Anasayfa > Bilinmeyen, Diğer > Chanctonbury Halkasından Sağ Çıkan Çok Az

Chanctonbury Halkasından Sağ Çıkan Çok Az

Gizemli kaybolmalar, görünmeyen güçlerin saldırıları, sık sık görülen UFO’lar ve anlaşılmaz, garip olaylar… Bütün bunlar aynı yerde, Sussex’in tarihi Chanctonbury Halkası yöresinde ya da bu yörenin yakınlarında meydana gelmiş bulunuyor. Aşağıdaki yazıda bu olaylar arasında bağlantı kurulmaya çalışılıyor.

Bir Tehlikeli Bölge

Chanctonbury Halkasından Sağ Çıkan Çok Az

Bir tepe üzerine kurulmuş olan Chanctonbury Halkası görülüyor. Daire biçiminde tarihi bir bölge olan bu halkanın tepesini kayın ağaçlarından oluşan bir taç süslüyor. Söylendiğine göre, halkanın içine giren bir insan, “garip ve bambaşka bir dünyaya” adım atıyor.

ACABA, İNSANLARI ÖLDÜRÜCÜ bir enerji taşıyan ley hatlarına ve tarihi yollara, kaynağı belirlenemeyen gizli bir güç yakıştırılabilir mi? Bu yaklaşım ilk bakışta insana saçma gelebilir. Ancak bir yargıya varmak için, İngiltere’de bulunan Sussex’in tarihi Chanctonbury Halkası diye bilinen yörenin civarında meydana gelen olaylardan hareket edilirse, bu yaklaşımın tutarlı bir yaklaşım olduğu görülecektir.

Önce gözlerimizi Rahip Neil Snelling’in başına gelenlere çevirelim: Clapham Kilisesi’ nin eski papazı olan Snelling, 1978 Ağustos’ unda yakındaki Clapham Koruluğu’na doğru yol aldıktan sonra ortadan kayboldu. Cesedi ancak 1981 yazında gün ışı­ğına çıktı. Cesedi bulan, yörede yürüyüşe çık­mış Mike Raine adlı bir Kanadalı idi. Raine, ertesi gün uçakla Afrika’ya gitmek zorun­daydı. Ama gitmeden önce, yerel polise Rahip Snelling’in cüzdanını ve cesedin bulun­duğu yeri gösteren koruluk haritasını gön­derme fırsatını buldu.

Meçhul bir ölüm
Adli tıp tutanakları ve cesedin üzerinde bulu­nan saat ile zincir, ölü papazın kimliğinin belirlenmesini sağladı. 1981 Ağustos’unda açılan resmi soruşturmayı yürüten Mark Calvert-Ree, Rahip Snelling’in nasıl öldüğünü açıklamanın olanaksız olduğunu belirtti. Böy­lece ölüm nedeninin belirsiz olduğuna ilişkin bir belge çıkarıldı. Olayın en garip yönü de şuydu: Araştırmacılar cesedi bulamama kay­gısıyla ne olur ne olmaz diyerek söz konusu bölgeyi baştan aşağı taradıklarını öne sürüyorlardı.

Bir ceset daha
1981 yılında bir kişi daha bu gizemli bölgenin kurbanı oldu. 28 Eylül 1981’de kaybolduğu bildirilen Jillian Matthevvs’un cesedi 14 Kasım günü, Wiston Malikânesi yakınında bulundu. Bu nokta da, yine Rahip Neil Snelling’in cese­dinin bulunduğu yerin yakınındaydı. Bayan Matthews’un kayıp olduğu iki ay boyunca bölgede birkaç araştırma yapılmıştı. Cesedi, civardaki bir sülün avı partisinde kuşları ürkütmek için davul çalan kişiler bulmuş­lardı. Bu kişiler aynı noktadan iki hafta önce de geçtiklerini ve o zaman hiçbir şey görme­diklerini ısrarla söylüyorlardı. Ölümün nede­nini bulmak için yapılan otopsi hiçbir sonuç vermedi. Çünkü ceset olağandışı bir derecede çürümeye uğramıştı. Bu olayı tam anlamıyla çözecek hiç kimse yoktu.

Uzaylılar mı kaçırıyor?
Bu ölümlerde görülen benzerlik yalnızca önemsiz bir rastlantı mıydı? Yoksa işin içinde bilinmeyen, öldürücü bir güç mü vardı? Her şeyden önce birbirinden çok farklı üç insanı; emekli bir papazı, bir polisi ve bir ev kadınını bu belirli bölgeye çekip öldüren neydi?
Bu konuda çok sayıda teori öne sürüldü. Bunların arasında oldukça garip olanlar da vardır. Hatta Chanctonbury civannda sürekli UFO’ların görülmesinden hareket eden bazı kimseler, bu insanların uzaylı varlıklar tara­fından kaçırılıp sonradan geri getirildiğini öne sürüyorlar. Oysa her üç olayda ortak bir nokta görülüyor: Kurbanların hepsinin kay­bolmadan önce bir ölçüde bunalımlı olduk­ları biliniyor.

Ley hatları üzerinde
Olaylarda ortak olan başka bir nokta da şudur: Olağandışı Olayları Araştırma Grubu’ nun Başkanı Dave Stringer’a göre, her üç ceset de ley hatları üzerinde bulunmuştu. Bu durum ister istemez insanın aklına bir soru getiriyor. Acaba ley hatlarının yaydığı güç ile bu kişile­rin ruhsal durumu arasında bir tür karşılıklı çekim mi meydana gelmişti? Böyle bir güç, tıpkı kara akımın yaptığı gibi, zararlı bir etki gösterebilir miydi? Geçici bir çıldırma amnda kişiyi kendi buyruğu altına alabilir miydi? Kesin olan bir şey varsa, o da söz konusu bölgenin garip güçlerin orta­lığı sardığı bir yer olduğudur. Chanctonbury Halkası civarına yaklaştığında dehşet verici belirtiler ve olaylarla karşılaştığını söyleyen çok sayıda insan bulunuyor.

Bu harita Chanctonbury Halkasının ve tuhaf olayların yer aldığı öteki birtakım yöreleri gösteriyor. Araştırmacı Dave Strlnger yöredeki ley hatları ile kaybolan kişiler ve bölgede zaman zaman görülen UFO’lar arasında bir bağlantı bulunduğunu söylüyor.

Gizemli yerde bir gece geçirdiler
Bu yerin dehşet verici ortamını yaşamış çok sayıda insanlardan biri de Olağandışı Olayları Araştırma Grubu’nun başında bulunan Dave Stringer idi. 1966 Haziran’ında Stringer ve grubun birkaç üyesi, burada bir gece geçir­meyi kararlaştırdılar. Yöreye saat 21.30’da vardılar. Kısa bir süre sonra bulundukları yere aralarında bir kızın da bulunduğu moto­sikletli bir grup geldi. Stringer ve arkadaşları halkanın ortasında bir kamp ateşi yakmış­lardı. Motosikletli gençler bir süre kalıp onlarla çene çaldıktan sonra, yeniden yola koyuldular ve halkanın başka bir yöresine doğru gittiler.

Rüzgârla gelen gizemli sesler
Gece yansına doğru Stringer etraflarında bir
koruma çemberi oluşturmayı uygun gördü. Çember tebeşir tozu, tütsü ve kutsal sudan oluşmaktaydı. Stringer ve arkadaşları bu çemberin içine oturup beklediler. Gece yarı­sından kısa bir süre sonra çatırtıya benzer bir ses duydular. Önce uzaktan gelen sesler şid­detli bir rüzgâr eşliğinde giderek yakınlaş­maya başladı. Oysa ağaçların oluşturduğu halkadan dışarı bakıldığında ortalığa dingin ve açık bir yaz gecesi görünümü hâkimdi. O ana kadar en ufak bir esinti çıkmış değildi.

Siluet çığlıklar atıyordu
Bu durum yarım saat kadar sürdü. O sırada gruptakiler ağaç halkasının dışında hareket eden bir insan silueti gördüler. Birdenbire canhıraş çığlıklar atan bir kadın sesi duydu­lar. Kadının her çığlığının ardından bir bebek ağlaması duyuluyordu. Bu ürpertici sesler yarım saatten fazla sürdü. Sonra ortalığı bir sessizlik kapladı. Ağaçların çevresinde sürekli dönüp duran siluet bir daha görünmez oldu. Saat 02.00’ye kadar çevrede tek bir çıt çık­madı. Ardından gruptakiler bir tür dinsel ayin eşliğinde bir kilise orgunun çalındığını işittiler. Aynı anda hepsi birden üzerlerine çöken yoğun basıncı hissettiler. Bununla bir­likte kendüerini paniğe kapılmaktan alıkoy­mayı başardılar.

“Şeytani bir şey”
Az sonra duydukları basıncın etkisi geçti. Ancak çok geçmeden, saat 02.30 sularında motosikletlilerden biri koşarak onlara doğru geldi. Genç adam halkanın öteki yakasında “şeytani bir şey” gördüklerini ve arkadaşları­nın korkudan donup kaldıklarım söylüyordu. Daha sonra motosikletliler alelacele oradan uzaklaştılar.
Dave Stringer ve arkadaşları gün ışıyana kadar orada kaldılar Ancak hepsi aşırı ağrı ve acılar içinde kıvranmaktan yakınıyordu. Bu ağrılardan ancak ağaç halkasının dışına çık­tıklarında kurtulabildiler.

Chanctonbury de araştırma yapan ve buradaki bazı gizemli olayları bizzat yasayan Dave Stringer, Charles VValker ve Paul Glover . Bu fotoğraf halka İçinde bulundukları sırada çekildi.


Chanctonbury’de bilinmeyen bir kuvvet tarafından yere serilen Dave Wills

Havaya yükseldi ve yere düştü!
Chanctonbury Halkası’nı kapsamlı bir biçim­de incelemiş olan Charles Walker da bu tür bir gece nöbetine öncülük etti. 25 Ağustos 1974’te Walker ile Hayaletleri ve Psişik Olay­ları Araştırma Grubu’nun üç üyesi halka içine girdiler. Gece saat 23.00 sıralarında ağaçlar arasında dolaşırlarken, grup üyelerin­den William Lincoln birdenbire havalandı. 1,5 metrelik bir yükseklikte 60 saniye kadar boşlukta öylece asılı kaldıktan sonra, kendisini havalandıran güçten “kurtulup” yere çakıldı.
Lincoln, bu dehşet verici olay sırasında görünmeyen güce sürekli yalvararak “Tövbe! Tövbe!” diye bağırıyordu. Kısa süreli hava­lanma sonrasında belkemiği incinmişti. Öyle­sine ağır bir sarsıntı geçirmişti ki, daha sonraları başına gelen olay hakkında konuş­maya dili bir türlü varmadı. Yalnızca Chanctonbury’ye bir daha gitmeyi kesinlikle reddediyordu. Grubun öteki üyeleri olan Charles Walker, Dave Wills ve Richard Wal­ker bu dramatik olaya baştan sona tanık olmuşlardı.

Elindeki haç yanıyordu
Charles Walker, daha ayrıntılı bir araştırma yapmak amacıyla, 1979 Eylül’ünde yemden halkaya girdi. Bu kez yamnda Dave Stringer, Dave Wills ve Paul Glover bulunuyordu. William Lincoln’un havalandığı ve daha önceki araştırmacıların felce uğradığı noktaya yak­laştıktan sırada, Dave VVills birdenbire görün­meyen bir gücün itmesiyle yere serildi. Charles ve Paul onu yatıştırmak için çabalarken, Dave Stringer da her zaman bir zincire bağlı olarak boynunda taşıdığı haçı arıyordu. Stringer tam da Wills’in yere serildiği anda haçım düşürmüştü. Birkaç dakikalık araştır­madan sonra haçı yerde buldu. Eline alıp kal­dırdığında, tıpkı yangın ateşine tutulmuş gibi yanıyordu. Bu arada haçı boynundaki zincire bağlayan halkanın sanki zorla koparılmış gibi bükülüp kırıldığını gördü. Üstelik o sırada arkadaşlarından hiçbiri yanında değil­di.

Sorular
Sonuç olarak Chanctonbury Halkası’nda son derece tuhaf bir şeylerin döndüğü anlaşılıyor. Bunun açıklanamayan üç ölümle bir ilintisi var mıdır? Bu yörede sürekli olarak görülen UFO’lann bu gizemli olaylarda bir payı var mıdır? Akla takılan, yanıt bekleyen sorular bunlar..

Bilinmeyen, Sayı:60

Kategoriler:Bilinmeyen, Diğer
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: