Arşiv

Posts Tagged ‘piramit’

Mısır Piramitleri Betondanmı Yapılmış ?..

25 Aralık 2011 4 yorum

Turizm sektörüne milyarlarca dolar kazandıran bu tarihi yapıları “gizemli” tutmak, sadece tur şirketlerinin ve tüccarların çıkarınadır.

Oysa Mısır piramitlerine dair sorular hâlâ gündemde. Bu taşları nasıl kesmişler? Bu koca kaya parçalarını uzak mesafelerden nasıl taşımışlar? Bu taşları yükseğe nasıl kaldırmışlar? Bu taşları mükemmel bir şekilde üst üste nasıl yerleştirmişler?   Bu sorular bugün Mısır piramitleri için sunulan geleneksel teorinin cevaplayamadığı sorulardır. Bildiğimiz (öğretilen) tek şey bu yapının, taş ocaklarında koca kaya parçalarından kesilmiş ve yontulmuş ağır bloklardan yapıldığıdır.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Dünya’nın Kara ve Beyaz Enerji Akımı: Ley Hatları

16 Mayıs 2011 3 yorum


Dünya’nın kendine özgü doğal bir gücü ve enerjisi bulunuyor. Dünya her şeyi ile yaşayan bir organizma gibi düşünülür ve havası, toprağı, mineralleri, suyu, canlıları ile bir bütün olarak görülürse, onun bioelektrik enerjisinin varlığı yadsınmaz. İnsan bedenini saran sinir sisteminde akan enerji gibi, dünya yüzeyi altında da negatif ve pozitif radyasyon akımları var. Bunlar, yerin jeolojik yapısının elektriksel girdabından doğuyor ve enerji ağları olarak dünya’yı sarıyor. İşte bu; bir tür “Yaşam Gücü”dür.

Bu güç alanlarına ‘’Ley Hatları’’ adını veren Arkeolog Alfred Watkins olmuş. Antik haritalarda, önemli yapıların hep ayni hatlarda hizalanarak dönem dönem üst üste yapılandığını görmüş. Bu durumda, insanların topraktan akan enerji akımını tıpkı Akupunktur yönteminde olduğu gibi belirlemeye çalıştıkları ortaya çıkıyor. Watkins’e göre, ley hatları düz ve paralel bir şekilde yürüyordu. Böylece İngiltere’de yer alan birçok hattı belirledi. Stonehenge anıtı gibi (MÖ.2300) özel dikilmiş taşlarla, eskinin yapıtları bu gizemli enerjinin belirgin noktaları veya radyo alıcıları gibiydi. Aslında insanların, onlara uğurlu gelmeyen, sıklıkla kaza, hastalık ve sıkıntılara uğradıkları bir yerden taşındıklarında rahatladıklarını biliriz. Zira o mekan, onlara negatif gelen bir radyasyon akımı üzerindedir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen

Çin; Türk Piramitleri ve Mu

11 Mayıs 2011 63 yorum

Çin’in Xi’an kenti yakınlarında Uygur medeniyetinden kalma piramitler bulunmaktadır. Fakat bu piramitlerin üzerine belli olmasınlar diye yaprakları dökülmeyen ağaçlar ekilmiştir, tabiki sebebide Çin tarihi ile yakında ilgi ve alakası bulunmayan bu piramitlerin ortaya çıkmasını engellemek. Aslında bilen tarihçiler biliyor velakin Çin yönetimi bu eserlerin varlığını bilen kişilerin çoğalmasını istemiyor.
Başta da belirtildiği gibi Çinlilere ait değil bu piramitler. Eğer onların olsaydı şimdiden tertemiz hale getirip turizm rant ve gelirleri elde etme yolunda reklamlar yapıyor olurlardı. Asıl korku Uygur Türklerinin varlığı ve o piramitlerin Uygur Türk tarihine ait olması.Ve bu piramitler içinde bir piramit varki Beyaz Piramit olarak adlandırılıyor, özelliği ise dünyanın en büyük piramiti olması ama tarih kaynaklarında da en büyük piramit olarak geçmiyor çünkü yapı Uygur Türk’ünün yapısı ve hala Çin yönetimi tarafından gizlenmekte.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Chichén Itzá – El Castillo: Kukulkan Piramidi

11 Mayıs 2011 Yorum bırakın

Chichén Itzá, Mexico (Meridyen 20°40’N | Enlem 88°32’W)
Chichen-İtza Yucatan yarımadasını en fazla ziyaret edilen arkeolojik kalıntısıdır. Bu onun son derece güzel ve değişik mimarisiyle coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır. Bulunduğu mahal Meksika’daki Yucatan eyaletinde Merida şehrine 120 km mesafededir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Kültür, Tarih

Maya Uygarlığı’nda Mimari

07 Mayıs 2011 Yorum bırakın

Şehircilik

https://i1.wp.com/upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5f/Mayapan_Panorama.JPG/800px-Mayapan_Panorama.JPG

 

 

Mayapan Kenti (Yucatan)

Maya mimarisi doğal özelliklerden belirli bir derecede yararlanma yoluna gitmiştir. Örneğin, bazı Mayalar, yayılma özelliği gösterek büyük kentlere dönüşecek yapılarını Yucatan’ın kuzeyindeki kireç taşından oluşan ovalarda inşa ederken, bazı Mayalar da kule ve tapınaklarının yüksekte olmasını istediklerinden, bunları topoğrafyanın doğal sınırlarını kullanarak Usumacinta ırmağı civarındaki tepelerde kurmuşlardır. Ayrıca, ne kadar piramit kurmuşlarsa, bir o kadar da yapay ve doğal mağaraları kullanmışlardır. Hatırı sayılır derecede önemli piramitlerden yoksun olmakla birlikte, Mayalar’ın en büyük sarayını içeren Cancuén kentini çevreleyen dağlar, mağaralarla doludur; bu yüzden kente büyük bir piramit inşa etmeye gerek görmemişlerdir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Kültür, Tarih

Orion Takımyıldızı ve İnsanoğlu : Kesişen Geçmiş

05 Mayıs 2011 1 yorum

Orion Takımyıldızı, Ekvator bölgesinde, çıplak gözle bakıldığında dört tanesi dörtgen, Orion kuşağı denilen üç tanesi de bu dörtgen içinde eğik bir çizgi üzerine sıralanmış toplam yedi yıldızdan oluşur. İnsanlık tarihinin yolu, bu takımyıldızı ile bir çok kez kesişmiştir. Neredeyse ilk çağlardan beri her zaman Güneş, Ay, Merkür veya Venüs gibi gözümüzün önündeki gök cisimleri kadar insanlığın dikkatini çekmiştir.
Örneğin neden yapıldığı hala gizemini koruyan ve pek çok spekülasyona konu olan Güney Amerika’da ki Nazca çölünde yere kazınmış çok çeşitli dev figürlerden biri olan örümcek motifinin Orion Takımyıldızının yer küredeki temsili olduğu iddia edilmektedir. Antik Yunan mitolojisine göre Orion, Poseidon’un oğludur. Her zaman köpeği ile gezen büyük bir avcıdır. Yakışıklılığı ve kadınlara düşkünlüğü ile ün salmıştır. Hera’yı kıskandıracak kadar güzel karısını kaybettikten sonra, misafir olduğu Oinopion’un kızı Merope’yi baştan çıkarmaya kalkışmıştı, Oinopion da bunun üzerine onu kör etti. Daha sonra Eos tarafından kaçırılan Orion’u, bakire tanrıça Artemis bir akrebe sokturarak öldürdü. Akrep, ödül olarak burçlar arasında yerini aldı. Orion’a gelince, o da gökyüzünün karşı yanında bir takım yıldız haline gelmiş; köpeği ise Sirius yıldızı olmuştur. Sirius’un aynı zamanda Köpek Yıldızı olarak da anılması bu sebepledir.

Daha fazlasını oku…

Atlantis’in İzinde

04 Mayıs 2011 Yorum bırakın
https://insanveevren.files.wordpress.com/2012/12/atlantis-03.jpg?w=600

ÇOĞU ARAŞTIRMACIYA GÖRE, günü­müzden yaklasık 11.000 yıl önce, Kuzey Afrika, Mısır’ın batısı ve İspanya’dan Kuzey İtalya’ya kadar Avrupa, Atlantis’in egemenli­ğindeydi. Bu büyük kıta, Herakles Sü­tunları’nın batısına (Cebelitarık Boğazı) kadar olan bir bölgeyi kapsıyordu. Atlantisli­ler Deniz Tanrısı Poseidon’un soyundandı. Bu Tanrı, ölümlü bir kadınla birleşmişti. Bir kıta kadar büyük olan ada, adını mitoloji kahra­manı Atlas’tan almıştı. Atlas Poseidon’un oğullarından biriydi.

Tarihi
Atlantis’in bir zamanlar var olduğunu kabul eden araştırmacılara bakılırsa, bu kıtanın tarihi şöyle: Atlantis binlerce yıl bolluk ve zenginlik içinde yaşadı. İçlerindeki Tanrısal özellik kuşaklar boyu sürdü. Erdemden başka her şeyi küçümsediler. Fakat zamanla o Tanrısal özellik yavaş yavaş kaybolmaya başladı. İşte o zaman hırs ve güç tüm benliklerini kapladı.

Komşularla savaş
Atlantisliler Avrupa ve Asya’da bulunan komşularına savaş açtılar. Saldırıya uğrayan­lar, özellikle Yunanlıların önderliğinde karşı
koydular. Bunların başında eski Atinalılar geliyordu. İşte bunun içindir ki, Atlantis konusunu ilk kez ortaya atan kişinin bir Ati­nalı olan İ’.ö. 4. yüzyılda yaşamış Eflatun olması hiç şaşırtıcı değildir.
O zamanlar eski Atina, cesareti ve asker­likteki ustalığıyla ünlüydü. Helenlerin de önderiydi. Bazıları bu birlikten ayrılırlar. Kalanlar ise yalnız başlarına savunmayı üst­lendiler. Atina çok büyük tehlikeler geçirdi. Ama sonunda istilacıları yendi. Bir müddet sonra da Atlantis’te büyük depremler ve sel felaketleri oldu. Atlantis adası da denizin derinliklerinde kayboldu …

Binlerce yıllık arşivler

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Mu ve Atlantis