Ele Geçirilemeyen Efsane: Oak Adası Hazinesi

19 Mayıs 2014 13 yorum

Orada olduğu biliniyor fakat çıkarılamıyor

1795 yılında Kanada’da Oak Adası’nda gömülü bir hazinenin bulunduğu söylentisi duyuldu. O günden beri define avcıları, hazineyi bulmak için yaşamlarını ve servetlerini harcadılar. Aşağıda, sarfedilen çabaları ve definenin neden bulunamadığı anlatılıyor.

1795 Yılının bir yaz günü, Daniel McGinnis adlı 16 yaşında bir delikanlı, Mahone Körfezi’ni kanosuyla geçiyordu. McGinnis, Nova Scotia’nın güney kıyısındaki Mahone Körfezi’nde bir adada kıyıya çıktı. Körfezin güneydoğu kıyısı açıklarındaki bu adayı neden seçtiğini kendisi de bilmiyordu. Çünkü, yakında başka adalar da vardı. Belki de, McGinnis adanın farklılığından etkilenmişti. Oak (Meşe) Adası, adını, tüm adayı kaplayan sık kızıl meşe ormanından almıştı.

 

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Mitolojiden Gerçeğe Doğru: Atlantis Efsanesi

21 Nisan 2014 3 yorum

 

Bugün Atlantis, şairler, romantikler, hayalperestler için yitirilmiş bir cennet, keşfedilmemiş bir El Dorado, mükemmel bir ütopya… Yarın bilimin konusu olacak mı?

Keşfedilmemiş El Dorado

Atlantis efsanesi, tarih bo­yunca meydana gelen değişikliklerden fazla etki­lenmedi. Platon, doğumundan 9000 yıl önce var olmuş ve yanardağ patlamasıyla suya gömül­müş Atlantis’i zengin biçimde betimlemişti. O zamandan beri, Atlantis uygarlığı pek çok yazarın, şairin, ressa­mın ve bilim adamı­nın hayallerini süsle­di. Atlantis’in gerçek bir ülke olduğunu öne süren 70’ten faz­la kitap var. Bunların arasında, 17. yüz­yılda yaşamış İngiliz filozof Francis Bacon’ın Yeni Atlantis adlı kitabını özellikle anmak gerekiyor. Bacon, Atlantis’i Kuzey ve Güney Amerika ile ilişkilendirmişti.

Daha fazlasını oku…

İstanbul Efsaneleri

15 Nisan 2014 Yorum bırakın

Bir varmış, bir yokmuş… Allah’ın kulu çokmuş. ‘Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken; eşek mühürdar, katır silahtar iken; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; yaranı safa, kızıştı kafa, ak sakal, kara sakal, berber elinden yeni çıkmış bir taze sakal… ‘Kasap olsam sallayamam satırı, nalbant olsam nallayamam katırı, hamama girsem sorarmıyım natırı, nadan olan bilmez ahbap hatırı. ‘Dereden geldim, tepeden geldim, sandığa girdim bir de ne göreyim, köşede bir hanım oturuyor. Şöyle ettim, böyle ettim, hanım yerinden kalktı, yüzüme baktı, çıktık birlikte yola, ne sağa saptık, ne sola… Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik, bir de arkamıza baktık ki bir arpa boyu yer gitmişiz… Ne dönülür geri, ne gidilir ileri, sana bir masal söyleyeyim bari gel beri…

‘Bir varmış, bir yokmuş. ‘Diyarların en güzeli, efsanelerin sultanı bir Şehr-i İstanbul varmış…

Daha fazlasını oku…

Çalıntı Kıtalar

07 Nisan 2014 3 yorum

 

Bu kitap Kristof Kolomb hakkında değildir. Onun dahi ya da aptal, haydut ya da aziz, iyi bir denizci ya da şanslı olup olmadığıyla pek ilgilenmiyorum. Amerika kıtasına ayağını basan ilk Avrupalı olup olmadığıyla ya da ne yaptığını bilip bilmediğiyle de ilgilenmiyorum. Vikingler Atlantik’i ondan 500 yıl önce geçmişlerdi; üstelik Kolomb 1506’da öldüğünde, ulaştığı yerin Asya olduğunu sanıyordu hâlâ. Bunlar önemli değil. Kristof Kolomb 1492’de Avrupa’dan Amerika’ya varmamış olsaydı, çok geçmeden başka bir Avrupalı aynı şeyi yapacaktı. Kolomb Meydanı’na, İngiliz Kolombiyası’na ve Kolombiya Cumhuriyeti’ne başka bir Avrupalının adı verilecekti. Kolomb’la ilgili olarak önemli olan, Amerikan yerlisinin gözünde, onun başka bir kıtadan başlayan yolculuğunun, de­nizden felaket getiren bir işgal olmasıydı.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Tarih

Yeryüzü Gizemleri

06 Nisan 2014 Yorum bırakın

 

Dünyanın pek çok yerinde eski kültür ve medeniyetlerin kalıntılarına rastlanabilir. İngiltere, büyük taş kütleleriyle oluşturulmuş çemberler ve binlerce yıllık geçmişe sahip diğer yapılarıyla bu konuda oldukça şanslı bir ülkedir. Amerika’da da Arizona’daki kaya evleri gibi tarih öncesi kültürlere ve kızılderili kültürlerine ait kalıntı örneği çoktur. Güney Amerika’da ise Eric von Daniken’in dünyadışı varlıklar tarafından yapıldığını düşündüğü millerce uzunluktaki Nazca Çizgileri dikkat çekicidir, ilginç olan şey eski çağlardan kalma bu tür gizemli yapıların günümüzde hala insan zihnine meydan okuyor olmasıdır. Yerküre gizemleri araştırmaları arkeolojinin mistik kız kardeşidir, bununla birlikte gücünü farklı kollardan alır.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih

Dünyanın Altın Oran Merkezi: Mekke

05 Nisan 2014 39 yorum

Dünyanın merkezi… Doğal olarak insanlar, dini inanış ve kabullerden ziyade bilimsel veriler ve ispat istiyor. Ben de bu konuyu bilimsel yönden birkaç doneyle ispatlama gayretinde bulunacağım. Bu konunun bilimsel ispat yollarında genelde uğrayacağımız duraklar “altın oran” ve “ley hatları” olacak.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Diğer

Biyolojik Savaş ve Biyosilahlar

23 Mart 2014 3 yorum

Kimse bilmezdi gerçekte ne olduğunu, olan bitene hastalık demişlerdi sadece. Kim bilir belki de hastalıkları tanrılar veriyordu; üzerine gittik. Zamanla öğrendik o ufak canlıları, hastalıklara bakış açımız da değişti ya da daha az korkuyorduk artık. Zamanla bizim sözümüz geçmeye de başlamıştı. Hastalıkları yenebiliyorduk ya da birbirimize hastalıklarla saldırabiliyorduk. İnsanlığın gelişimini kim durdurabilir; laboratuvarlar kurduk, hastalıklar üretmeye başladık. Silahlarımız vardı, hastalık saçıyordu. İnsanlık hiç diyor mudur kendine, keşke bilmeseydik gerçeği diye?

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Bilim, Tarih