Başlangıç > Diğer > Kur’an’da Zaman Kavramı

Kur’an’da Zaman Kavramı

KUR’AN’DA ZAMAN KAVRAMI

Uzun  zamandır insanlığın zihnini, “zaman var mıdır?”, “izafi midir?” yoksa  “zaman sadece bir an mıdır?” gibi sorular meşgul etmiştir. Galilei,  Newton, Einstein, Stephen Hawking gibi birçok bilim adamı tarihin birçok  döneminde bu sorulara cevap bulmaya çalışmışlardır.
Einstein’in “zamanın göreceliği”, Stephen Hawking’in “kara delikler”  kuramları 20. yüzyılda yeni ortaya atılmış teoriler gibi görünse de,  Kuran-ı Kerim bütün bunları diğer birçok ilim gibi, Einstein, Hawking ve  diğerlerinden yüzyıllar önce haber vermiştir.
Örneğin, Einstein’ın rölativite kuramına göre, zaman sabit değildir,  hıza bağlı olarak uzar veya kısalır. İşte Einstein zamanın göreceliğini  bu şekilde izah eder.

Allah, günümüzden 1400 yıl önce Kuran-ı Kerim’i bir rehber olarak  indirmiştir. İnsanlığın bilim ve teknoloji ile daha yeni kavramaya  çalıştığı birçok ilmi 600’lü yıllarda insanlara vahiy sonucu  bildirmiştir. Kuran-ı Kerim’de zamanın izafi olduğunu işaret eden  ayetler ise şöyledir:

Dedi ki: “Yıl sayısı olarak  yeryüzünde ne kadar kaldınız?” Dediler ki: “Bir gün ya da bir günün  birazı kadar kaldık, sayanlara sor.” Dedi ki: “Yalnızca az (bir zaman)  kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,” (Müminun Suresi, 112-114)

“Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Mearic Suresi, 4)

“Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin  saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.” (Secde  Suresi, 5)

Kuran-ı Kerim ayrıca, “Yedi Uyurlar” olarak bilinen, üçyüzdokuz yılına  eşdeğer sürede mağarada kalan, uyandıklarında ise kendilerini sanki bir  gün ya da günün birkaç saati kadar mağarada kaldıklarını hisseden genç  bir topluluktan bahseder: … İçlerinden bir sözcü dedi ki: “Ne kadar  kaldınız?” Dediler ki: “Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar  kaldık.” Dediler ki: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir…”  (Kehf Suresi, 19)Kaynakwh webhatti.com: Kuran'da Zaman Kavrami
“Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.” (Kehf Suresi, 25)

Ünlü  bilimadamı Stephen Hawking, Big Bang, evrenin genişlemesi, kara  delikler, karadeliklerdeki antimadde, Hawking radyasyonu gibi teorileri  bulmuş, fizikte “boyut” kavramı üzerinde çalışmalar yapmıştır. İnsanlık  bugüne kadar hiçbir bilimadamının dahi aklından geçmeyen bu teorileri,  ancak 20. yüzyılda öğrenebilmiştir. Hatta Stephen Hawking bu konudaki  düşüncelerini şöyle ifade eder: “Evrenin genişlemekte olduğunun  ortaya çıkarılışı 20. yüzyılın en büyük düşünsel devrimlerinden biridir.  Bugünden geçmişe bakıldığında kimsenin bunu neden daha önce akıl  etmediğine şaşmamak elde değil.”
Aslına bakılırsa Hawking’in bu teoriyi ilk kez kendisinin düşünebildiği  vehmine kapılması son derece gülünçtür. Zira Allah (cc) evreni 1400 sene  evvel Kuran-ı Kerim’de “evreni yarattığını ve onu genişlettiğini  bildirmiştir.”

“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi, 47)

Yine  Stephen Hawking, yakıtı tükenen yıldızların içine büzülüp yerine sonsuz  yoğunluk ve sıfır hacimdeki çekim alanı meydana getiren kara deliklerin  ve kara deliklerin içinde maddenin yanısıra antimaddenin de varolduğunu  ispatlayarak kendince bilim dünyasına yeni bir bakış açısı kazandırdı.  Oysa Kuran-ı Kerim’de asırlar öncesinden kara deliklere şöyle işaret  etmektedir:

“Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin  ederim. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.”  (Vakıa Suresi, 75-76)

İnsanlığın gelişen bilim ve  teknolojiyle hergün yeni bir bilgi öğrenmesi elbette sevindiricidir. Ama  bu bilgileri körü körüne kabul etmek hiçbir şey kazandırmaz. Allah’ın  varlığına inanan bir insan Kuran-ı Kerim’in rehberliğinde bu gelişmeleri  düşünür ve Allah’ın yaratışındaki mükemmelliği, sonsuz aklı görüp tüm  evrenin onun gücü ve sanatının göstergesi olduğunu anlayacaktır. Böylece  Allah’ın ayetlerini görüp tanıyacak, bu ilmi onu Allah’a daha da  yakınlaştıracaktır.

Kaynak: http://ufoloji.net/ufo-forum/3161/kuranda-zaman-kavrami

https://insanveevren.files.wordpress.com/2011/10/evren-ve-insan-gif24.gif?w=600

Reklamlar
Kategoriler:Diğer
  1. 25 Kasım 2011, 15:59

    Zaten müslümanın en iyi yaptığı şey budur. İnsanlar çalışır çabalar teknoloji ihraç eder insanlık tarihine en büyük bilimsel armağanları verebilmek için uğraşır durur müslüman da aaaa bak bu kuranda yazıyormuş aaaa bak allah bilmem kaç bin sene önce bize kuranla haber göndermiş der der durur. Yahu kardeşim madem zamanın izafi olduğu kuranda yazıyorduda neden Einstein görecelik teorisini ortaya atıncaya kadar söylemediniz. İşiniz gücünüz daha ne olduğu bile belli olmayan yüzlerce ayrı meali olan kitaba binbürtürlü mitolojik vasıf uydurmak suretiyle elin bilmemneyi ile gerdeğe girmek.

    Bilimsel teorilerin işinize gelen yanını bir kabul edip işinize gelmeyen tarafınıda yok olmaz bu teori yalandır şeytan işidir allah herşeyi herkesi yoktan varetmiştir diyerek olmuyor bu işler. Kuranda yazan ayetlerle bulunmuyor görecelik teorisi veya oradaki hükümleri örnek göstererek hastalıklar tedavi edilmiyor. Müslümanın bilimle falan işi olmaz o yüzden karıştırmayın böyle konuları habire tapınmanıza devam edin.

    • Okan
      07 Şubat 2012, 19:05

      Aynen alıntı yapıyorum: ” Yahu kardeşim madem zamanın izafi olduğu kuranda yazıyorduda neden Einstein görecelik teorisini ortaya atıncaya kadar söylemediniz.”

      Einstein’dan tam 1100 yıl önce Ebu Yusuf El Kindi zamanın izafi olduğunu söylemişti ama nereden bileceksin ki…

      http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCsl%C3%BCman_bilim_adamlar%C4%B1_listesi

      Onlara, “İnsanların inandığı gibi siz de inanın” dendiğinde, “Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?” derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar. (Bakara/13)

      Son olarak; zaman izafi olabilir ama ölüm değil. Elbet öleceksin ve ondan sonra göreceğiz hangimiz haklı…
      Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz. (Ankebut/57)

      • aslanpayi
        01 Eylül 2012, 19:30

        Ağzına diline sağlık…

      • ortanca
        10 Mart 2015, 19:03

        Okan kardeşim hayata küstürmüşsün feyyazı, onun adına ben utandım o derece.
        Ayakta alkışlıyorum güzel cevap.

    • 19 Temmuz 2014, 21:10

      ii de kardeşim müslümanlar çalışmıyorsa bir şeyler üretmiyorsa bu kuranı kerimi hor görmek de szin kolaycılığınız değil midir?

  2. can
    18 Aralık 2011, 00:30

    Öncelikle feyyaz; Müslüman bir bilim adamı da olabiliyormuş yada tıpçı. ibni sina, biruni,Ebu’l Vefâ el-Bûzcânî,Ebu Yusuf El Kindi daha var. Öncelikle Müslümanların geri kalma sebepleri, savaşa bağlılık olabilir çünkü her savaşta yenen bir Osmanlı bir Müslümanlık vardı. O yüzden dediler ki; Her savaşı yeniyoruz zaten bilime ilime gerek yok.

  3. can
    14 Ocak 2012, 08:13

    Bir de batının baskısı da çok önemli tabi ki Darwin’in attığı teoriyi İbn Miskeveyh’in 850 sene önce atmasına şaşırmadım.Çünkü Darwin’in attığı teori sanki ona vahiy gibi yüklenmiş, ardından insanlığa sunmuştu.

    Artık dileyen O’nu (Kuran’ı) düşünüp öğüt alsın.

    80-Abese Suresi 12

  4. erdoğan
    28 Ocak 2012, 19:33

    bilmediğimiz çok şey olduğunu,birilerinin gerçekleri sakladığını anlıyorum.müslümanlık eskiden ileri iken hem bilimde hem dinde geri gittiğimiz görülüyor.neden bunuda bilmiyorum sadece yaşadıklarımdan,gördüklerimden aklımın erdiği kadarıyla bu dünyada bizim görmediğimiz bir savaş var.iyi ile kötünün ama öyle bir ortamdayız ki kim iyi kim kötü belli değil at izi ile it izi birbirine karışmış vaziyette.müslümanım deyip kendimin müslümanlık anlayışıma göre müslüman gibi davranmayan bir sürü insan var.
    Kısacası dinimize çıkar çatışması zarar vermiş gibi görülüyor.azıcık ilimde ilerleyipte etrafına
    mürid adı altında birilerini toplayan insanlar bilip bilmeden fetva vermiş.Bilmediklerini bilmeyerek kanunlar icad etmiş ve bizi asıldan uzaklaştırmış gibi geliyor.Çok üzülüyorum
    bu durumda olmayı haketmiyoruz.Bence islamiyetin ve kur’anın kendini kimseye kanıtlamaya
    ihtiyacı yoktur.Bu keşifler bir sistemin gereği zamanla olacaktır ve insanların bilinç ve teknolojik gelişmesiyle bağlantılı olarak ta ilerleyecektir.Onun için kimse kur’anı kerimi çözünde gelecekte yapılacak buluşları siz açıklayın demesin çünkü bu mümkün olmayacaktır.Kim ben çözdüm derse desin yüzyıl sonra başkası daha değişik yorumlayacak ve yapılan buluşların kur’anda yazdığını ancak farkedebilecektir.

    saygılarımla nacizane.

  5. simurg
    18 Nisan 2012, 23:55

    Yahu kardeşim madem zamanın izafi olduğu kuranda yazıyorduda neden Einstein görecelik teorisini ortaya atıncaya kadar söylemediniz.”

    söylenmediğini nerden biliyorsun?hem bilimsek metoddan da pek haberin yok anlaşılan

  6. DOĞAN KAZAN
    08 Mayıs 2012, 13:21

    feyyaza atıf; insanı yoktan var eden ilim irfan ile kuşatan, yüce ALLAH, sana bunları düşünme yeteneği verdiyse ve herkez düşünceleriyle yaptıklarıyla kısaca nefisleriyle başbaşa bıraktığı için bunları söylemen normal. inanmayan biri olmayabilirsin. Einstein e bu aklı veren de o düşünmesini isteyen de . seni böyle düşündürende. unutmaki içindeki şeytana mağlup oldukça vesvesesini hak olarak kabul ettikçe daha da imansızlaşacaksın. SONUN HAYIR OLSUN

  7. S.B.C
    11 Temmuz 2012, 14:41

    Düşünce ile uğraşarak, Kur’an_ı Kerim’in bilimsel mealini kavrayan İNSAN
    gene Allah’ın kendi RUHU’dur….
    O ruh hiç bir dinden olmadığı gibi, İNSAN CANLISININ kendisine de ait değildir

    Her din gene ALLAH’ın ve her kul gene O”nundur.

    İnsanlar, yaratılış fıtratlarına uygun düşünüp dururken
    onları müslüman, hristiyan, zerdüşt” diye ayırmak düşüncesi
    henüz NAS olanlara uygundur…..

    • Tekin
      12 Temmuz 2012, 21:57

      Lütfen kendi anlayabileceğiniz bir dille önce Tevratı sonra İncili ve ardından Kur’an_ı, tarafsız araştırmacı ve sorgulayıcı bir düşünce ile okumanızı haddim olmayarak öneriyorum.Saygılarımla Tekin

  8. Tekin
    12 Temmuz 2012, 22:36

    Tevrat,İncil ve Kur’anın yer yüzüne indirildiği zamanlarda insanlar,peygamberler dahil,dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü bilmiyorlardı,her üç kutsal kitaptaki yaradılış ayetlerini anlayacağınız dille okursanız bu gerçekleri görürsünüz.Zamanı kavram olarak, insan beyni yaşadığı evrim sürecinde,güneşin,dünyanın ve ayın hareketlerini izleyerek oluşturmuştur.Zaman evrendeki tüm canlı yaşamdan,kutsal güç ve değerlerden bağımsız olarak varlığını ve değişkenliğini devam ettirmiş ve ettirecektir.Saygılarımla

  9. ta2vw
    14 Temmuz 2012, 18:06

    aynştayın ,ve diğer bilim adamları hepsi allahın yarattığı fakat insanlar tarafından bilinmeyen ayetleri bulmuşlardır bunlara benzer sayısız allahın ayetleri vardır allah sürekli de yaratmaya devam ediyor birakın kainatı kendinizi düşününün size verdiği şu akıl,ruh,düşünce dedikleri muamayı kim çözmüş ki bize verildi biz sadece kullanırız hasıl oluşmuştur allah bilir bize sadece bunları kullanmak kalır saygılarımla yabancı veya muslüman olmuş farketmez insan insandır insan heryerde düşünür durur.

  10. aslanpayi
    01 Eylül 2012, 19:38

    “Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.” (Vakıa Suresi, 75-76)

    Kara delikler için örnek gösterilmiş bir ayettir. Fakat ayeti tek başına okuduğumuzda hiç de böyle bir anlamı yok. Bu sebeple doğru bir örnek olduğunu düşünmüyorum.

  11. Hasan
    05 Eylül 2012, 13:14

    Çok saçma bir yazı.Kuran’da yazıyor olması bana bir şey vermiyor.Önemli olan nasıl olduğunu açıklayabilmek.Müslümanların neden gelişmemiş olduğunu gösteren bir yazı sadece.

  12. 07 Eylül 2012, 02:41

    Kur’an, bir din kitabıdır… Müslümanlar, Kur’an ın Allahtan geldiğine inandıkları için islama inanırlar… Dünyanın düz ya da yuvarlak olması, karadelikler Kur’an ın meselesi değildir….
    Kur’an da elbette bilimsel gerçeklerde vardır… örneğin, Bir çocuğun doğum evreleri mükemmel anlatılır… Ama burada ki amaç, insanın nasıl mükemmel yaratıldığına dikkat çekerek ve insanların bu örneği düşünmesi sağlanarak , Allah ın yaratmadaki gücünün anlaşılmasıdır…
    Bilim, bugün doğru dediğine yarın yanlış diyebilir… ben neden dinimi, bilimin sözde verileri üstüne kurayım ki… Bu ateist ve deistlerin işi…

  13. 07 Eylül 2012, 23:18

    beyler kurandaki bilimsel verilerin bu günün teknolojisi ile anlaşılmasının sebebi o bilgilere insan oğlunun yeni ulaşmasıdır. kalkıpta insan oğlunun bir bilgiye yeni ulaşmasını kuranda yazılıyor olması zoruna gitmesin. bilmediğiniz bir hükmü kuranda arasınızda zaten bulamazsınız 1400 yıl önce verilse ne verilmese ne.

    kalkıpta inançsızlığınız yüzünden bizim dinimizi aşağılamayın

  14. ataberk
    28 Eylül 2012, 00:33

    şunu atladık : tum ilim ve bilim ile ilgili herşey zaten kuran vasıtası ile muslumanlar tarafından cözüldü ve acıklandı ve kıtaplar halıne getirildi ve kaldı ki tum avrupa bilginleri bu kitaplardan aldılar bilgiyi , fakat enstantane burda başlıyor , avrupalı bilginler her zaman zarfında adları zikredilerek gundemde kalınması sağlandı , fakat bizim içimizdeki hainler ve dışardan bozmak isteyenler , musluman bilginlerin adlarının unutulmasını sağladılar YANİ ONLAR GÖREVLERİNİ TAM ANLAMI İLE YAPTILAR. BİZ İSE UYUDUK… sorun burda … avrupanın ve musluman dunyasının okuma yazma oranını son 1500 yılına araştırısanız dahi iyi anlarsınız demek istediğimi… SAYGILARIMLA…
    not : bununla ilgili cok önemli bir yeri olan alman kadın yazar , ayrıntılı kitap yazmıştır. ( yazar ismi ve kitap ismi reklam olur diye yazamıyorum.) kitapcılarda vardır.

    • ethem
      28 Ocak 2016, 01:51

      müslümanlar kafir ilan etti kendi bilim adamlarını, filozoflarını. mesela felsefe haramdır dediler. bilgiye deney gözlemle değil keşif kerametle ulaşılır dediler. aklı zehirlediler, Allah’ın vermiş olduğu aklı küçümsediler. sonuç kaçınılmaz oldu, hata tamamen bizde. hala da uyanmış değiliz.

  15. 16 Şubat 2013, 15:08

    Konuyla alakalı olarak paylaşmak istiyorum. Katkı sağlayacağını düşünüyorum.

    http://www.sonsuzlukkulesi.com/uzay-zaman-ve-zihin-bilmecesi/

  16. Halit UĞURLU
    17 Kasım 2014, 21:24

    İman eden insanların zaman kavramı konusunda sonradan ortaya atılan görüşlere ihtiyacı yoktur. zaman yaratılmışlara özgü bir kavramdır. Bu kainat ve içerisinde yaşayan gelmiş ve gelecek tüm yaratılmışlar iki nokta arasında bir süreçten geçmektedir. Kainatta olup biten herşey Allah tarafından yaratılmış ancak insanların anlayacağı şekilde sebeplere bağlanmıştır. Söz gelimi şu anda ölmüş olsak, ne bu dünyadaki zamanın nede bu dünya hayatının bir hiç olacağını o zaman anlayacağımız kuranda mealen bildirilmektedir. Allah’ın CC. bizim anladığımız zaman ve mekandan münezzeh olması budur. Bizim için yaratılan zaman ve mekan kavramı aynı bizler gibidir. Şu kainatın, dünyanın ve bizim için yaratılan bunca sistemin sahibi ve yöneticisi olan Allah’ın CC. büyüklüğü ve kudreti bizim için yine ancak hayal edebileceğimizle sınırlıdır.

    • ibrahim
      29 Temmuz 2017, 17:14

      “… Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.” (Hac Suresi, 47) Allahın zamandan ve mekandan münezzeh olduğuna dair ayet koyabilirmisin. Birde kuran ayetleri peyderpey inmiştir.her ayetin iniş sebebi varken neye dayanarak Allahı zamanın dışına attınız. zamanı yaratan herşeyi yaratan elbetteki Allah. ama kuranın dışında Allahın bildirmediği bir Allah modeli koyarsanız ortaya altından cahilliğe mahkum olmuş bir müslüman topluluğu bulursunuz. Yusuf el kindiyi örnek göstermiş arkadaş ama dememişki bugun kindi yaşasa onu mürted ilan ederlerdi. geleneksel din onu afaroz ederdi. Allah katında zaman vardır ve bunu kuran söylemektedir. Allah arşa istivra etmiştir. Ancak bizim aklımızın kavrayamayacağı boyutta bir zaman ve mekan. yaratılmış zaman ve mekana benzemeyen ve yaratılmışların kavramakta zorlandığı bir zaman. mesela Allah 6 günde yaratmadan bahsediyor. bizim saydığımız 1000 yıl Allah katında 1 gün gibiyse Allah katında 1 yıl 365000 yıldır. 365000*6: 2190000 yıl. bu bizim hesabımız. Allah 1000 yıl gibidir derken çokluğu akıl almaz bir süreyi ortaya koymaktadır. bunun fazlası vardır ama eksiği yoktur. Allahın ikra emrını görmezden gelip , aklımızı kullanmamızı tvsiye etmesinine rağmen aman ha kuranı anlayamazsınız mantığında uydurma bir din üretirseniz, işte o zaman zaman ilerledikçe, teknoloji ilerledikçe hep rezil rüsva olursunuz.Allah isteseydi ilimle dolu kitap indiriridi. kuran öğüt verir almak isteyen alır almayan almaz. 1400 yıl boyunca mürşidi kamil arayacağınıza ilmi arasaydık , Allahın öğütünü alsaydık bugün müslümanlar en ileri toplum olurdu. ama ne yazıkki geleneksel uydurulmuş dine göre kuran alimlere mürşidi kamillere inmiş onlarda bize nasıl anlıyorlarsa öyle anlatmışlar. Bakın şu ayete, Elmalılı (sadeleştirilmiş): Kabe’nin huzurunda namazları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey değil! O halde küfrü küfranınızdan (inkar ve nankörlüğünüzden) dolayı tadın azabı! enfal-35. biz müslümanlar dini ritüel olarak almışız, oysaki bu ayetten anlaşılan şuki, yapılan bu ibadetin aracılar vasıtasıyla yapılması uygun deği. yani Allah kendisine şirk koşulmasını istemiyor. ben iddia ediyorumki , sadece ve sadece Allah için el çırpmak ve ıslık çalmak şeklinde namaz kılan birisi Allahın istediği ibadeti yapmış olur. namaz şekil değildir. ancak bugüne kadar ihtilaf olmadığı için elbetteki resulullahın gösterdiği şekilde kılmak gerekir namazı. şimdi bana derseniz ne demek sadece Allah için ıslık çalıp el çırparak namaz kılsak Allah bunu kabul etmez diye bu durumda sizlere bazı ayetleri gösterecem. Elmalılı (sadeleştirilmiş): Yerde debelenen hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar! Biz kitapta hiçbir eksik bırakmamışızdır. Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar. en-am 38 . bakın bu kitapta hiçbir şey eksik bırakılmamış. eğer ritüel çok önemli olsaydı namazın rekatıyla beraber başlangıcı ve sonuna kadar ne yapılması gerekiyor ne okunması gerekiyor yazardı. namaz için Allah ruku edenlerle ruku edin der, secde edin der, kıyamı emreder. şekille kılınan namazın yüzümüze vurulacağı ve o yüzden kınanacağımızda tin suresinde yazar. ‘dini yalanlayanı gördünmü , odur yetimi itip kakan, onlar yoksuluda doyurmaz, vay o namaz kılanların haline onlar kıldıkları namazdan sorumludurlar” burda net belirtiyor, diyorki, yoksulu doyurmazsan, yetimi itip kakarsan sen namaz kılsan ne olur diyor, ve enteresan bişey daha varki bu ayet mekkede gelmiştir ve mekkeli müşriklerin şimdi geleneksel dinin kabul etmediği namazı kıldıkları apaçık ortadadır. eğer onlar araya putları koymasa yetimi itip kakmasa , yoksulu doyursa el çırpmak ve ıslık çalmak gibi ritüeli olan namazları sahih olacak anlamı çıkar. şimdi kendine göre yorum yapıyorsun diyenlere yine kurandan cevap verecem. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. nahl-89.
      Ve işte Biz onu (Kur’an’ı) böyle apaçık ayetler olarak indirdik. Çünkü Allah istediğine hidayet eder. hacc-16
      Andolsun ki, Kur’an’ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var? kamer-32.

      kuranı anlamadan müslüman olmaya kalkmayın, yoksa kuranın ifadesiyle atalarınızın dini üzerinde bulunmuş olursunuz, kuran ya atalarınız yanlış üzerindeyse buyurmakta.
      birde unutmadan, bugün bir ateistin bir agnostik düşüncede birinin yada deistin sorularına cevap bulamıyorda tövbe de, Allah korusun dinden çıkarız gibi cevaplar veriyorsan bilki sen gerçekten iman etmiş değilsindir, nasrettin hocanın yoğurt misali bir imanın var demektir. hz alinin ateiste verdiği cevap gibi ya benim dediğim doğruysa tarzı inanç ancak inananları taklit etmektir.

  17. süleyman
    08 Aralık 2014, 16:42

    Beyler hıç canınızı sıkmayın Ki: bir gün vardır yaprak ağaçtan düşünce yere vardığı zaman 1 gün olur. inanlar ne yapacağını bilemez , siz allah için elinizden geleni yapın yeter. zaman ve mekan mö 7000 yıllarında var olduğu bilinodu. he bide inanlık yakalşık 16000 yıldır dünyada.

    • ethem
      28 Ocak 2016, 01:47

      nerden buldun 16 bin yılı.

  18. 14 Nisan 2015, 01:15

    Insanveevren sayfasının sahibi Allah evreni neden yarattı bunca zahmete neden girdi bu konu da bir yazınız mevcut mu? Yani böyle işte hepsi sevgi veya gizli bir hazineyi bilinmek istedi gibi kısa bir idea değilde uzun bir yazı? Zira son derece donanımlı bilgi sahibi bir muhtabım var farkındayım bende nasibimde ne kadar varsa idrak etmek istiyorum mevzuyu.. Ibadetlerimize hiçbir şeyimize ihtiyacı yok Allahın ama haşa bir uğraş olsun diye mi koca kainatı yarattı demek istemiyorum ama neden bunca zahmete girdi? Çok seviyorsa sadece efendimizi yaratsaydı? Ben Kur’an da bakara süresinde meleklere insanı yaratacağını açıkladığı onlarında onlar gibi sürekli kendisini tesbih eden varlıklar varken savaş ve kan dökecek bir şeyi neden yarattığını sorduktan sonrasına gidemedim. O cevaba tabi ki sınırlı ilmim anlamadı kavrayamadı yetmedi. başı belli sonu belli katında her şeyin ayrı bir zaman algısı hatta zaman kavramı yok yani eline ne geçti hiçbir şey… hatta cehenneme gidecekler zarara bile uğradı, yani anlayamıyorum dinime çok bağlı olduğum ve maneviyatı şeyler yaşadığım zamanlar oldu ama şimdi acaba varoluşun tadını bir kez varan yok olmayı yediremediğinden insan kendini teselli ediyor inançla diyorum… İnsanoğlu nankörmüş anlatsam inanır mısınız ne maneviyatlar yaşadım ama acaba bunlar beynimin oyunumu diyorum sonra bunca emek boşa değil diyorum bilmiyorum bilmiyorum bilmiyorum ama deliler gibi bilmek istiyorum. Acaba kendimi öldürüp gerçeği aramaya mı gitsem diyorum sonra ölümsüz olmadığım için burada ki zamanını sevenlerimi üzmeden yaşamaya karar vereyim dedim. Bakmayın iyi bir üniversite mezunu ama belki kör cahilim. Sadece kötüler yaptıkları için cehennemde yanacakmış ya yaşanan yaşandıktan sonra örneğin özgecanın katili cehennemde vaad edilen o dehşetli ateşlerde yansa ne olur ? Cennete giden o kızın beynine reset mi çekilecek çünkü şahsen ben neden cennete girmeye hak kazandığımı bilmek istemezdim lakin cennet cehennem olurdu, o zaman bu reset neden ? Zaten cehennem dolup taşacak cennet az insan olacakmış e madem yarıdan fazlası yanacaktı neden zahmet etti bu kadar içi kötülük dolu bir şey yarattı ? Insan meleklerden üstün bir makama da gelebilir yaşadım gördüm ama yine de bir idea bir görüş inanmaya ihtiyacı var kalbimin her şeyin sebebine. Ben yazılarınızı insanveevren.wordpress sitesinde yazılarınızı bekliyorum selametle kalın

    • ethem
      28 Ocak 2016, 01:46

      iyi birisin. ama bana Allah’ın merhametini sorguluyorsun gibi geldi. kendisini rahman ve rahim olarak tanımlayan bir yaratıcıya bu konu hakkında bir soru sorduğunu unutma. melekler neden yaratıyorsun dediklerinde Allah şöyle demişti: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.” yani bilmiyoruz sebebini, bunu Allah dışında kimse açıklayamaz. soru sormak güzeldir. hz. ibrahim de “senin nasıl canlıları dirilttiğini görmek istiyorum” der. hz. musa “bana kendini göster” der mesela. ama bu durum maalesef buna girmiyor.

    • ibrahim
      29 Temmuz 2017, 18:26

      Allah yaratıcıdır, meleklere ben sizin bilmediklerinizi bilirim buyurmakta. size cevap veren bir arkadaş var ethem nickli, aslında güzel bir şey söylemiş, hz ibrahimin ve musanın sorgulaması. bugün vahiy alan insan sorguluyorsa vahiy ve mucizelere tanık olmamış bizlerin sorgulaması kadar doğal bişey olamaz.Sorgulamaktan korkma. inkar ederimdende korkma çünkü biz la ilahe illallah diyoruz. önce la diyoruz. önce hayır diyoruz. şimdi bu noktada sana fayda sağlayacağına inandığım bir düşüncemi paylaşacam. Biz insanlar hiçbirşey yapmamışken bize hayatı bilinci, mutluluğu ve güzelliği veren bir yaratıcı var, iyiyi kötüyü ayırt edebilecek bir mantığımız var. eğer biz iyiyi ve kötüyü ayırt edip etrafımıza etraflıca bakıp herşeyin bir tasarımcısı olduğuna inanır ve o tasarımcının tek olduğuna inananırsak, herşeye gücü yeten bu varlığın kötüyü tercih edenlere bir yaptırırımın olduğuna inanırsak( her insan vicdanen derki ” bunca zalim ve kötü insanların yaptıkları yanına karmı kalacak der’) böyle bir yaratıcıya inanır merhametli ve yaşanılabilir bir dünyada tek rabbe inanır ve ibadet edersek işte o rabbin vereceği mükafat ve ecrin büyüklüğünü idrak bile edemeyiz. biz ondan geldik ona döneceğiz. kötülerde iyiler, yaratıcı tekamül için ve hatta kendi kudretinin tekamülü için böyle birşey yapmış olabilir.bu muhakkak onun katında gizlidir. Ancak geleneksel din inancının ve din tüccarlarının bahsettiği tarzda bir vahşi sadist bir yaratıcı yok. eğer onların tasavvur ettiği bir yaratıcı varsa bugün 7,5 milyar insandan 5-10 bin kadar kişi kurtulur geri kalan cehennem odunu olur. ancak cehennem bizim anladığımız tarzda sadist vahşi bir insanın yapabileceği bir ceza sistemi değildir. cehennem muhkemdir ancak içeriliği müteşabihtir. burda ciddi bir pişmanlık vardır. ancak orası pide fırını gibi değildir, kuranda cehennemliklerin konuşması bunu doğrular, cayır cayır dünyevi tarzda yanan birinin mantıklı cevap vermesi düşünülemez. Birde inancın özünde vicdanın yeri önemlidir. bugün bazı insanlar işledikleri günahlardan vicdanen rahatsız olur ve bundan kurtulmak için illede inkar etmek ister, inkar edip yok hesap mesap deyip vicdanını rahatlatmak ister. hayır işte böyle bir sorgulama yanlıştır. bu sorgulama değil kurnazlıktır.Allah insanlara şah damarından daha yakındır, işte o şahdamarından yakın olan vicdandır. vicdanın rahatsız olduğu bişeyi Allah emretmez, tam aksine yasaklar. yaptığın iyiliklerle huzur bulan vicdanın aslında Allahın emrine itaatin huzurunu yaşamaktadır. niyetinin iman etmesi için mücadeleni devam ettir. amelinin imanı niyetinin imanına belki beşeri gözde delildir ancak ilahı anlamda o Allahın takdirindedir. bi misal vericem bu konuda, anlatılır birçok kaynakta ve hatta uyduraln dinin bütün fırkalarında duyarsın bu misali. ” resulullahın anlattı söylenir, birgün bir adam vefat eder ve Allah onu hesaba çeker. bu kişi ömrünü ibadetle geçirmiş ve deyim yerindeyse alnı secdeden kalkmamış, Allah sorar ey kulum rahmetimlemi yoksa amelinlemi yargılayayım. kul ibadetlerine güvenerek ibadetimle yargıla Allahım der. sonra yaptığı tüm ibadetler terazinin bir ucuna konur, diğer ucuna Allahın verdiği göz nimeti konur, bakarlarki gözün nimetini bile karşılamıyor yaptığı ibadetler. o zaman kul merhamet ya rabbi der. burda anlatıldığı gibi niyetin çok önemli. ve bazı bu niyet konusunda ve rahmet konusunda bir çok misaller vardı. bir kedi köpeğe su vererek kurtuluşa ermek gibi. kimse kendini Allah yerine koymasın. çünkü Allah mekke fethinden sonra inen kuranın son inen ayetlerinde şöyle buyurmaktadır.
      Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. nisa-116.
      De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” zümer-53.
      nasıl olsa affedicidir deyip nefsimize ve topluma zulm edenlerden olmamak ümidiyle Allaha emanet olun.

  19. ethem
    28 Ocak 2016, 01:29

    burada herkes el kindi’den dolayı övünmüş de adam mutezile itikatında. yani ehli sünnete göre kafir adam. felsefe ile uğraştıkları için imanları sıkıntılı olan diğer iki şahıs da ibni sina ve farabi’dir.

    boşuna övünme müslüman kardeşim. izafiyet teorisi’ini einstein buldu diyorsa batı dünyası, sen de bu adamları kafir ilan etmeyecektin. aklını 1000 yıl önce peynir ekmekle yemeyecektin. kuran insanlara gönderilmiş bir kitaptır. bilimsel bilgi de verir ama bilimsel bilgi verme amacı yoktur. onun yerine akıl vermiş, araştır-bul demiş. ama müslümanın tek yaptığı “işte bu da kuran’da yazıyor” demek.

    • ibrahim
      29 Temmuz 2017, 18:37

      ehli kitabın alimleri rahipler ve hahamlarda dillerini eğip büküp kitaba şekil vermeye kalktılar. tevhid inancını yani asıl önemli olan konuyu tahrip edip ibadet kısmını ağırlaştırdılar. sonra incil ve tevrata kitapların korunacağına dair ayet ekledilerki kimse sorgulamasın diye. kurandada benzer durum var. ancak kuranda ciddi değişiklikler yapamayayınca hadislerle işe koyuldular. kuran maide suresi 47 ayetindede ve öncesindeki ayetlerlede incil ve tevratın hükümlerinin durduğunu söyler ve her 2 kitabıda tasdikler. sadece tehvid konusunda yapılan tahribatı kitabın ana konusu yapar. yani şirk konusudur asıl konu. kuranın yarısı müşriklere hitabendir. şimdi geleneksel din derki günümüzde taşa tapanmı var. tabi yok belki ama alimlere din adamlarına tapılıyor.onların koydukları hüküme göre din yaşanılıyor, oysaki kuran Allah adına hüküm verenden daha zalim kim vardır der. bir örnekle açıklayalım mesela. kuran kimin namazının kabul olunmayacağını açıkça beyan etmişken geleneksel din anlayışı arapça telaffuzun bile namazı bozacağını söyler. Allah adına hüküm verir. yaptığımız her ibadette din alimi yada mezhebi bir hüküm varsa orda dikkatli olunması şarttır. kuranın yarısı müşriklerle alakalıysa şirkin kıyısında köşesinde olmama adına dikkatli olunmalıdır. kuran kendisiyle değil geleneksel dinle çelişir. saygılarımla.

  20. 05 Nisan 2017, 13:36

    Reblogged this on tabletkitabesi.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: