Arşiv

Posts Tagged ‘çin’

Türklerde Doğaüstü Varlık İnançları

22 Haziran 2011 2 yorum

Türk halkbilimindeki sözlü gelenekler içinde insanların hayatını etkileyen, inançlarla yakından bağlantılı, olağanüstü nitelikler taşıyan, gizli güçlere sahip oldukları kabul edilen, ancak ne oldukları pek bilinmeyen varlıklarla ilgili pek çok anlatı vardır. Bu anlatıların değerlendirilmesi, insanımızı anlamaya, onun hangi düşünce ortamında yaşadığını bilmeye, tanımaya hizmet eder.

Hem doğu hem batı kültürlerinde görülen ve inanç alanının ortak tasarladığı kimlikler diyebileceğimiz bu varlıklar, atasözü ve deyimlerimizde;‘cin fikirli, cin gibi aklı olmak, cin çarpmak, cini tepesine çıkmak, cinleri başına toplanmak, cinlerin cirit oynaması, cin başka şeytan başka, cin tutana bir muska kafidir, cadı kazanı, cadı suya batmaz, perisi alçak’ gibi ifadelerle yer alırken masallara da konu olmuşlardır. Ancak bu çalışmada cin – peri masalları ele alınmamış, onların ayrı bir inceleme konusu yapılması düşünülmüştür.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Diğer, Kültür

Güneş ve Yerküre Bağlantısı: Schumann Rezonansları

05 Haziran 2011 2 yorum

 

Güneş ve Yerküre Bağlantısı – 1

Schumann Rezonansları

Güneş ve Yerküre arasında kuvvetli bir bağlantı vardır. Yerküre içinde dönen eriyik demir çekirdek tarih boyunca dalgalanmakta olan manyetik bir alan üretir. Yerkürenin manyetik alanının kuvveti, 1800’lerin ortasında ölçülmeye başlandığından bu yana, her yüzyılda yaklaşık %5 oranında durmadan azalmaktadır.

Güneş, manyetik alanının dramatik şekilde değiştiği 11 yıllık bir döngüye sahiptir. Özellikle solar maksimum sırasında, oluşan güneş lekeleri ve güneş patlamaları güneş sistemine güçlü madde ve enerji patlamaları püskürtür. Yerküre uzaya 563 kilometre erişen bir hava baloncuğu ile çevrelenmiştir ve bu baloncuğun içinde iyonosfer bulunur. Solar rüzgâr yerkürenin güneşe bakan tarafındaki manyetik alanı yassılaştırarak ve onu rüzgarın estiği yöne gerdirerek Yerkürenin manyetik alanıyla etkileşir, bu “magnetotail (manyeto kuyruk)” denen şeye neden olur (NASA’ya ait olan aşağıdaki resme bakınız). Solar rüzgar saniyeler kadar kısa periyotlarda değişir. Güneş patlaması olduğu zaman ve ilgili manyetik alan Yerkürenin manyetosferine eriştiğinde, yüksek enerjili parçacıklar solar rüzgardan manyetosfere geçebilir, auroralar oluştururlar ve jeomanyetik fırtınaya neden olurlar, bu da manyetik alan çeşitliliği yaratır ve içinde bulunan şeyleri etkiler.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Astronomi - Uzay, Bilim

Eski Yunanda Cinler

28 Mayıs 2011 1 yorum

https://insanveevren.files.wordpress.com/2011/05/syracusemuseumterracottarelief625-600bc.jpg?w=293

Folklorik anlamda “cin” teriminin karşılığını, Eski Yunan mitolojisinde “daimon” olarak buluyoruz. İşler ve Günler adlı eserinin Soylar Efsanesi bölümünde (106-201), ölümsüz tanrıların peşpeşe beş insan soyunu yarattığını söyler Hesiodos. Titanların en ulusu olan tanrı Kronos, ilk insan soyunu topraktan değil de altın madeninden yaratmış. Bu ilk soy, tanrılar gibi dertsiz belasız, büyük bir mutluluk içinde uzun bir dönem yaşamışlar. Vakitleri tamam olunca da tatlı uykulara dalarak hu­zur içinde ölmüşler. İkinci soy ise altından daha az değerli olan gümüş madeninden yaratılmış. Fakat, ilk soy gibi değilmiş bunlar. Ergin çağa geldiklerinde taşkınlıklar yapmaya başlamışlar. Bu sırada babası Kronos’u tahtından devirip yerine geçen Olympos’daki tanrı Zeus, gümüş soylu insanların kendisine gereken saygıyı göstermemesine çok öfke­lenmiş ve hepsini yerin dibine gömmüş.

Daha fazlasını oku…

Çin’deki Mumya Türklere mi Ait?

27 Mayıs 2011 Yorum bırakın

Çin’in yasakladığı mumya Asya’nın sırlarını saklıyor

Asya’nın binlerce yıl öncesine uzanan gizemli geçmişine ışık tutan bir mumya, Çin’in politik engelleri nedeniyle ABD’de gösterileceği sergiden aniden çıkartıldı. Bu gelişme, Asya’nın kökenleri hakkında büyük sırlar saklayan mumyanın üzerindeki tartışmaları tekrar gündeme getirdi.

Pekin’in sergilenmesinden rahatsız olduğu mumya 3,800 yaşında. Buna rağmen yarı açık gözlerindeki uzun kirpikleri düzgün biçimde korunmuş ve çok iyi durumdaki uzun saçları omuzlarına düşüyor.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Engizisyon: Tarihçesi, Amaçları, Uygulamaları, Yöntemleri

21 Mayıs 2011 Yorum bırakın

İznik konseyinde tartışılan önemli konulardan  bir taneside daha önce hakkında dolaylı göndermeler yapılan Şeytan’dır.  Felsefi terimlerle varoluşun özünden önce varolan Şeytan hakkında bir teori yoktur.  Konsiller bu eksikliği kısmen gidermeye çalışmışlar , koseyi örgütleyen Constantinus için önemli teoriler ayıklanmış , kendisini imparatoru ilan ettiği Hristiyanlığın her yöne dağılmasının önüne geçerek Musa dinine varmasını engellemiştir.

İznik Konseyi disipliner bir toplantıdır. Konsey için tehlikeli bir Şeytan kavramı öne süren Arianusculuğu dışlamıştır. Konsey sonrasında ” Doğrulmuş, yapılmamış ” sözleriyle özetlenen Baba ile oğul düşüncesiyle tartışmalara son verilerek tutanaklar konseye katılanlara imzalatılır. Bu tutanakları imzalamayı red eden Arianusculuğun babası Arius ve iki piskopos, iki Ptolemais ve Marmarisli Theonas derhal aforoz edilerek kapanış törenlerine davet edilmez. Genç Kilise Şeytanın İsa yaratısı olmadığına karar vermiştir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Tarih

Dünya’nın Kara ve Beyaz Enerji Akımı: Ley Hatları

16 Mayıs 2011 3 yorum


Dünya’nın kendine özgü doğal bir gücü ve enerjisi bulunuyor. Dünya her şeyi ile yaşayan bir organizma gibi düşünülür ve havası, toprağı, mineralleri, suyu, canlıları ile bir bütün olarak görülürse, onun bioelektrik enerjisinin varlığı yadsınmaz. İnsan bedenini saran sinir sisteminde akan enerji gibi, dünya yüzeyi altında da negatif ve pozitif radyasyon akımları var. Bunlar, yerin jeolojik yapısının elektriksel girdabından doğuyor ve enerji ağları olarak dünya’yı sarıyor. İşte bu; bir tür “Yaşam Gücü”dür.

Bu güç alanlarına ‘’Ley Hatları’’ adını veren Arkeolog Alfred Watkins olmuş. Antik haritalarda, önemli yapıların hep ayni hatlarda hizalanarak dönem dönem üst üste yapılandığını görmüş. Bu durumda, insanların topraktan akan enerji akımını tıpkı Akupunktur yönteminde olduğu gibi belirlemeye çalıştıkları ortaya çıkıyor. Watkins’e göre, ley hatları düz ve paralel bir şekilde yürüyordu. Böylece İngiltere’de yer alan birçok hattı belirledi. Stonehenge anıtı gibi (MÖ.2300) özel dikilmiş taşlarla, eskinin yapıtları bu gizemli enerjinin belirgin noktaları veya radyo alıcıları gibiydi. Aslında insanların, onlara uğurlu gelmeyen, sıklıkla kaza, hastalık ve sıkıntılara uğradıkları bir yerden taşındıklarında rahatladıklarını biliriz. Zira o mekan, onlara negatif gelen bir radyasyon akımı üzerindedir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen

Saklı Tarih: Geçmişin Gizlenen Bilgeliği

13 Mayıs 2011 3 yorum

abidos1

ATALARIMIZIN GİZLENEN TEKNOLOJİSİ

Uçak, helikopter, zeplin, planör ve denizaltı. Kabartmada her şey gayet açık gözüküyor, değil mi?
Ama Abydos’un gizemli kabartması nedense kamuoyundan gizlenilmeye çalışılıyor. Mısır makamları, Turistlerin gezi kapsamından o hiyeroglifleri bilinçli bir biçimde kaldırmış, ancak editörümüz Hasan gibi konu hakkında bilgisi olanların kendi özel meraklarıyla görebilecekleri bir kabartma haline gelmiş. Bir de yanlış anımsamıyorsam editörümüz, oradaki görevlilere sorduğunda, görevliler “sonradan kendi kendine ya da birileri tarafından biçim verilerek, o uçan cisimlerin kabartmada belirdiği” gibi uydurma yanıtlar vermişler.

Nedense birileri insanlığın bazı bilgileri edinmesini engelliyor, engelleyemedikleri bilgileri ise zamanla unutturmaya çalışarak veya önemini küçülterek etkisiz hale getirmeye çalışıyor.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih