jpg?w=595

Kelt Kültürü

Bir soydan çok bir soyla birlikte bir kültür oluşturan Keltler, Kafkas bölgesindeki diğer Hint-Avrupa halkları gibi türedi. Plutarch, Keltlerin Kırım’dan geldikleri görüşünü savunur. Bazıları Balkan yarımadasına dağıldı, diğerleri Alpler’e ulaştı ve sonunda Roma’da toplandılar. Ama oradan kovuldular ve geriye kalanlar Orta Anadolu’ya göç ederek Galatya olarak bilenen ülkeyi kurdular. Diğerleri Danimarka ve Almanya’ya ulaştı, ancak Cermenlerce buradan sürüldüler. Bugünün Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’una girenler daha başarılıydı ve başlangıçta Romalıların Galya olarak bildigi Seine ve Garonne nehirlerinin arasında kalan bölgeye yerleştiler. Diğerleri, bugünkü Kuzey İspanya ve Portekiz’e yerleştiler. İspanya, Portekiz, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’dan Büyük Britanya ve İrlanda’ya geçtiler.

Daha fazlasını oku…

Türklerde Doğaüstü Varlık İnançları

22 Haziran 2011 2 yorum

Türk halkbilimindeki sözlü gelenekler içinde insanların hayatını etkileyen, inançlarla yakından bağlantılı, olağanüstü nitelikler taşıyan, gizli güçlere sahip oldukları kabul edilen, ancak ne oldukları pek bilinmeyen varlıklarla ilgili pek çok anlatı vardır. Bu anlatıların değerlendirilmesi, insanımızı anlamaya, onun hangi düşünce ortamında yaşadığını bilmeye, tanımaya hizmet eder.

Hem doğu hem batı kültürlerinde görülen ve inanç alanının ortak tasarladığı kimlikler diyebileceğimiz bu varlıklar, atasözü ve deyimlerimizde;‘cin fikirli, cin gibi aklı olmak, cin çarpmak, cini tepesine çıkmak, cinleri başına toplanmak, cinlerin cirit oynaması, cin başka şeytan başka, cin tutana bir muska kafidir, cadı kazanı, cadı suya batmaz, perisi alçak’ gibi ifadelerle yer alırken masallara da konu olmuşlardır. Ancak bu çalışmada cin – peri masalları ele alınmamış, onların ayrı bir inceleme konusu yapılması düşünülmüştür.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Diğer, Kültür

Güneş ve Yerküre Bağlantısı: Schumann Rezonansları

05 Haziran 2011 2 yorum

 

Güneş ve Yerküre Bağlantısı – 1

Schumann Rezonansları

Güneş ve Yerküre arasında kuvvetli bir bağlantı vardır. Yerküre içinde dönen eriyik demir çekirdek tarih boyunca dalgalanmakta olan manyetik bir alan üretir. Yerkürenin manyetik alanının kuvveti, 1800’lerin ortasında ölçülmeye başlandığından bu yana, her yüzyılda yaklaşık %5 oranında durmadan azalmaktadır.

Güneş, manyetik alanının dramatik şekilde değiştiği 11 yıllık bir döngüye sahiptir. Özellikle solar maksimum sırasında, oluşan güneş lekeleri ve güneş patlamaları güneş sistemine güçlü madde ve enerji patlamaları püskürtür. Yerküre uzaya 563 kilometre erişen bir hava baloncuğu ile çevrelenmiştir ve bu baloncuğun içinde iyonosfer bulunur. Solar rüzgâr yerkürenin güneşe bakan tarafındaki manyetik alanı yassılaştırarak ve onu rüzgarın estiği yöne gerdirerek Yerkürenin manyetik alanıyla etkileşir, bu “magnetotail (manyeto kuyruk)” denen şeye neden olur (NASA’ya ait olan aşağıdaki resme bakınız). Solar rüzgar saniyeler kadar kısa periyotlarda değişir. Güneş patlaması olduğu zaman ve ilgili manyetik alan Yerkürenin manyetosferine eriştiğinde, yüksek enerjili parçacıklar solar rüzgardan manyetosfere geçebilir, auroralar oluştururlar ve jeomanyetik fırtınaya neden olurlar, bu da manyetik alan çeşitliliği yaratır ve içinde bulunan şeyleri etkiler.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Astronomi - Uzay, Bilim

Eski Yunanda Cinler

28 Mayıs 2011 1 yorum

https://insanveevren.files.wordpress.com/2011/05/syracusemuseumterracottarelief625-600bc.jpg?w=293

Folklorik anlamda “cin” teriminin karşılığını, Eski Yunan mitolojisinde “daimon” olarak buluyoruz. İşler ve Günler adlı eserinin Soylar Efsanesi bölümünde (106-201), ölümsüz tanrıların peşpeşe beş insan soyunu yarattığını söyler Hesiodos. Titanların en ulusu olan tanrı Kronos, ilk insan soyunu topraktan değil de altın madeninden yaratmış. Bu ilk soy, tanrılar gibi dertsiz belasız, büyük bir mutluluk içinde uzun bir dönem yaşamışlar. Vakitleri tamam olunca da tatlı uykulara dalarak hu­zur içinde ölmüşler. İkinci soy ise altından daha az değerli olan gümüş madeninden yaratılmış. Fakat, ilk soy gibi değilmiş bunlar. Ergin çağa geldiklerinde taşkınlıklar yapmaya başlamışlar. Bu sırada babası Kronos’u tahtından devirip yerine geçen Olympos’daki tanrı Zeus, gümüş soylu insanların kendisine gereken saygıyı göstermemesine çok öfke­lenmiş ve hepsini yerin dibine gömmüş.

Daha fazlasını oku…

Çin’deki Mumya Türklere mi Ait?

27 Mayıs 2011 Yorum bırakın

Çin’in yasakladığı mumya Asya’nın sırlarını saklıyor

Asya’nın binlerce yıl öncesine uzanan gizemli geçmişine ışık tutan bir mumya, Çin’in politik engelleri nedeniyle ABD’de gösterileceği sergiden aniden çıkartıldı. Bu gelişme, Asya’nın kökenleri hakkında büyük sırlar saklayan mumyanın üzerindeki tartışmaları tekrar gündeme getirdi.

Pekin’in sergilenmesinden rahatsız olduğu mumya 3,800 yaşında. Buna rağmen yarı açık gözlerindeki uzun kirpikleri düzgün biçimde korunmuş ve çok iyi durumdaki uzun saçları omuzlarına düşüyor.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Engizisyon: Tarihçesi, Amaçları, Uygulamaları, Yöntemleri

21 Mayıs 2011 Yorum bırakın

İznik konseyinde tartışılan önemli konulardan  bir taneside daha önce hakkında dolaylı göndermeler yapılan Şeytan’dır.  Felsefi terimlerle varoluşun özünden önce varolan Şeytan hakkında bir teori yoktur.  Konsiller bu eksikliği kısmen gidermeye çalışmışlar , koseyi örgütleyen Constantinus için önemli teoriler ayıklanmış , kendisini imparatoru ilan ettiği Hristiyanlığın her yöne dağılmasının önüne geçerek Musa dinine varmasını engellemiştir.

İznik Konseyi disipliner bir toplantıdır. Konsey için tehlikeli bir Şeytan kavramı öne süren Arianusculuğu dışlamıştır. Konsey sonrasında ” Doğrulmuş, yapılmamış ” sözleriyle özetlenen Baba ile oğul düşüncesiyle tartışmalara son verilerek tutanaklar konseye katılanlara imzalatılır. Bu tutanakları imzalamayı red eden Arianusculuğun babası Arius ve iki piskopos, iki Ptolemais ve Marmarisli Theonas derhal aforoz edilerek kapanış törenlerine davet edilmez. Genç Kilise Şeytanın İsa yaratısı olmadığına karar vermiştir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Tarih