Anasayfa > Kültür, Tarih > Mısır Mumyaları

Mısır Mumyaları

https://i1.wp.com/upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/4/4b/AncientEgyptianMummy-Antjau-ROM.png

Ölüler Kitabı’nın çeşitli bölümleri, ölünün mumyalanmış bedeni üzerine yüksek sesle okunmaktaydı. Bunun yapılmasındaki amaç, bedeninden ayrılmış olan varlığı yönlendirmek ve ona başta öte alemle ilgili olmak üzere inisiyatik bilgiler vermekti. İşte bu noktada akıllara bir soru takılmaktadır: “Peki ama ölüler neden mumyalanırdı… “Mumyalamanın ardında metapsişik bir düşünce bulunmaktaydı. Ancak bu metapisişik düşünce üzerinde çok fazla durulmamıştır. Mumyalamanın metapsişik anlamına geçmeden önce, mumyalamanın nasıl yapıldığını bir hatırlayalım.

Tarihçilerin, arkeologların, fizikçilerin ve kimyacıların birlikte yürüttükleri araştırmalardan çıkan sonuçlara göre: Mısır’da Mumyalama işlemi yetmiş günde tamamlanırdı . Önce beden içindeki çürüyebilcek her şey boşaltılır ve vücut sodyum karbonatlı bir karışım içinde kurumaya bırakılırdı . Kalp ve böbrekler genellikle bedende bırakılır; karaciğer, akciğerler, mide ve bağırsaklar özel kavanozlarda saklanırdı. Beden kuruduktan sonra sodyum karbonattan temizlenir, yıkanır, yağlanır ve keten bandajlarla sarılırdı. Zengin kimselere yüzlerini anımsatması için maske takılırdı. Örneğin Tutankamon’un maskesi altından yapılmış ve değerli taşlarla süslenmişti. İsis’in Muskası gibi muskalarda ölüyü öte alemdeki yolculuğunda koruması amacıyla bandajların arasına koyulurdu.

https://i0.wp.com/www.milliyet.com.tr/2007/11/05/yasam/resim/yas023.jpg

Bu anlatılanlara bir itirazımız yok. Ama ortada bir sorun bulunmakladır. Bu anlatılanları aynen uygulayarak yapılan mumyalama deneylerinin tümü başarısız olmuştur. Çünkü günümüz biliminin hesaba katmadığı bir etken, bu araştırmalarda göz ardı edilmişti.

Mısırlılar mumyalama işlemlerini yukarıda özet halinde aktardığımız gibi yapıyorlardı ama bu işlemlere ek olarak ayrıca manyetik enerjilerden de yararlanıyorlardı. İşte göz ardı edilen etken buydu. Metapsişik çalışmalarda “manyetik dondurma” adı verilen bir uygulama vardır. Bu uygulamada ellerden çıkan manyetik enerjiler sayesinde, ölü organik maddeler çürümeden ve büyük bir oranda orjinal hali bozulmadan kalabilmektedir. Günümüz metapsişik çalışmalarında manyetik enerjilerini elleri vasıtasıyla aktarabilme yeteneğine sahip kişilerin (manyetizörlerin) ölü organik maddeleri (balık, çiçek, sığırdili vb.) manyetik yolla mumyalayabildikleri deneylerle ispatlanmış bulunmaktadır. Manyetik etkilerin gücüne göre bu mumyalanmış organizmalar bazen yıllarca renk, biçim ve bazı özellikleri (tad, koku hariç) bozulmadan kalabilmişlerdir.

Yoğun manyetik enerjilerin aktarılabildiği deneylerde, mumyalanan organik maddelerin üzerleri sanki ince bir mum tabakası sürülmüş görünümüne bürünmüşlerdir. Günümüzde yurtdışı’ndaki üniversiteler’in parapsikoloji kürsülerinde deneysel olarak araştırılan bu uygulama tekniğinin en iyi uygulayıcıları, bu bilgilerini Atlantisliler’den almış olan Mısırlılar’dı. Firavunların laneti değil, manyetik etkiler!… Bazı firavunların mezarlarına giren tarihçilerin ve arkeologların başlarına gelen başdönmesi, bayılma, halisülasyonlar görme ya da fiziksel bazı rahatsızlıklarla karşılaşmak gibi fenomenlerin nedenlerini, işte bu yoğun manyetik enerjilerde aramak gerekir. Binlerce yıl bozulmadan bu bedenlerin saklanabilmesi için ne kadar yoğun manyetik enerjilerin uygulanmış olabileceği düşünüldüğünde, yaşanılan bu sıradışı fenomenler daha iyi anlaşılabilir.

https://i0.wp.com/cdn.wn.com/pd/32/d3/7bcfe72bf7322f759a2b71f9f7f0_grande.jpg

Neyse bütün bunları bir kenara bırakalım… Ve asıl sorulması gereken soruyu soralım: – ‘Eski Mısırlılar ölülerini neden mumyalıyorlardı?…” Eski Mısırlılar’ın en popüler geleneklerinden biri kuşkusuz ki, ölülerini mumyalayarak saklamalarıdır. Ancak şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki, bu denli popüler olmasına rağmen mumyalama geleneklerinin gerçek anlamı üzerinde çok fazla durulmamıştır. Konuyu açalım… Gerek eski ezoterik bilgiler, gerekse de son elli yıldır günümüze kadar yapılagelmiş metapsişik alandaki çalışmalara göre; ölümden sonra ruh ve beden ilişkisinin bir an önce kesilmesi, ruhun özgürleşmesine ve bu dünyadan daha kolay kopabilmesine büyük bir katkı sağlamaktadır. Söz konusu ettiğimiz bu ruh ve beden ilişkisinin ölümden sonra kesilmesine en iyi olanak sağlamanın yolu, bedenin bir an önce ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü beden bir girdap gibi astral bedeni kendisine çeker. Ve varlığın spatyoma geçişini zorlaştırır.

Bundan kurtulmak için bedeni bir an önce yakmak ya da gömmek en uygun yoldur. İnisiyatik Ekoller’deki bu farklılığın nedeni neydi?… Bilindiği üzere Mısır ve Hint – Tibet Ezoterizmi dünyaya felsefi açıdan yön vermiş iki büyük merkezdi. Ezoterizm’in en önemli kuralı, nerede olursa olsun, hangi toplumda varolmuş olursa olsun, temel gerçekleri hep aynı olmak durumundaydı. Şekilsel olarak bazı farklar varmış gibi görünse de, kökenine inildiğinde, tüm bu merkezlerdeki ezoterik kökenli bilgilerin hep aynı olduğu görülmüştür. Ancak bu sefer ciddi bir farklılıkla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Eğer ölüm ve ölüm ötesi ile ilgili ezoterik bilgiler de aynı istikametteyse, bir yerde cesedin yakılması bir yerde ise yokedilmek bir yana, aksine saklanmak için özel uygulamalar yapılması bu konuda ciddi bir farklılığın olduğunu göstermektedir. İlk başta gerçekten de bu bir çelişkiymiş gibi görülebilir. Bu nedenle de meseleyi bu şekilde ortaya koymak istedim.

https://i0.wp.com/abna.ir/a/uploads//65/9/65959.jpg

Öncelikle şunu açıklamak isterim ki, ölülerin mumyalanması ilk başta genele yayılmış bir uygulama değildi. Mumyalanan ölüler inisiyatik alanda önde gelen kişilerdi. Bu, kökeni Atlantis’e ait majik bir uygulamadır. Mısır’ın son dönemlerinde dejenere edilmiş ve olur olmaz herkes mumyalanmaya başlanmıştır. Hatta ölenin sevdiği hayvanlar bile… Atlantis’e ait bu majik uygulama, Orta Asya Türkleri’nde görülen Atalar Kültü ile bağlantılı bir konudur. Konu ölümle ilgili olduğu için konuyu önce metapsişik kurallar içinde ele almak icabeder. Çeşitli toplumlarda da görülmekle birlikte özellikle Orta Asya Türk Geleneği’nde ön plana çıkmış olan Atalar Kültü, yaşarken ailenin koruyucusu ve reisi olan büyüğün, öldükten sonra da ailesini koruyacağı inancına dayanır. Bu inancın temelinde ise, metapsişik çalışmalarda ayrıntılı bir şekilde dile getirilmiş olan insanlara yardım eden bedensiz rehber varlıklar yatmaktadır. Gelelim Mısır’a…

İlk başta mumyalanan ölülerin inisiyatik alanda önde gelen kişiler olduğundan söz etmiştik. Bunun sebebi, söz konusu kişinin tesirlerini öldükten sonra da çekebilmekti. Bedenin ortadan kaldırılmayısıyla bu çok daha kolay sağlanabiliyordu. O dönemler Mısır inisiyatik çalışmaların merkezi olduğu için, bu enerjilerin merkezileştirilmesi çok önemliydi. Bunun için de böyle bir teknikten yararlanmışlardır. Bedenli yaşamlarında Mısır İnisiyasyonu’na hizmet eden bu varlıkların öldükten sonra da bu fonksiyonlarına belli bir süre daha devam etmelerini normal karşılamak gerekir. Mısır inisinasyon merkezi olma fonksiyonunu bitirdiğinde her halde onlar da buraları çoktan terkedip gitmişlerdir.

Kaynak

 

Kategoriler:Kültür, Tarih
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: