Archive

Posts Tagged ‘platon’

Bir Milyon Ton Bakır

05 Aralık 2012 10 yorum

“İnsanlığı yok eden çok farklı felaketler olmuştur ve olacaktır; bunların en büyüğünü ateş ve su yapmıştır”

PLATON, TIMAIOS

Atlantis. Hiçbir ad, binlerce yıl sonra, dünya üzerindeki milyonlarca insanda bu kadar çağrışım yapmamıştır. O, kimli­ğini bir uzay mekiğine ödünç verdi. Önemli filmlerde ve televiz­yon programlarında konu edildi. Sulara gömülmüş bir ülke hak­kında şimdiye kadar yayınlananlardan çok daha fazla sayıda ye­ni kitap ortaya çıkıyor. Ayrıca bu konuda yayınlanan, tahmini 2.500 makale ve dergi yazısı da var. Gelenekçi bilim adamları­nın yanında anılması ya da kayıp şehirle ilgili belli bir temel önerme bile, “yalancı manyakların” empatiyle mahkûm edilme­lerini sağlamaya yeterli. Ama bir yüzyılı aşkın süren resmi muhalefete rağmen, çoğunluğu bağımsız araştırmacılardan oluşan uluslararası bir çevrenin yoğun ilgisi kadar, insanların Atlantis’ten büyülenmeleri de, onun bir zamanlar gerçek olduğuna da­ir genel inanışın sağlamlığını gösteriyor.

Daha fazlasını oku…

Hermes, Hermesçilik ve Kökeni

01 Temmuz 2011 Yorum bırakın

İ.S. 390 yılında İskenderiye’deki Serapis Tapınağı ve hemen yanıbaşındaki Büyük İskenderiye Kitaplığı Hıristiyanlar tarafından yıkıldı. İ.S. 415 yılında ise ünlü filozof ve matematikçi Hypatia, bir Hıristiyan keşişler grubu tarafından öldürüldü. Bu iki ayrı olay, yüz yıllar süren Mısır inançlarının sona erdiğini ve “Karanlık Çağlar”ın başladığını gösteriyordu.
Ne yazık ki kimi tarihçiler bu olayları, içerdikleri Hıristiyan etkisini görmezden gelerek, Helen akılcılığına karşı Doğu fanatizminin birer baş kaldırışı olarak yorumladılar. Oysa olayları çıkaranlar, Mısırlı Hıristiyanlardı ve Mısır o günlerde Roma İmparatorluğunun uzun zamandan beri Hıristiyanlaşmış bir eyaletiydi.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Diğer, Tarih

Ciritias Diyalogları

11 Haziran 2011 Yorum bırakın

Platon’un Timaeus ve Critias adlı dialogları Atlantis’in mevcudiyetinden kesin olarak bahsedilen tek yazılı kayıtlardır. Dialoglar Sokrates, Hermo Crates, Timaeus ve Critias arasında geçen konuşmalar şeklindedir. Timaeus ve Critias, Sokrates’in ideal toplumlar hakkında yapmış olduğu bir konuşmaya “hayal ürünü olmayan gerçek bir hikaye” ile katılmaya karar verirler.

Hikaye Platon’un 9000 yıl öncesinde antik Atina ve Atlantis arasındaki savaş hakkındadır. Uzak geçmişe ait bilgiler Platon’un Atina’da yaşadığı zamana kadar unutulmuş, Atlantis’in hikayesi Solon’a Mısır’lı rahipler tarafından aktarılmıştır. Solon hikayeyi Dropes’e yani Ciritias’ın büyük büyük babasına aktarmıştır. Critias hikayeyi kendisiyle aynı ismi taşıyan büyük babasından öğrenmiştir. Aşağıda yazılı olan dialoglar Platon tarafından aşağı yukarı M.Ö. 360 yılında yazılmış ve ingilizceye tercüme edilmiştir

Daha fazlasını oku…

Eski Yunanda Cinler

28 Mayıs 2011 1 yorum

https://insanveevren.files.wordpress.com/2011/05/syracusemuseumterracottarelief625-600bc.jpg?w=293

Folklorik anlamda “cin” teriminin karşılığını, Eski Yunan mitolojisinde “daimon” olarak buluyoruz. İşler ve Günler adlı eserinin Soylar Efsanesi bölümünde (106-201), ölümsüz tanrıların peşpeşe beş insan soyunu yarattığını söyler Hesiodos. Titanların en ulusu olan tanrı Kronos, ilk insan soyunu topraktan değil de altın madeninden yaratmış. Bu ilk soy, tanrılar gibi dertsiz belasız, büyük bir mutluluk içinde uzun bir dönem yaşamışlar. Vakitleri tamam olunca da tatlı uykulara dalarak hu­zur içinde ölmüşler. İkinci soy ise altından daha az değerli olan gümüş madeninden yaratılmış. Fakat, ilk soy gibi değilmiş bunlar. Ergin çağa geldiklerinde taşkınlıklar yapmaya başlamışlar. Bu sırada babası Kronos’u tahtından devirip yerine geçen Olympos’daki tanrı Zeus, gümüş soylu insanların kendisine gereken saygıyı göstermemesine çok öfke­lenmiş ve hepsini yerin dibine gömmüş.

Daha fazlasını oku…

Atlantis’in Bilimsel Kanıtları

23 Mayıs 2011 1 yorum

,

11,000 sene önce büyük bir uygarlık var mıydı? Bu uygarlık hemen hemen hiç iz bırakmadan yok oldu mu? Böyle bir olay şüphesiz insan belleğinde derin bir iz bırakırdı. Felaketten kurtulanlar çocuklarına o korkunç günleri anımsatırdı, onlarda aynı şekilde çocuklarına anlatırlardı. Atlantis öyküsünün kalıntılarını dünyanın her tarafında görmekteyiz. Kimi yerlerde Avalon, Asgard, Aztlan, Aden gibi kayıp ülkeler öykülerde, efsanelerde yer alır, kimi yerlerde doğrudan doğruya tufan anlatılır. Ancak efsaneler kendi başlarına yeterli değildir. Bunları destekleyecek bilimsel kanıtlar da gereklidir. Gerçi bu yazıyı yaklaşık on yıl önce yazdık ve bu arada bu yazıda bulunmayan çok ilginç yeni kanıtlar ortaya çıkmıştır. Vakit bulursak ileride bunları da ilave ederek revizyona tabi tutarız.

Platon Atlantis’te sıcak ve soğuk suların yerden fışkırdığını yazmıştı. Bu olay volkanik bölgelerde olduğu gibi, Atlantis dağlarının su üstünde kalmış tepeleri olduğu varsayılan Azor adalarında da görülür. Platon, Atlantis’te kırmızı ve siyah taşlardan duvarlar inşa edildiğini yazmıştı, halen bu renklerde volkanik taşlar Azor kıyılarında görülür. Ayrıca insanların dünyanın yassı olduğunu ve denizin (Atlas Okyanus) dünyanın sonundan boşluğa aktığı inanıldığı bir devirde, Amerika kıtasının keşfinden 2000 bin yıl önce, Platon açıkça Amerikan kıtalarının varlığını dile getiriyordu.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

Şeytan Roma’nın Şeytansız Dünyası

20 Mayıs 2011 Yorum bırakın

https://i1.wp.com/spqr360.com/images/article_images/third_punic_war.jpg

Yüzyıllar boyunca ve özellikle Rönesantan günümüze batı ideolog ve tarihçileri Roma’ya gönderme yaparak kendi idealleri uğruna ahlaksızca çarpıtmalar yapmış , bu çarpıtmalar ile yaratmış oldukları sanal dünyalarına sahte kökenler icad etmişlerdir. Ortaya sahte bir Roma İmgelemi çıkararak Romalı gibi poz veren XIV Louis ve Napolyondan, Musolini ve Hitlere yeni Romaların yaratıcıları ortaya çıkmıştır. Bu yeni Roma yaratıcılarının listesi oldukça uzundur.

Batının kendine yeni Roma yaratma endişesi sadece liderler ilede sınırlı kalmamıştır. Bir Roma Villasını andıran Versailles ‘ten Berlindeki Wilhelm Almanyasının devlet binalarına, Washington’daki Capitol ve Beyaz Saraya kadar bir dolu sahte Romalı binası inşa edilmiş, eğitimden sanata kadar yeni Romacılık (Neo-Klasizm) etkisini göstermiştir.  İşin dahada komik olan yanı ise Hıristiyanlığa geçiş yapan Bizansın Roma Ruhunu ( –  Bireysel ibadet yasağı – tek tanrıcılığın olmaması ), açıkça yok saymasını görmezden gelerek bu işlerin yapılmasıdır.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Diğer, Kültür, Tarih

Hz.Nuh ve Nuh Oğulları

19 Mayıs 2011 4 yorum

NUH VE NUH OĞULLARI

Genelde, insan tarihinin 10,000 sene önce biten son buzul çağın gerilemesiyle başladığı inanılır, tabii burada taş devrinden başlayan yükselişten söz ediyoruz. Atlantis’in olması gerektiği çağda dünyanın büyük kısmı buzlarla örtülü olmalıydı. Bu buzlar hemen hemen Kanada’nın ve Kuzey Avrupa’nın çoğunu kapladığı gibi Güney Amerika’nın bazı kısımlarını örtüyordu. Demek oluyor ki, dünyanın etrafında ince bir kuşak uygarlığı barındıracak durumdaydı. Aslında dünyanın şimdiki durumu bundan iyi olmakla beraber yine de, onun yuvarlak oluşu ideal iklim açısından güneşi bazı yerleri fazla, bazı yerleri az ısıtmaya ve aydınlatmaya yol açıyor. Ancak, buzul çağı ile ilgili bilmediğimiz birçok şey vardır. Buzul çağların neden olduklarını bilim adamları saptayamamıştır. Bir takım hipotezler ortaya atılmıştır. Güneşte periyodik olarak ısı gücün azaldığı veya güneş sistemi zaman zaman soğuk alanlara girdiği ortaya atılmıştır. Ayrıca son buzul çağında tropik iklimlerin bitki ve hayvan çeşitlerinin bulunması iklim kuşaklarının yer değiştirdiği tezini güçlendiriyor.

Daha fazlasını oku…