Arşiv

Posts Tagged ‘Mezopotamya’

Ortadoğu’nun Saklı Tarihi

25 Nisan 2012 Yorum bırakın

Ortadoğu’nun 8000 Yıllık Saklı Tarihi

Son iki yüz yılın arkeolojik dağılım haritalamaları, antik yerleşim alanlarını teker teker tespit ederek haritalamaya dayanıyordu. Ancak artık uzaktan görüntüleme teknolojileri devrim niteliğinde yeni bir anlayış getiriyor.

Uydu görüntüleme kullanılarak gerçekleştirilen ve geçen hafta Proceedings of National Academy of Sciences dergisinde yayınlanan bir araştırma insanlığın Mezopotamya’daki ilk büyük yerleşkelerinin sırlarına ışık tuttu. Uydu görüntülemeye dayanan bu yeni teknolojilerin arkeoloji ve antropolojide yeni bir çığır açması bekleniyor.

Daha fazlasını oku…

Reklamlar
Kategoriler:Bilim, Bilinmeyen, Tarih

Boğa Kültü ve Sembolizm

10 Eylül 2011 3 yorum

Torların ülkesi, boğaların ve yüksek yerlerin ülkesi; ışıkların ülkesi olarak bilinen yerdir Anadolu. Çatalhöyük’ten güneye bakınca, adını kutsal boğadan alan Toros Dağları’nın gözlenebilmesinin; eski uygarlıkların yüksek yer tutkusu ve yüksek yerlere kutsal merkezler inşa etmelerinin, vahiy sisteminin yüksek dağlarda vuku bulmasının ve Şanlıurfa Göbeklitepe’de 12 bin yıl önce elle yapılmış olan tepenin Anadolu topraklarında olmasının bir anlamı olmalıdır.

Taurus dağları yani Boğa Dağları (Binboğa Dağları da deniliyor), Akdeniz bölgesini baştanbaşa Hatay, Antakya ve Suriye’ye kadar uzanan dağlardır.

Daha fazlasını oku…

21 Ciltlik Mezopotamya Sözlüğü

28 Haziran 2011 4 yorum

 

21 ciltlik sözlük uygarlığın doğuşunu aydınlatıyor. Antik Mezopotamya dili ve onun Babil ve Asur diyalektleri son 2 bin yıldır kimse tarafından konuşulmuyor.

Antik Mezopotamya dili ve onun Babil ve Asur diyalektleri son 2 bin yıldır kimse tarafından konuşulmuyor. Ancak son iki yüzyıldır kil tabletleri ve taş yazıtları deşifre eden bilim insanları bu dili yeniden canlandırmak konusunda büyük yol kat etti. Geçenlerde yayınlanan 21 ciltli Mezopotamya sözlüğü, Chicago Üniversitesi araştırmacılarının 90 yılını aldı. Bu dil Milattan Önce 24’üncü yüzyılda dünyanın ilk imparatorluğunu kuran Akad Kralı Büyük Sargon tarafından konuşuluyordu.M.Ö. 17’nci yüzyılda dünyanın ilk kanunlarını hazırlatan Babil Kralı Hammurabi’de aynı dili konuşuyordu. Dünyanın ilk edebi eseri Gılgamış Destanı da bu dilde yazılmıştı. Büyük ihtimalle Babil Kralı 2’nci Nebukadnezar da bu dili kullanarak evini özleyen eşini rahatlatmak için ünlü asma bahçeleri inşa edeceğini söyledi. Bu dili kullananlar girişimcilik, sulama, tarım ürünlerinin ticareti ve kehanetlerin nasıl okunacağını açıklayan kil tabletler hazırladı.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Kültür, Tarih

Gılgamış Destanı’nda Tufan

29 Mayıs 2011 1 yorum

Ey Tanrıların büyük üstadı, ey yiğit Enlil!
Ben, büyük Tanrıların gizini açığa vurmadım! Bilge kişi haberi düşünde almış…
O, böylece tanrıların gizini öğrendi.
Şimdi onun için bir karar vermek sana düşer!

(Gılgameş Destanı’ndan)

Bir zamanlar Dünya üzerinde yaşanmış olan büyük tufandan bahseden en eski metinlerden biri, Sümerlilerin “Gılgamış Destanı”na aittir.

Gılgamış Destanı, Mezopotamya’daki Uruk Kenti’nin efsanevi rahip kralı Gılgamış üstüne yazılmış mitolojik bir metindir. Ve geçen yüzyıla gelinceye dek unutulmuş bir çağın ürünüdür. Yüzyılımızda arkeologlar yorulmak bilmez bir çalışmayla Ortadoğu’nun kumlara ve sırlara gömülü kentlerini birer birer ortaya çıkartmaya giriştiler. O döneme kadar Nuh ile İbrahim Peygamber arasında geçen uzun sürenin tarihi yalnız Tevrat’taki “Tekvin Bölümü”nün 6. ve 9. Babları arasında anlatılıyordu. Gılgameş Destanı, bizi yeniden o çağlara geri götürmektedir.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Kültür, Tarih

Babil Kayıtlarında Marduk

11 Mayıs 2011 2 yorum

‘Nineveh ve Babil Yıldız gözlemcilerinin Raporları’ adlı belgeye ve Zecharia Sitchin’in söz etmediği, ama oldukça kritik önem taşıyan bir başka astronomi kaydına, Marduk’un göklerde izlediği yola ilişkin başka ipuçları veren kısa bir paragrafa göz atalım:

Marduk, ortaya çıktığı anda

Umunpauddu’dur

İki saat (?) yükseldiğinde Sagmigar olur

Meridyen geçişini yaparken de

Nibiru’dur

Daha fazlasını oku…

Ur Şehri

10 Mayıs 2011 2 yorum

Günümüzde Tel-El Muhayer olarak isimlendirilen Ur şehrinde yapılan kazılarda ele geçirilen medeniyet kalıntılarının en eskisi MÖ 7000′li yıllara kadar uzanmaktadır. İnsanların ilk uygarlık kurdukları yerlerden birisi olan Ur şehri, tarih boyunca birçok medeniyetin birbiri ardına gelip geçtiği bir yerleşim bölgesi olmuştur.

Ur şehrinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan arkeolojik bulgular, buradaki medeniyetin çok büyük bir sel felaketi sonunda kesintiye uğradığını, daha sonra zaman içinde tekrar yeni uygarlıkların meydana çıkmaya başladığını göstermektedir. Leonard Woolley, British Museum ve Pennsylvania Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen bir kazı çalışmasına da başkanlık etmiştir. Sir Woolley’in kazıları Bağdat ile Basra Körfezi arasındaki çölün ortalarında gerçekleşti. Reader’s Digest dergisinde Woolley’in kazıları şöyle anlatılmaktadır:

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Tarih

Astronomi Tarihi

09 Mayıs 2011 1 yorum

Astronomi en eski bilim dallarından biridir. Bu nedenle genelde bilim tarihi büyük ölçüde astronomi tarihinden oluşur. Astronomi tarih öncesi dönemlerden bu yana gelişmesi sırasında matematik, fizik gibi başka birçok bilim dallarının da gelişmesine neden olmuştur. Ay ve Güneş tutulmaları, yıldız yağmurları, gök taşı düşmesi, kuyruklu yıldız görünmesi gibi birçok ilginç olay insanların dikkatini astronomik olaylara çekmiş, bu tür olayların sistematik bir şekide izlenip kayıtlarının tutulması ve kayıtların yorumlanarak sonuçlar çıkarılması astronominin gelişmesini sağlamıştır.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Astronomi - Uzay