Arşiv

Posts Tagged ‘inka’

Kara Divan – Karanlık Zamanlar Kayıp Uygarlıklar

13 Mayıs 2013 9 yorum

Karanlık Zamanlar Kayıp Uygarlıklar

Bu kitabın içeriği geçmişle alakalı. Tek bir geçmiş mi var, geçmiş sabit mi; hepsini biliyor muyuz? Bize göre geçmişin büyük bir kısmı kurgu, yani karanlık zamanlar, kayıp uygar­lıklar. Bir önceki yüzyıla kadar Truva’nın bile Atlantis gibi sadece efsane olduğu düşünülüyordu. 1868’de Alman Heinrich Schliemann tarafından yapılan kazılar sonucu Truva’nın gerçek olduğu anlaşıldı.

Mısır dili ve tarihi üzerine çalışmalar henüz iki yüz yıllık. Sümer tabletleri üzerine yapılan çalışmalar da bir yüz yıl öncesinden günümüze kadar ancak yoğunlaştı. Bunları söylü­yoruz çünkü tarihin derinliklerinin aydınlanmış olmamasın­dan dolayı, ‘bu kesin doğru diye kabul etmememiz lazım.

Tarih konusunda şunu bilmeliyiz;

Daha fazlasını oku…

Reklamlar

Ezoterik Dünya Tarihi

29 Nisan 2012 2 yorum

Gezegenimizin  bilinen tarihi arkeolojik verilere dayanır. Hepimizin bilinen tarih ile ilgili genel bilgilerimiz vardır ama ya bilinmeyen/ezoterik tarihi?
Binlerce yıldır kuşaktan kuşağa kadim öğretiler ve bilgelik okulları ve öğretiler aracılığıyla aktarılan ezoterik tarih şu an için bilinmeyen bir tarih ama ya gelecek bu tarihi doğrulayacak yeni olaylara ve oluşumlara hazırlanıyorsa?

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

İç Dünya İle İlgili Mit ve Efsaneler

14 Haziran 2011 4 yorum

Birçok dini yazılar, efsaneler ve mitolojilerde dünya kabuğunun altında bir dünya olduğundan bahsedilir. Örneğin, Sümer ve Babil dönemi efsanevi kahramanı Gılgamış, atası Utnapiştim’i aramak için dünyanın içine gider. Orfeus, Eurydike’nin ruhunu ararken yer altı dünyasına inmişti. Dyonisos bir mağarada beslenmişti. Jüpiter bir mağarada doğmuştu, Hermes veya Adonis de aynı şekilde bir mağarada dünyaya gelmişlerdi.

“Boş dünya” ile ilgili eski efsaneler, dünyanın içinde muhtelif dev yaratıklar, cinler, küçük insanlar ve barışçı insanımsı yaratıkların yaşadıklarından söz eder.

Daha fazlasını oku…

Atlantis ve Ademoğulları

18 Mayıs 2011 1 yorum

“Ben Hazreti İdris’e dedim ki, etrafımda dolanan bir ruh gördüm. Bana atalarımdan olduğunu belirterek ismini söyledi. Onun ölüm tarihini sordum, bana kırk bin sene önce olduğunu söyledi. Bizim inançlarda Adem’in ne zamanlar yaşadığını sordum. O da, `Hangi Adem’i soruyorsun, Yakın olan Adem mı?’ diye sordu. Hazreti İdris Buyurdu ki, `Doğrudur …’ “

İbn’ül Arabi, Fütühat-ı Mekkiyye (1)

ADEM VE ADEMOĞULLARI

Adem, üç semavi din tarafından ilk insan olarak bilinir. Fars-Sanskrit kökeninde bulunan “adamas” sözcüğü Türkçe’de “adam”, erkek olarak yerleşmiştir (2). Bu gösteriyor ki Adem sözcüğü oldukça yaygındır. İbranice’de “kızıl toprak” anlamına gelen Adem, ilk insanın Kızılderili olduğu kanısını uyandırmıştır. Ayrıca, Atlantaloglar arasında Atlantis’in toprağının verimli, voklanik ve demir oksitli oluşundan dolayı kırmızı renkte olduğunu düşünenler de var. Kızılderili, Amerika’nın keşfinden çok önce Grekler tarafından (Atlantisliler gibi) deniz ulusları olan Finikelilere ve Giritlilere denilirdi. Fenikeli (Phoinikia) Grekçe’de Kızılderili anlamına gelir. Ayrıca Mısırlılar kendilerinin aslen Kızılderili olduklarını söylerdi. Blavatsky’e göre, “Gizli Doktrin öğretir ki, Ad-i ilk konuşan insanlara verilen adını… Adam, Sanskritçe Ada-Nath’dır, ve Ad-İswara gibi ilk önder anlamına gelir. Aynı şekilde Ad (ilk)’le başlayan her hangi bir Sanskrit sözcük bu anlamı içerir” (3)

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

Agartha ve Şamballah (Shangri-La)

08 Mayıs 2011 Yorum bırakın

(Temsili Resim)

Agarta ve Şambala , teozofik ve ezoterik kaynaklara göre önceki “devre” nin sonlarına doğru Mu ve Atlantis’ ten göç eden bilim-rahipleri tarafından kurulmuş yeraltı organizasyonlarıdır.
Önceleri beşeriyetle açık temas halinde olan bu organisazyon, bu “devre” nin koşullarından ötürü gizlenme gereği görmüş ve ikamet yeri olarak birbirinden tünellerle bağlanan, dağlar içindeki yeraltı kentelerini tercih etmiştir. Agarta, dünya insanlığının tekâmülüne sorumluluk sahibidir. İlahi Hiyerarşi’ ye hizmet eder. Dünyanın Efendisi ve “Kutup” olarak ifade edilen ve “Brahatma” veya “Brahitma” adıyla belirtilen Agarta’ nın lideri, Dünya’ ya sevk ve idare eden İlahi Hiyerarşi’ nin fizik âlemdeki temsilcisidir. Rene Guenon’ a göre tradisyonlarda “Kutsal Dağ”, “Dünyanın Merkezi” olarak ifade edilen yer, dünyanın tüm geçmiş, yitik kıtalara indirilmiş dinler ve kozmik öğretiler, Agarta arşivinde kayıtlıdır ve birçok peygamber (Musa, İsa), dinlerini kurmadan önce, bu arşivleri incelemişlerdir ki, bazıları burada “inisiyasyon” dan da geçmiştir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

Atlantis’in İzinde

04 Mayıs 2011 Yorum bırakın
https://insanveevren.files.wordpress.com/2012/12/atlantis-03.jpg?w=600

ÇOĞU ARAŞTIRMACIYA GÖRE, günü­müzden yaklasık 11.000 yıl önce, Kuzey Afrika, Mısır’ın batısı ve İspanya’dan Kuzey İtalya’ya kadar Avrupa, Atlantis’in egemenli­ğindeydi. Bu büyük kıta, Herakles Sü­tunları’nın batısına (Cebelitarık Boğazı) kadar olan bir bölgeyi kapsıyordu. Atlantisli­ler Deniz Tanrısı Poseidon’un soyundandı. Bu Tanrı, ölümlü bir kadınla birleşmişti. Bir kıta kadar büyük olan ada, adını mitoloji kahra­manı Atlas’tan almıştı. Atlas Poseidon’un oğullarından biriydi.

Tarihi
Atlantis’in bir zamanlar var olduğunu kabul eden araştırmacılara bakılırsa, bu kıtanın tarihi şöyle: Atlantis binlerce yıl bolluk ve zenginlik içinde yaşadı. İçlerindeki Tanrısal özellik kuşaklar boyu sürdü. Erdemden başka her şeyi küçümsediler. Fakat zamanla o Tanrısal özellik yavaş yavaş kaybolmaya başladı. İşte o zaman hırs ve güç tüm benliklerini kapladı.

Komşularla savaş
Atlantisliler Avrupa ve Asya’da bulunan komşularına savaş açtılar. Saldırıya uğrayan­lar, özellikle Yunanlıların önderliğinde karşı
koydular. Bunların başında eski Atinalılar geliyordu. İşte bunun içindir ki, Atlantis konusunu ilk kez ortaya atan kişinin bir Ati­nalı olan İ’.ö. 4. yüzyılda yaşamış Eflatun olması hiç şaşırtıcı değildir.
O zamanlar eski Atina, cesareti ve asker­likteki ustalığıyla ünlüydü. Helenlerin de önderiydi. Bazıları bu birlikten ayrılırlar. Kalanlar ise yalnız başlarına savunmayı üst­lendiler. Atina çok büyük tehlikeler geçirdi. Ama sonunda istilacıları yendi. Bir müddet sonra da Atlantis’te büyük depremler ve sel felaketleri oldu. Atlantis adası da denizin derinliklerinde kayboldu …

Binlerce yıllık arşivler

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis

[Belgesel] Atlantis Gerçekmi?

30 Nisan 2011 Yorum bırakın

Atlantis insanlık tarihinin en büyük muammasıdır…
Efsane şöyle baslar; zamanımızdan 11.500 yıl kadar önce genellikle bir çoklarının Atlas Okyanusunda olduğunu iddia ettikleri bir kıta varmış. Bu ülke insanlığın, özellikle beyaz-Ari ırkın doğduğu ve çok üstün bir uygarlığa yükseldiği bir adaymış. Büyüklüğü Libya ye Asya (Anadolu)’nın toplam alanından daha genişmiş. Burada Güneş’e tapan bir dini ve teknolojide çok gelişmiş bir ilmi benimsemiş, çok yüksek kültüre sahip ve çok uygar bir millet yaşarmış… Atlantisliler, Avrupa, Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ve Orta Amerika kıyılarına yaptıkları seferler ile ora halklarına bu uygarlıklarını aşılamış ve koloniler tesis etmişlerdi.

Buyrun İzleyelim:

Daha fazlasını oku…