Anasayfa > Bilim, Bilinmeyen > Kopyala Beni Scotty….

Kopyala Beni Scotty….

the prestige

“Kuantum kopyalama: 7 hz’in sırrı ne?’ Kopyala beni, Scotty'”

Fransız biyolog Luc Montagnier, HIV virüsü ve AIDS hastalığı üzerine yaptığı araştırmalar sayesinde Nobel ödülü almış, dünyaca ünlü bir bilim insanı.

Montagnier’in ocak ayında sonuçları açıklanan son deneyi, bilim dünyasını sarsacak nitelikte: Fransız bilim insanı, DNA parçacıklarının, aralarında kesinlikle fiziksel bağlantı olmayan iki mekan arasında “kopyalayalanabildiğini” kanıtladı. Nasıl mı?

“Birinde küçük bir bakteriyel DNA parçası ve diğerinde saf su bulunan iki tüp, 7 Hz’lik zayıf bir elektromanyetik alanla çevrelendi.

Polimeraz zincir reaksiyonu işlemi ile DNA’nın kopyalanmasından 18 saat sonra; garip bir şekilde DNA, saf su içeren test tüpünün içinde tespit edilebildi. Alışılmışın dışında, orijinal DNA örneği deney sırasında birçok kez seyreltilmek zorunda kalındı. Bu, fenomenin daha önce neden tespit edilemediğini açıklıyor.” (Çeviri: Yaklaşansaat)

Haberi veren techworld adlı site, başlıkta her ne kadar “teleportasyon” kavramını kullanmış olsa da, fenomeni böyle tanımlamak yanıltıcı olabilir. Keza DNA parçacıkları bulundukları yeri terk edip, başka bir yere taşınmıyor. Bir nevi “kopyalanıyor”. Ve işin en önemli kısmı da elektromanyetizm ile ilgili:

“Montagnier, ihtiyatlı olmak için, sonuçları kontrol deneyleri ile karşılaştırdı, yaptığı kontrol deneylerinde zaman sınırı azaltıldı, elektromanyetik alan kullanmadı veya daha düşük frekanslarda kullandı ve her iki tüp saf su içeriyordu. Bu deneylerin hiçbirinde sonuç elde edemedi.”

Bu deney, elektromanyetizm ile biyoloji arasında doğrudan bir ilişki kuruyor. DNA’ların bir yerden başka bir yere, arada hiçbir fiziksel bağlantı olmadan kopyalanabilmesi, uygulama açısından muazzam sonuçlar doğurabilir. Bu deneyden hareketle üretilecek teknolojiler, biyolojik silahtan tutun, klonlamaya kadar çok geniş bir spekturum da karşımıza çıkabilir. Ancak…

Daha önce üzerine hiç düşünülmemiş bir ilişki dersek yalan olur.

Tıpkı, CERN’in zaman makinası olarak kullanılabileceğini öneren iki bilim adamının durumunda olduğu gibi, yukarıdaki deney de aslında bir bilim-kurgu hikayesinde işlenmişti. 2006 yılında Christopher Nolan tarafından filmleştirilen The Prestige, Christopher Priest’e ait 1995 yılında yayınlanmış bir roman. Kitap ve film, 19.yy İngilteresi’nde, birbirine rakip iki sihirbazın hayat hikayesini işliyor. Kitabı okumamış, veya filmi seyretmemiş olanlar için fazla detaya girmeyeceğiz ancak şu kadarını bilmenizde fayda var: Hikayenin içinde elektrik konusunda çalışmaları hala anlaşılamamış dahi Nikola Tesla, onun icat ettiği bir makina ve…”teleportasyon” var. (Hikayeyi seyreder veya okursanız, neden teleportasyonun tırnak işareti içine alındığını anlayacaksınız)
İyibilgi. com


Kategoriler:Bilim, Bilinmeyen
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: