Anasayfa > Bilinmeyen, Diğer > Titanomakia’dan Armegedon’a Mesajlar

Titanomakia’dan Armegedon’a Mesajlar

Binlerce yıl önce iki ayrı uygarlık dünyaya hükmetmek için savaşıyordu. Atlantis ve Mu tıpkı bugünkü (Amerika ve Rusya gibi) ayrıca bazı küçük müttefik devletler vardı. Atlantis’in etkisinde olanlar, Mu’nun etkisinde olan bölgeler.

Dünya asırlarca barış nedir bilmemişti. İki bloğun müttefikleri bu korkunç savaşta her çeşit silahı kullanıyordu. Bu silahlardan bazılarını yeniden keşfettik, atom bombası gibi. Bazılarını ise henüz tanımıyoruz. Hatta bununla ilgili olarak Zeus’un yıldırım tutan değneği (bir nevi ışın silahı olabilir).

Atlantisliler, beyni etkileyen silahların uzmanıydı. Bunlar çeşitli hayaller görmeyi sağlıyordu.

Mu’nun sakinleri Noa Caller ise, düşmanı öldüren ya da felce uğratan türde silahlar yapıyorlardı. Atlantis ve Mu savaşıyorlardı ama nasıl olduysa olaylar kontrollerinden çıktı. Kusursuz silahlardan biri bozulmuş ve dünyanın kederi çizilmişti. Birkaç yıl içinde parçalanıp tüm gezegeni felakete sürükleyecekti.

Bu savaş sahneleri Mitoloji de bütün çarpıcılığıyla gözler önüne serilmiştir. Bu tufan öncesi savaş sahneleri “Devler ve Tanrılar Savaşı (TİTANOMAKIA) adını almaktadır. (Theog. 630 vd.)

 

“Titan Tanrılarla Kronos oğulları

ki birileri mağrur Titan’lar, Uthrys’te,

Öbürleri, tüm nimetleri verenler,

Olympos’un tepesinde oturanlar,

Uzun zamandan beri savaşıyorlardı

Güçlü saldırılarla birbirlerine girerek.

Yürekleri hınçla dolup taşarak

Tam o yıl cenkleşti durdular.

Bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga

Belli değildi kimin kazanacağı,

Demek ki Zeus, Kronos’u yenmekle egemenliği hemen ele alamadı.

 

 

DEVASA SAVAŞ ARAÇLARI (1OO KOLLU DEVLER)

Olympos’luların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeraltındaki hapislerden çıkarılmaları ile sağlanabildiği belirtilir.

Thessalia’nın yüksek doruklarındaki bir savaş sahnesi:

Daha büyük olamazdı gümbürtü.

Biri çökerken öteki üstüne düşse onun.

Böylesine büyüktü gümbürtüsü

Birbiriyle cenkleşen tanrıların.

Rüzgarlar da karışıp Mu kaynaşmaya

Savuruyorlardı sarsılan toprağı

Karıştırıp birbirine tozları

Şimşekleri, yıldırımları, gümbürtüleri,

Büyük Zeus’un bu savaş silahlarını.

Bir yandan öbür yana taşıyorlardı.

Savaşların bağırış çağırışlarını.”

Evet, işte tufandan önceki savaş sahneleri bunlar, modern bir anlatım tarzında konuyu ele alırsak şöyle bir tablo çıkar ortaya:

*  “Devler Tanrılar Savaşı” (Titanomakia)

*  (Titreyen-Titreten-Makineler)

*   (Devasa makineler yani Dev Robotlar)

*  (Devasa Makinelerin içindeki akıllı bilge kişiler)

İnsanlık büyük felaketlerin ardından ilkel yaşama, geri döndüğünde bir nevi insan belleği çöktüğünde her yeni uygarlığın başlangucında yeni sayfalar açıyor daha önce yaşanan olayları pirimitizm içinde olduklarından kendi çağlarında bulunmayan ileri düzeydeki pilotlara veya astronotlara tanrı diyorlardı. Neden?.. Çünkü bu pilotlar ellerindeki makinelerin komutluğunu yapıyorlar ve onlar çok güçlü silahlar kullanıyorlardı. Tabii ilkel insan bunu nasıl anlatacak, etrafındaki oluşmakta olan olağan üstü gücü Antropomorfizm’le özelleştirecekti.

Böylece tabiat olaylarıyla dile getirip yüce tanrısal yetkilerle kendilerince donatılmış bu insanları ilahlaştıracaklardı. Ortaya dolayısıyla umacı çıkmış oluyordu. Bu yanılgıya biraz da günümüze gelinceye kadar ifrit uydurması şiirsel anlatımlar ve felsefe adı altında doğmaların katılmış olması da etken olmuştur.

GÜNÜMÜZÜN ORTADOĞUSU…

Atlantis’e gönderilen bir birlikten bahsetmiştik. Zaman zaman onlarda gelip Olympos’luları vuruyorlardı. Her iki bloğunda müttefik güçleri vardı. O zamanın belki de  Ortadoğu’su burasıydı. Orada tüm savaş denemeleri yapılıyordu. Örnek verecek olursak Körfez Savaşı, izni İlahiyle vaki olacak tüm dünyayı ateşe atacak İran savaşı gibi…

Evet, güçlü saldırılarla birbirine girerler, 10 yıl süren, bu savaşta her iki tarafın durumu da hemen hemen aynı imiş, sonra Zeus uzun gayretlerle iktidar mücadelesi yapmış. Bu savaşı da Zeus’un lehine döndürenler şüphesiz “Yüz kollu Devler” yeraltındaki hapislerden (Kurganlardan) çıkarılabilmesi ile sağlanabilmiş.

Nedir bu yüz kollular?

1. Bize göre devasa çok gelişmiş silahlarla donatılmış içinde pilotları olan Dev Tanklar veya araçlardır. Her palet te hareket ederken oynar başlıklı taretlerle tüfeğin ateş ediyordu. Çünkü Taret aynı bir baş gibi sağa, sola hareket eder. Dolayısıyla 50 başlı, yüz kollu denilmesi, bu çok gelişmiş Dev Robot makineler adını alabilir. Yeraltındaki sığınaklarından çıkan bu Dev Tanklar veya Makineler bu savaşın ismini veren mitolojideki (Titanomakia) adını almaktadır.

a) Hypsibremetes: Göklerde gürleyen

b) Nephele Gereta: Bulutları devşiren.

c) Ostipetes: Şimşek savuran

d) Terpikeraunos: Yıldırım sever

e) Aigokbos: Kalkan taşıyan

f) Erigdoupos: Uzaklarda gürleyen

A) HYSIBREMETES: Göklerde Gürleyen: Özellikle şunu belirteyim ki, Zeus’un bu 6 özelliği iki şekilde ele alınmalıdır.

a- İlkel Pirimitizm içinde yani başka bir anlatımla Antropomorfizim, yüce tanrısal formların insan şeklinde dönüşülmesi şeklinde ele alınmalı,

b- Modern anlatım tarzında şekillendirilmelidir. Dolayısıyla biz iki şekli de anlatmaya çalışacağız.

1- Tanrısal bir form düşünülmüş.

2- Sesten hızlı uçulduğunda ki çıkartlan ses anlatılmak istenmiş. Konkort uçaklarının çıkarttığı sesten birçok insanlar rahatsızlık hissettikleri gibi.

B) NEPHELE GERETA: BULUTLARI DEVŞİREN:

a) Antropomorfizm etkisi mevcut.

b) Uçaktan bakıldığında bulutlar devşiriliyormuş gibi görünür.

 

 

C) OSTIPETES: ŞİMŞEK SAVURAN:

a) Antropomorfizm etkisi mevcut.

b) Bir çeşit ışın saçan, ışın sıçraması veya “IŞIN SİLAHI”

D) TERPİKERAUNOS: YILDIRIM SEVEN:

a) Antropomorfizm etkisi mevcut.

b) Kozmik enerji gücü, bir çeşit yok edici “mavi ölüm ışını” bu deyimi de, İbn-i Batuta da kitabında bahsetmiş.

E) AİGİOKBOS: KALKAN TAŞIYAN:

a) Antropomorfizm etkisi mevcut.

b) Bir nevi enerji kalkanı veya robotların üstündeki koruyucu zırh. Işığı yansıtan ayna gibi geriye yansıtıcı:

F) ERİGDOUPOS: UZAKLARDA GÜRLEYEN:

a) Antropomorfizm etkisi mevcut.

b) Bir silahın tesir sahasında (hedefte) yaptığı tahribatta evvelki duyulan ses.

Modern anlatımlarla, mitolojilerde geçen bu savaş sahneleri ve Zeus’un (Zülkarneyn) aldığı özellikler açıklandığında, sanıldığı gibi mitolojiler sadece bir efsane değil günümüze ışık tutan birer belge niteliğinde olduğu tespit edilir. Bu kadar modern bir yaşantı yaşayan dedelerimiz mağaralardan gelmediği, her ne kadar Tarih kitaplarında bu şekilde anlatılsa da bu anlatım tarzının değiştirilmesi gerektiği dolayısıyla Tarih kitaplarının yeniden yazılması gerekmektedir. Dünyadaki tek medeniyette 20 yüzyıl medeniyeti değildi…

Devasa makineler savaşı, Atom savaşları ve çeşitli savaşlar örneğin Amerikalıların Yıldız Savaşları Projesi gibi, birçok proje üretilmiş neticede bu korkunç boyuttaki silahlar bozulmuş. Dünyanın kaderi çizilmişti. Günümüzde genetik mühendisliği çok ileri gittiğini ve çeşitli kobaylar yapıldığını, bu arada da silah türlerinden “zincirleme reaksiyonu başlatılacak bir formül üzerinde duruluyor. Maddenin en küçük parçası atomun zincirleme reaksiyonla patlaması mümkün olursa, siz tehlikeyi o zaman seyredin. Tabii bu bir varsayım sadece. Böyle bir şeyin olması mümkün değil zira atom kâinatın en mükemmel yapılanmış en küçük maddesidir.

Nükleer kuvvet olmazsa atom olmaz. Zayıf kuvvet olmazsa, elektron olmaz, çekim kuvveti olmazsa dünya olmaz, güneş olmaz, biz olamazdık. Bu kuvvetlerden bir tanesinin yokluğu veya bir tanesi de meydana gelebilecek ufak bir hesap hatası bile kâinatın yokluğu demektir. Bu ne kadar mahir bir mühendisliktir ki aynı kutupta elektromanyetik kuvvetlerin birbirini ittiği yerde nükleer kuvvet görevlendirilmiş ve atom çekirdeği bir arada tutulmama elektromanyetik kuvvetin bin misli şiddetindeki bu kuvvete, atom çekirdeğinin dışına taşmaması emredilmiştir. Çekim kuvvetinden, neredeyse rakamlara sığmayacak kadar daha fazla şiddete sahip elektromanyetik kuvvete, ancak atomları ve molekülleri bir arada tutma vazifesi verilmiş, bu vazifenin dışına taşmaması için zıt kutuplar halinde dengelenmiştir. Hangi tesadüf bu dengeyi salar, hangi tabiat bu hesabı yapar?

Âlemlerin Rabbinden başka kim olabilir…

İş işten geçtikten sonra Dünya insanları bir masaya oturdular. Ama yapacak bir şey yoktu. Çünkü felaket yaklaşıyordu. Bunun için Nuh A.S. bu işe devam etmemeleri için dünyayı uyarmıştı. Ama onlar dinlemediler. Azgınlık yılmaması için uyarılmışlardı…

 

 

Türk araştırmacılar, tankları hatta uçakları görünmez kılan nanoteknoloji tabanlı, düşük maliyetli malzeme geliştirdi…

www.hakanyilmazcebi.com

Kategoriler:Bilinmeyen, Diğer
  1. mehmet bircan
    30 Mart 2012, 00:04

    kardeşim zulkarney kıssası bana göre bu dünyada geçmiş degildir. çünkü bir bölümünde insanlar ile yecüc ve mecüc arasında geçmiş ve insanlar ile yecüc ve mecüc arasına set çekmiştir. o sette peyganberimiz Hz. Muhammet (s.A.V) zamanında küçük bir delik açılmıştır. şimdi özgür olduklarına dairsöylentiler vardır. konuyla ilgili ise bu kadar gelişmiş iki medeniyetin uzaya çıkmadıkmadıkları düşünmek veya yerleşim yeri bulmadıklarını düşünmek bence saflık olur. onun için zülkarney kıssası bir de bu açıdan okursan iyi olabilir. ayrıca zülkarny nin geliş sırasına dikkat et. hangi peyganber zamanında bu da sana başka fikirler verebilir. Kolay gelsin…

  2. Gazi
    31 Mayıs 2012, 15:10

    Mantıklı gibi ama ben Mu veya Atlantisin bu şekilde bir medeniyet kurduklarına inanmıyorum. Çünkü bu medeniyetlerin var olduğuna dair en ufak bir bulunan makina teknoloji ürünü alet yok. Mu veya Atlantis vardır olabilir ancak, demir ve petrol üzerine kurulu bir medeniyet değildi. Ne bir demir madeni bulunmuştur ne bir petrol kuyusu eskilere yönelik. Eğer varsa onların medeniyeti astroloji vs.. alanlarda gelişmiş, mesela ağır yükleri büyük kayaları taşımayı büyük yapılar yapmayı falan öğrenmişlerdi.

    • Sina
      14 Aralık 2012, 16:15

      Gazi arkadaşım dediğin gibi şu ana kadar ne mu ne atlantis hakkında ciddi bir kanıt bulunmadı ama okyanus bilimci profesörlerin söylediği şu anda okyanuslarımızın sadece %5’ini keşfetmişiz.
      Link
      ”http://oceanservice.noaa.gov/facts/exploration.html”

      Şimdi bu açıdan oturup düşünürsek aslında herşey hakkında hiçbirşey bilmiyoruz. Benim demek istediğim ben de körü körüne inanmak istemiyorum. Ama 1000lerce yıldır süregelen bir türkü tutturulmuş dillere ve ne denlidir ki bugüne kadar gelebilmiş ve biz bu hikayeleri okuyoruz. Medeniyetlerin herzaman gerçekten nasıl çıktığını merak etmişimdir ama nedense okullarda okutulan tarih kitapları hep bana sıkıcı gelmiştir. Mu ve Atlantis hikayelerinin ilginçliği hepimizi bu konuların içine çeken şey değil de nedir?. Saygılarımla

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: