Anasayfa > Bilinmeyen > Üçüncü Göz Epifiz Bezi mi?

Üçüncü Göz Epifiz Bezi mi?

Beyin Epifizi

Bildiğiniz üzere beyin epifizi 7. çakranın salgı bezi olarak adlandırılıyor. Her şeyden önce beyin epifizi bir salgı bezi ve bir kaç hormon salgılıyor ama en önemlisi melatonin, yani büyüme hormonu.

Beyin epifizinin 3. göz olduğu iddia edilmekte. Dokusal olarak göz yapısına benzemekte (kornea, retina). Tabii bir farkı var. Gözlerimiz ışığa duyarlıyken, yani organın fonksiyonları ışık girdiğinde devreye girerken, pineal gland ışık kesildiğinde işlevselliğine başlıyor.

Hz. İsa’nın bir sözü var : “Karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” diye. Bu yine beyin epifizine yani pineal glande atfediliyor.

Fakat  bu organcık yaşlandıkça , özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor.
Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve tabii ki sularımızdaki kireç. Ama bir numara florür ya da florüd.

Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor.

Tabi; bu kadarla bitmiyor, nedense, evet gerçekten nedense bütün antik dinlerde ve hatta günümüz dinlerinde kozalak ciddi ve muamma bir sembol. Bakınız papanın asası.

Bu konuyu araştırmaya çalışırken denk geldiğim diger bana ilginç konulardan birisi Fransız düşünür, yazar Voltaire’in de beyin epifizine kafayı takmış olması, hatta bu organcığın sırrını çözmek için bir çok otopsi yapması.

Bundan da önemlisi : Vatikan’ın ortasında kozalak heykelinin işi ne ?

Bu bezden 3 adet hormon salgılanıyor: melatonin, pinolin ve dimetiltriptamin (DMT). En önemlisi olan melatonin’e geçmeden önce dimetiltriptamin’e bakalım. dimetiltriptamin çok ilginç bir hormon. Şamanlarda ayahuasca denilen bir iksirin yapımında kullanılıyor. Hormonu ise bitkilerden elde ediyorlar. Elde ettikleri bitkiler ise şunlar: phalaris arundinacea (yem kanyaşı), psychotria viridis, phalaris spp. (kuş otu), acacia spp. (akasya), arundo donax (kargı kamışı) ve desmanthus illinoiensis.

Ayrıca epifiz bezinin deniz seviyesinde çok az, yükseklere çıktıkça ise çok fazla hormon salgıladığı bilimsel bir gerçek. Ki bu yüzden tarih boyunca tüm ibadethaneler olabildiğinde yükseğe yapılmış.

Yani ibdaethanelerin yükseğe yapılmasının sebebi matematiksel olarak tanrıya yakın olmak değil ama bir nevi bu hormonun da yardımıyla üst bilinçlerle daha fazla iletişimde bulunmak.

Ki Tibet manastırlarından tutun da hristiyan manastırlarının da yüksek yerlere yapılması bu yüzden. Bu hormonun salgılanımını artırmak.

Ve ayrıca Hz.Muhammed’in riyazete yüksek ve karanlık bir mağarada çekilmesi, ilk orada emir alması, Hz.Musa’nın Tanrıyla konuşmak için dağa çıkması da bana göre bu yüzden.

Karanlık ayriyeten çok önemli.

Çünkü epifizin en önemli salgısı olan melatonin sadece karanlıkta salgılanıyor. Gece 11 ile sabah 5 arası en yüksek düzeyine ulaşıyor. Ki çoğu dinde sabaha karşı ya da gece ibadetinin önemi bu yüzden.

Bu hormonun salgılanımı ne kadar yüksekse ruhsal alemlerle bağ o kadar güçleniyor. Ve ibadet için bu yüzden gecenin en karanlık ve salgının en çok olduğu an seçiliyor.

Melatonin en büyük faydası ise kanserden koruması. Kör insanların kansere yakalanmama sebebi de bu. Çünkü sürekli karanlık içinde oldukları için melatonin üretimleri çok fazla.

Bir bilimsel araştırma da göstermiş ki gece vardiyasında çalışanların kansere yakalanma oranı diğerlerine göre daha az.

Kaynak: (Lahuti.com)

Kategoriler:Bilinmeyen
  1. 31 Ocak 2012, 22:40

    İlginç ve bilgilendirici bir yazı.

  2. mevlüt
    12 Mart 2012, 16:39

    bence harika bir çalışma olmuş. Suların bilerek kireçlenmesi bu da oldukça ilginç üstüne bir çok sey söylenebilir tabi paronayak olmadan🙂

  3. altay
    02 Mayıs 2012, 16:39

    yıllar önce bi yerde okumuştum.diş macunlarındaki florür sebebiyle beyinlerin esir edildiğini(hipnoz yani).diş temizliği tabiki önemli,bence daha salıklı ürünler bulunmalı

  4. candan
    06 Eylül 2012, 23:13

    Emeğinize sağlık.Öğrenmem gereken ne çok bilgi varmış..

  5. aydın özdemir
    18 Ekim 2012, 19:33

    izninizle…bilimsel olarak kanıtlanabilen bilgileriniz için teşekkür ederim.fakat bu bilgilerden yola çıkarak oluşturduğunuz tespitler bence yanlış ve dayanaksız.yüksek rakımlarda hormonların salgılandığı doğruysa bile ibadethanelerin yükseklere yapılma sebebinin bu olduğunu sanmıyorum, bu olsa olsa savunma amaçlı olabilir(bu daha mantıklı bir açıklama)o dönemde insanların “yaa yükseklerde ibadet edelimde dha çok konsantre olalaım” diye düşündüğünü sanmıyorum.melatonin olayına gelince.evet melotonin gece daha çok salgılanır fakat bunun sebebi karanlıkta daha çok salgılanmasıdır.yani gece vardiyasında çalışanlar daha çok melatonin üretmezler, hatta daha az üretirler.çünki hava karanlıkken çalışıyor, aydınlıkken uyuyorlar.bu sebeple kansere daha az yakalanırlar tespitiniz de yanlıştır.

  6. Pınar beytut
    27 Temmuz 2013, 11:24

    Şamanların vücuttaki bu hormonu arttırmak için “Ayahuasca” bitkisini kullandıklarını bir belgeselde izlemiştim.Çok ilginç gerçekten…

  7. 20 Ağustos 2013, 15:06

    rakım konusunda haklı,oksijen daha berrak fakat gece çalışma konusunda yanlış,
    çünkü;karaciğer gece çalışır ve uykuda olmak lazım,nedenle pankreas ve böbrek üstü bezi vasıtası ile hormon üretimi uykudayken gerçekleşir.uyumayan kişinin hormon seviyesi düşer ve kanser riski artar.gece uykuda olmakla,gece çalışmayı karıştırmayınız.elektrikler çalışıp ışıklar yanarken hormon salgılanmaz kanser riski artar.

  8. Nadirek
    22 Kasım 2013, 01:01

    Ankara’da Melih Gökçek’in Çeşme sularını şişeleyip dağıtması????? Istanbulda fuarlar da dağıtıyor, üzerinde Çeşme suyudur yazıyor.. O dağıtılan suların florür oranına bakmak lazım..

  9. seda
    27 Şubat 2015, 11:47

    gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir yazı teşekkür ederiz.
    bir süre pineal gland ve işlevi hakkında araştırma yapmıştım. dişlerdeki civalı dolgulardan tutun da, yediğimiz bütün hazır yiyeceklerdeki işlenmiş şeker ve kalsiyumun, sudaki kirecin, macunlardaki floridin; pineal bezimizi kireçlendiriyor ve onu farketmemizi önlüyor…

    pineal bezimizi kireçten temizleyen güzel nimetler de var tabiki, clorella yosunu (vitamin olarak satılıyor), işlenmemiş kakao, organik elma sirkesi, stake fish oil (aslında omega3 ün saf olması gerekiyor mesela ben krill oil i buldum), sitrik asit (yani limon), vs gibi..

    yükseklerdeki ibadetlere gelecek olursak da yazarımız eminim biliyordur ki, hepsinin özü olan nefes egzersizlerinde oksijenin rolü büyük, yüksekler temizdir, bol oksijenlidir, el değmemiştir vs.. tabiki rakım yükseldikçe salgı da artıyorsa bunlar bir araya geldiğinde içimizdeki alemi görme olasılığımız kat kat artmakta..verdiğiniz örneklere kesinlikle katılıyorum. fakat şöyle bir durum var kı son örneğinizde gece vardiyasından bahsetmişsiniz, sanırım orda küçük br ayrıntı gözünüzden kaçtı. fiziksel olarak gözümüz kapalı iken karanlıkta bu salgı artıyor. yoksa sabaha kadar oturup gündüzü uyuyarak geçiren insanlar şimdiye budha olurdu..

    sevgiyle ve farkındalıkla kalın..

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: