İstanbul Efsaneleri

15 Nisan 2014 Yorum yapın

Bir varmış, bir yokmuş… Allah’ın kulu çokmuş. ‘Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken; eşek mühürdar, katır silahtar iken; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; yaranı safa, kızıştı kafa, ak sakal, kara sakal, berber elinden yeni çıkmış bir taze sakal… ‘Kasap olsam sallayamam satırı, nalbant olsam nallayamam katırı, hamama girsem sorarmıyım natırı, nadan olan bilmez ahbap hatırı. ‘Dereden geldim, tepeden geldim, sandığa girdim bir de ne göreyim, köşede bir hanım oturuyor. Şöyle ettim, böyle ettim, hanım yerinden kalktı, yüzüme baktı, çıktık birlikte yola, ne sağa saptık, ne sola… Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik, bir de arkamıza baktık ki bir arpa boyu yer gitmişiz… Ne dönülür geri, ne gidilir ileri, sana bir masal söyleyeyim bari gel beri…

‘Bir varmış, bir yokmuş. ‘Diyarların en güzeli, efsanelerin sultanı bir Şehr-i İstanbul varmış…

Devamını oku…

Çalıntı Kıtalar

07 Nisan 2014 1 yorum

 

Bu kitap Kristof Kolomb hakkında değildir. Onun dahi ya da aptal, haydut ya da aziz, iyi bir denizci ya da şanslı olup olmadığıyla pek ilgilenmiyorum. Amerika kıtasına ayağını basan ilk Avrupalı olup olmadığıyla ya da ne yaptığını bilip bilmediğiyle de ilgilenmiyorum. Vikingler Atlantik’i ondan 500 yıl önce geçmişlerdi; üstelik Kolomb 1506’da öldüğünde, ulaştığı yerin Asya olduğunu sanıyordu hâlâ. Bunlar önemli değil. Kristof Kolomb 1492’de Avrupa’dan Amerika’ya varmamış olsaydı, çok geçmeden başka bir Avrupalı aynı şeyi yapacaktı. Kolomb Meydanı’na, İngiliz Kolombiyası’na ve Kolombiya Cumhuriyeti’ne başka bir Avrupalının adı verilecekti. Kolomb’la ilgili olarak önemli olan, Amerikan yerlisinin gözünde, onun başka bir kıtadan başlayan yolculuğunun, de­nizden felaket getiren bir işgal olmasıydı.

Devamını oku…

Kategoriler:Tarih

Yeryüzü Gizemleri

06 Nisan 2014 Yorum yapın

 

Dünyanın pek çok yerinde eski kültür ve medeniyetlerin kalıntılarına rastlanabilir. İngiltere, büyük taş kütleleriyle oluşturulmuş çemberler ve binlerce yıllık geçmişe sahip diğer yapılarıyla bu konuda oldukça şanslı bir ülkedir. Amerika’da da Arizona’daki kaya evleri gibi tarih öncesi kültürlere ve kızılderili kültürlerine ait kalıntı örneği çoktur. Güney Amerika’da ise Eric von Daniken’in dünyadışı varlıklar tarafından yapıldığını düşündüğü millerce uzunluktaki Nazca Çizgileri dikkat çekicidir, ilginç olan şey eski çağlardan kalma bu tür gizemli yapıların günümüzde hala insan zihnine meydan okuyor olmasıdır. Yerküre gizemleri araştırmaları arkeolojinin mistik kız kardeşidir, bununla birlikte gücünü farklı kollardan alır.

Devamını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Biyolojik Savaş ve Biyosilahlar

23 Mart 2014 Yorum yapın

Kimse bilmezdi gerçekte ne olduğunu, olan bitene hastalık demişlerdi sadece. Kim bilir belki de hastalıkları tanrılar veriyordu; üzerine gittik. Zamanla öğrendik o ufak canlıları, hastalıklara bakış açımız da değişti ya da daha az korkuyorduk artık. Zamanla bizim sözümüz geçmeye de başlamıştı. Hastalıkları yenebiliyorduk ya da birbirimize hastalıklarla saldırabiliyorduk. İnsanlığın gelişimini kim durdurabilir; laboratuvarlar kurduk, hastalıklar üretmeye başladık. Silahlarımız vardı, hastalık saçıyordu. İnsanlık hiç diyor mudur kendine, keşke bilmeseydik gerçeği diye?

Devamını oku…

Kategoriler:Bilim, Tarih

Arkeometri: Geçmişi Ölçmek

24 Şubat 2014 1 yorum

 

Temelleri 1958’lerde Oxford Üniversitesinde atılan bu yeni bilim dalı, son on yılda kendisine gerekli oları zemini ancak elde edebilmiştir.

Arkeometri sözlük anlamı itibarıyla arkeolojide ölçme ve değerlendirme gibi kelimelerle ifadelendirilirken, gerçek amacı ve anlamı pozitif bilimlerin sosyal bilimlerle yardımlaşmasıdır. Genel anlamda tarifi arkeoloji ile fizik ve doğal bilim­ler arasında bir ortak yüzey temin etme konusu, arkeometrinin kendisiyle anlam kazanmıştır. İşte bu rol, arkeolojik verileri fiziksel ve kimyasal metotlarla matematiksel modellendirme, istatiksel analizle bilgi edinme ve teknolojik değerlendirilme­lerle hayata geçirilmiştir. Bu anlamda arkeometrinin hayatımıza girmesi ve onunla tanışmamız, ülkemizde 1990’larda mümkün olabilmiştir.

Devamını oku…

Kader DNA’nın Neresinde?

23 Şubat 2014 1 yorum

DNA’larımızın içinde ne zaman kanser olacağımızı, ne zaman hastalanacağımızı, ne zaman iyileşeceğimizi belirleyen gizli şalterler var! DNA’da  gizli temel bir komut sistemi olduğu ve işe yaramadığı sanılan hurda DNA’ların, asıl genleri programladığı ortaya çıktı.  

DNA ve Genler

Hücrelerimizde çok sayıda DNA taşırız. Genetik bilgi bir dil gibidir. Alfabemizdeki harfleri bir araya getirerek kelimeleri, sonra da kelimeleri birleştirerek cümleleri, sonra paragrafları ve kitapları yazarız. DNA’da:

Devamını oku…

Kategoriler:Bilim, Bilinmeyen

Ergenekun’un Yeri

09 Şubat 2014 Yorum yapın

Eski Türk yurdu ve coğrafyası üzerine şimdiye kadar çok değişik fikirlerin ortaya atıldığı bir gerçektir. Yani Türklerin ana yurdu meselesi çok tartışılmış ve hâlâ da tartışılmaya devam ediyor. Biz de, zaman zaman çeşitli yazılarımızda ve kitaplarımızda kısmen de olsa bu konu üzerinde durmaya çalıştık.228 Bununla beraber eski Türk vatanı veya ana yurdu hususunda bizim görüşümüz Selenge ve Orkun Irmakları kıyıları olması gerektiği yo­lundadır.229

Kaynak:

Türk Destanlarına Giriş, S. 155-159

Prof. Dr. Saadettin Gömeç

Devamını oku…

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 502 takipçiye katılın