Başlangıç > Kültür, Tarih > Horus’un Gözü (Wedjat) Sembolü

Horus’un Gözü (Wedjat) Sembolü

Horus, Eski Mısır dininde bir gözü ay, bir gözü Güneş olan şahin biçimindeki Tanrı’nın adıdır. Horus, Anıtlarda bir atmaca ya da milan çaylak ile temsil edilmişti.
Efsaneye göre Horus, Osiris’in oğludur ve babasının cesedinin tohumundan oluşur. Horus büyüyüp güçlenene kadar İsis, onu saklar. Horus, güçlenir ve Seth ile savaşır. Bu savaşta Horus Seth’in hayalarını koparır. Seth de Horus’un gözünü parçalar ve Horus, çıkan gözünün yerine “Uraeus” adlı bir yılanı takar. Bu yılan daha sonradan firavunların egemenlik simgesi olmuştur. Annesi İsis parçalanan gözü yeniden tek parça haline getirir, ama o göz görmez. Horus, tek gözlü olarak yaşamaya devam eder. (Güneş ve ay tutulması, Horus’un gözünün parçalanması ile oluşur) Savaşı kazanan Horus, gözünü geri alır ve onu babasına armağan eder. Horus, Osiris’in ardılı olarak gösterilir. Bazı anlatılara göre Horus ile Seth arasındaki savaşta tanrı Tot, hakemlik eder ve savaşa son verir. Savaşta Seth yenik düşer. Osiris ölüler dünyasısın kralı iken savaşın sonunda Horus yaşamın kralı olur. Seth ise her türlü kötülüğün tanrısı olmaya devam eder.

Horus’un gözü, manevi anlamıyla, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını, insanın iç âlemindeki her niyetini ve yaşamdaki her davranışını gözden kaçırmayan bu merhametsiz yargıcın keskin bakışını sembolize eder. Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür. Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir. Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi. (Bu nedenle Horus’un gözü güneşle temsil edilen Ra’nın gözü olarak da ifade edilir.) Bu, vicdanın karşıtı olan nefsaniyetin hiç işine gelmez; nefsaniyeti ve kötülüğü temsil eden Seth de bu yüzden bu gözü çıkarmaya çalışmıştır. Eski Mısır mitolojisine göre Horus, sonunda bu gözünü babası Osiris’e vermiş ya da Osiris’in kullanımına bırakmıştır.
Horus’un gözü, biçimsel anlamıyla, Tanrı’nın “bir”liğini (tekliğini) matematiksel olarak gösteren bir semboldür. Bu anlam şöyle açıklanır: Bir bütün ikiye bölündüğünde 1 / 2 elde edilir. Bu da ikiye bölündüğü takdirde 1 / 4 elde edilir. İşleme bu şekilde hep ikiye bölme ile devam edilirse sırasıyla, 1 / 8, 1 / 16, 1 / 32 ve 1 / 64 elde edilir. Bunların tümü toplandığında ise 63 / 64 bulunur. Buradan şu sonuç çıkar: Bir bütün, sürekli olarak ikiye bölünmeye devam edilirse, toplam değerde, sonsuzluk hariç, hiçbir zaman bire, birliğe ulaşılamaz; yalnızca Mutlak (Allah) bir’dir. Horus’un gözü “glifler” denilen parçalardan oluşur ki, bu altı parça, sırasıyla, 1 / 2, 1 / 4, 1 / 8, 1 / 16, 1 / 32, 1 / 64’ü ifade eder.

Geleneğe göre, Horus’un gözü Seth adlı tanrı tarafından parçalanmıştı. Bu parçaları Thot adlı tanrı (ibis kuşu ile temsil edilen tanrı) bir araya getirerek Horus’u yeniden göz sahibi etmişti. Bu gözün muhtelif kısımlarını temsil eden kesirlerin toplamı 63 / 64 etmektedir. Bu sebeple, Thot’un sihir yoluyla buradaki noksanı tamamladığı Kabul edilmekteydi.

Reçete kelimesinin asıl kaynağını Eski Mısır’da aramak gerekir. “Horus’un Gözü” ya da daha bilindik adıyla “Tanrı Ra” ve onu, temsil eden “Ra’nın gözü” sembolü reçete kelimesine kökenlik etmiştir. Horus’un gözünün basit bir şekli olan R harfi, Galen’den günümüze ilaç reçetelerinde (R ya da Rp) kullanılmaktadır. Tıp tahsilinin bir kısmını Mısır – İskenderiye’de tamamlayan Galenus, hastalarına etkili olabilmek için kullandığı bazı mistik semboller yanında Ra’nın Gözü Hiyeroglifinden de bir telkin aracı olarak faydalanmıştır. Galenus’u örnek alan hekimlerde aynı yolu takip ettiklerinden, bu sembol, zamanla esas kaynağından uzak diyarlarda ne anlamı olduğu bilinmeden, daha sade çizgilerle ifade edilmeye başlanmıştır. Temelde makyajıyla zaten R harfine benzeyen Horus’un gözü şekli, çizgilerin basitleşmesiyle tamamen R harfi şeklini almıştır. Bu sebepledir ki eczacılığın Ortaçağ’da ayrı bir dal olarak ortaya çıkışıyla R ‘ye yeni bir anlam uydurulmuştur. Bu dönemde tıp dili Latince olduğundan, hekimin eczacı tarafından hazırlanmasını istediği ilaçların terkibini yazdığı reçetelere “alınız” anlamına gelen “recip” kelimesinin ilk harfi olduğu ileri sürülmüştür. Daha sonra Fransızca’nın Avrupa’da tıp dili olarak kullanılması sırasında yine aynı anlama gelen recipez’nin iki harfi Rp kullanılır olmuştur.

Horus’un Gözü, Nazar Boncukları ve Tılsımlar

Eski bir Anadolu inancının camdaki yansımaları İnsanlık tarihi boyunca, her kültürde ve dinsel inançta, göz figürü kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir… Bu figüre, Musevi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinin yanı sıra, Budist ve Hindu toplumlarda da rastlıyoruz. Bu ortak gelenek Anadolu’nun 3000 yıl öncesine dayanan cam sanatında yeni bir kimlik kazanır. Anadolulu bir cam ustası, göz figürünün gücünü ateşin gücüyle birleştirerek yepyeni bir tılsım yaratır:

O zamandan bu yana insanlar, kötülüklerden korumak istedikleri her şeye nazar boncuğu iliştire gelmiştir. Yeni doğmuş bebeklerden, bindikleri ata, hatta, evlerinin kapılarına bile… Nazar boncuğu geleneği Anadolu’da hâlâ yaşamaktadır. Sayıları giderek azalan nazar boncuğu ustalarının hünerli elleriyle biçimlendirdiği ışıltılı göz boncukları, Anadolu’dan dünyanın dört bucağına yayılmaktadır.

Eski kültürlerde yaygın olarak rastlanan ve bizim ‘Fatma Ana’mızın Eli’ olarak bildiğimiz hamsas adlı tılsımın rengi genellikle mavidir. Bu, beş parmağın ve avuç içinin belirgin bir şekilde görüldüğü, ortasında bir göz işareti bulunan bir tür el ikonudur. Bazı kültürlerde mavi nazar boncuklarına ek olarak, hamsas tılsımları da pencere ya da kapıların kenarlarına koruma amacıyla asılır.
Tılsım Anadolu’ya geldiğinde bazı değişimlere uğramıştır. Bugün Anadolu’da her yerde görebileceğimiz nazar boncuğu Horus’un gözü kökenlidir. Horus’un gözü, bir çok toplumda yaygın bir inanışı ifade eden nazar ve göz değmesine karşı koruyucu olacağına inanılan nazar boncuklarına da esin kaynağı olmuştur.

Nazarın ve nazar boncuğunun izleri, Mısır’a M.Ö. 4800-M.Ö. 5000 yıllarına uzanıyor. Dünyadaki tüm kötülükleri gören Mısır imparatoru Osiris’in gözünün, yoksulluğu ve cehaleti uzaklaştırdığına inanılırdı. Oğlu Horus, gözlerini açtığında ortalığın aydınlandığı (iyilik) kapattığında karanlık (kötülük) olduğu düşünülürdü.
Güneş tanrısı Osiris’i öldüren Seth’den öç almak isteyen Horus’un gözü, kavga sırasında aynı zamanda amcası olan karanlıklar ve kötülükler tanrısı Seth tarafından parçalanır. Bilimlerin ve tıbbın kurucusu olan Toth parçaları toplar ve gözü eski haline getirir. Ancak 1 / 64’lük parçası eksiktir ve bu parça, Toth’un büyü ve sihir gücü tarafından tamamlanır.
Daha sonra Horus’un bu gözünü simgeleyen hiyeroglif resim, uzak görüşlülüğün, beden dokunulmazlığının ve sonsuz doğurganlığın simgesi olarak, gemi, araba mumya, vazo gibi nazardan korunması gereken gereçlerin üzerine çizilmeye başlanmıştır. Mısırlılar önem ve değer verdikleri her şeyi, koruyabilmek için üzerine Horus’n gözünü çizdiler. Bu çizimler daha sonra Anadolu’ya ulaştı ve büyük bir olasılıkla onu ilk defa Fenikeliler (M.Ö. 2500-M.S. 65) cam üzerine geçirdi.

Bugün bir nazar boncuğuna bakarken, binlerce yıldır kesintisiz devam eden bir süreci bir saniye daha ileriye taşıyoruz. Birisine nazar boncuğu hediye ederken, aslında binlerce yıldan bu yana devam eden bir geleneği sürdürüyoruz. Toth ile başlayan süreçte, kendi dilimizde yer eden deyimi seçerek, bazen inanarak bazen de turistik bir şirinlik yaparak, Anadolu’nun cam ustalarının tarihle yaşıt olan ateşle ortak çalışmasını geleceğe aktarıyoruz.

Reklamlar
Kategoriler:Kültür, Tarih
  1. 28 Aralık 2011, 05:34

    neden sol el ve sol göz ? şeytanın hangi gözü kördür ?:)

  2. miko
    15 Mart 2012, 16:16

    anlatıla gelen olaylar gökyüzü olayları ve mitolojinin harmanlanması bence. duyduguma göre mısırda ki tanrılar şu an Allah C.C. esmaları gibi farklı yaratıcının farklı özelliklerini temsil etmekteymiş. fakat zamanla durum değişmiş tabi. doğrusunu Allah bilir.

  3. şeyh nazik
    26 Mart 2012, 23:44

    bilemiyorum ama içimdeki soruya bir türlü net cevap alamıyorum

  4. sfe
    19 Mayıs 2013, 20:55

    arablar böyle işte onlara indirilen kuranı böyle çarpıtmalarına izin veriyorlar halbuki allahın ordusu türk ordusudur s.a.v efendmiz bile istanbulu alırken bunu ne güzel belirtmiş 🙂 yok tannrılarmış haşa allah birdir ve sonsuzdur o herşeye güc yetirendir

  5. 27 Nisan 2014, 02:10

    HORUSUN GÖZÜ İLLUMÜNATİNİN SİMGESİDİR UZAK DURUN

  6. başakyuca
    22 Eylül 2014, 23:34

    Rüyamda anahtar gördüm büyük bir anahtardı ve üzerinde ra’nın gözü vardı ne demek acaba bilen varsa yazsın lütfen…..

  7. Sami
    19 Kasım 2014, 19:37

    Seth Şeytan i simgeliyor bu hikayede.Bati dillerindeki Satan kelimesi sanirim Seth kelimesinden geliyor,Arapçada da Şeytan.

    Hikaye Yaratilis hikayesinin farkli versiyonu sadece.

  8. Yalancı Muhammet
    04 Ocak 2017, 07:16

    3000 yıl önceden bahsediyor mısır yazıtlarından amına koydumun salağı allah birdir mutlak allahtır amcık o zaman muhammet allahı uydurmamıştı daha kuranı uydurmamıştı siktimin müslümanları muhammet sizi kekliyor allah mallah yok muhammet evlatlığının karısına sarkacak kadar soysuz bir şerefsizdir.9 yaşında kızı siken sapıktır aklınızı başınıza alın

    • Mefülü
      04 Ocak 2017, 19:45

      Senin arızan annenle baban arasında olan yetersiz iletişimden ve evinizde mutluluğun olmamasından kaynaklanıyor. Senin gibi aptal bir güruh Hz Muhammet Sallalahu Aleyhi ve Sellemin değerli adını o kokmuş pis ağzına bile almayı hak etmiyor İnşAllah kahrolursun bu 1. İkincisi Alemlere rahmet peygamberimiz Allahtan vahy aldıklarını insanlıpa nakşetmiş. Bire aptal bire geri zekalı Peygamberimiz senin gibi bir sapık değildi 9 yaşında evlendi denildiği zat o mübarek elleri öpülesi zata 17 18 yaşına kadar dokunmamıştır.O senşn dediğin sapıkları ailenin içinde ara belki annen babandan 9 yaşında hamile kaldığı için sen böyle geri zekalı doğmuş olabilirsin. Ve aptal yabancı siyonistlet bile Kuran ı Kerimi inceleyip birşeyler bulmaya çalışırken sen ne salaksın ki sevgili peygamberim haşaa yalan diyor diye çığırtıyorsun.Sen tamamiyle cehalet içinde kalmışsın. Ahlaksız adi bir döl artığısın ama Allahu Teala Velli Celaluhu senide bir neden için yarattığı için çokta seviyemi sana indirgemiyorum. Allahın varlığı bilimsel bir gerçekliktir evlat. Evrende hiç birşey yoktan var vardan yok olamaz diyor ya.Bu evren yaradılırken o boşlukta hani hiç bişey yokken siz ona kaos yada kronos mu ne diyorsunuz ya ardından bing bang işte bu patlamanın oluşması için bir enerji lazım ve yukarda dediğim kurala göre hiç birşey yokken bu enerjinin kendi kendine ortaya çıkmayıp o enerjinin başka bir yerden tetiklenmesi bile Allahın varlığının kanıtlarından sadece ufacık birtanesidir.Allah inşAllah sana hidayet verir .Eğer hidayete ermeden geberip leş olursan kabirinden ahirete kadar eziyetinin büyük olması senin için tek duam.Bir aptal olmasaydın eğer en basite indirgersek bir hücrenin oluşması için gerekenlerin bir tanesinin dahi eksik olması durumunda hücrenin ve akabinde canlı organizmanın olamıyacağı bu mükemmel yapının rastgele değilde bir yaratıcı tarafından yapıldığı gerçeğiyle karşı karşıya kalman tek seçenekti.Bilim bile artık seni yalanlarken sen neyin peşindesin.Bre dengesiz aptal bre hadsiz köpek.Sıç ve suçtığın boku ye ve o ağzına değer verdiğimiz değerleri alırken unutmaki sadece atmıktan başka birşey değilsin çünkü kendi ezikliğinde kalmış havlayıp duruyosun.Şimdi anne ve babana git sor hatayı evlenerek mi yapmışlar seni fışkırtarak mı

  1. 22 Eylül 2016, 14:12

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: