Anasayfa > Bilinmeyen, Teknoloji > Pardon ‘Uzay’a Basabilir misiniz?

Pardon ‘Uzay’a Basabilir misiniz?

Pardon 'Uzay'a Basabilir misiniz?

Serkan Anılır, Japonya Uzay Havacılık Ajansı JAXA’da çalışan tek Türk ve tek yabancı. Yıldız Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu ve 31 yaşında. Almanya’ya işçi olarak giden üç çocuklu bir ailenin en büyük oğlu. Bu genç yaşında dünya bilim çevrelerinde saygın bir yer edinen Anılır, ürettiği projeleriyle farklı bir boyutta dolanıyor ve sık sık adından söz ettiriyor. Uzay asansörü de bu farklı boyutlardan biri…

Almanya Bauhaus Üniversitesi’nde Yüksek Bina Teknolojisi üzerine yüksek lisans yaptıktan sonra stajını Avrupa Uzay Ajansı’nda yaptı. Uzay asansörü projesiyle burs kazandığı Tokyo Üniversitesi’nde doktora yaparken NASA’dan teklif aldı. NASA’da “Uzayda insan hayatı ve yerleşimleri” ile ilgili SICSA isimli 12 kişilik tasarım ekibinin liderliğine yükseldi. Halen JAXA’da uzay fiziği bölümünde çalışan Anılır’ın “Uzayın Dışı” isimli kitabı Japonya’da 320.000 sattı. Şimdi de kitabının senaryosunu yazıyor.

Uzay asansörü projesini anlatır mısınız bize?

Yeryüzünde bir kule düşünün. O kulenin içinde de bildiğimiz bir asansör sistemi olacak. Ama bu asansör uzaya uzanan bir asansör olacak. Dünya dönerken bir yörüngeyi belirliyoruz. O yörüngede aynı hızda döndüğü için iki yörünge arasında gidip gelen sabit bir asansör olacak.

Amaç ne bu projede?

Uzay asansörü projesiyle, dünyadan uzaya insanları en ucuz şekilde nasıl götürebiliriz sorusuna cevap aradık. 1 kg yük şu anda 20.000 dolara uzaya gönderilirken bu projeyle 128 dolara gönderilebilecek. Aynı zamanda bu sistemle insanlar uzaya roketle değil, asansörle gidebilecek.

Bu projenin hayata geçirilmesi ne kadarlık bir zaman alacak?

Bu proje 2062’de başlarsa 7 senede bitirilebilecek. Gerekli olan teknolojilerin 2062’de var olacağını düşünüyoruz.

Sonra Japonya’da ‘Uzay şemsiyesi’ projeniz var, Bu nedir? Avantajları neler olacak?

Uzay şemsiyesi projeleri ileriki zamanlarda güneş ışığından enerji elde etmek için kullanılacak projeler; ama onları şu sıralarda daha yeni yeni planlama aşamasındayız. Aslında uzay asansörü de öyle.

Şu an yörüngede bulunan ‘Uluslararası Uzay İstasyonu’ nun tasarımında aldığınız rol neydi?

Ben bu projenin “Kiwo” denilen Japon bölümünün Tasarım ekibinin başındaydım. Kiwo, umut anlamına geliyor. Umut projesi yani. 6 kişilik bilim adamı ekibinin elektronik uzay üzerine çalışmalar yaptığı ufak bir modül var. Japon modülü deniyor ona, o modülü yaptık biz.

Bu büyük projeye Türkiye kaynak ayırmadı. Ne düşünüyorsunuz?

Aslında çok enterasan. Çünkü Türkiye’nin yavaş yavaş bu projelerde yer alması gerekiyor. Türkiye’nin Uzay Ajansı açması gerekiyor. AB’ye girme şartlarından birisi de bu. Bizim Avrupa Uzay Ajansı ESA’ya katılmamız, bir temsilci göndermemiz gerekiyor. Bunun içinde kendi uzay ajansımız olmalı. Öyle bir şey yok mesela şu anda. Ama, geçenlerde Hava Kuvvetleri Komutanı’mız geldi Japonya’ya. Onunla konuştuk biz. Kendisi 1 sene içinde Türk Uzay Ajansı’nı  açmak istiyor. Çünkü bu bir zorunluluk haline geldi artık. Öyle bir şey olursa ileride Türkiye’ye dönmeyi düşünüyorum tabi ki. Türkiye’de de var aslında bir takım çalışmalar ama, çok yavaş ilerliyor. Biz çok geride kaldık. Türkiye’den daha düşük ülkeler bizden belki 10 15 kat fazla uyduya sahipken biz hala 3 tane uyduyla kendi yağımızda kavruluyoruz. Hiçbir şey yapmıyoruz. Bunlar o kadar büyük paralarla dönen şeyler de değil. Ama işte, Türkiye’de organizasyonlar yok bu konuda. Sivil organizasyonlar ve devletin işbirliği yapması lazım. Devletin bu konuda adım atması gerekiyor. Artık uzay çağındayız. Daha fazla geç kalmamamız lazım.

‘Uzayın Dışı’ isimli kitabınız Japonya’da çok ilgi gördü. Kaç baskıya ulaştı? Türkçe’ye çevrilecek mi?

320.000’e geldi şimdi baskısı Japonya’da. 320.000 Japonya’da iyi rakamdır. Türkçe’de de basmak istiyorlar aslında. Ya da Türkçe daha kısa bir özet yapalım dediler. Olursa Türkçe’sini de yazarım tabi. Ama bu kitap biraz daha bilimsel bir kitap. Uzayın dışı hakkında bilgimiz çok sınırlı olduğu ve deney yapabileceğimiz bir ortam olmadığı için her şey kağıt üzerinde kalıyor. O yönden bazı sorunlar var. Ama Türkçe’de kitap olarak basıldığında zannediyorum, insanlar uzayın dışını da hayal edebilirler.

Uzayın dışında ne var?

Her şey bir patlamayla başladığı için, patlamadan sonra uzay büyümeye başladığı için, şimdi bir balon düşünürseniz, üç boyutlu ortamda balonu şişirdiğimizde balon büyürken içine bir karınca koyduğunuzda karınca o balonu kendi dünyası kabul eder. Onun dışında bir şey olduğunu hayal edemez. Çünkü boyutlarını göremez. Bizim yaptığımız şey bütün uzayı bir balon olarak düşünüp bunun dışında ne olduğunu anlamak.

Vardığınız nokta nedir?

Vardığımız nokta, bizim kurduğumuz iki tane denklem var. Uzayın dışında dördüncü bir boyut olduğunu bulduk. En son kurduğumuz uzayın dışı dediğimiz bütün genel bir uzay teorisi var: 11. boyutta uzay diye. Uzayın dışı dediğimiz olay aslında 11. boyutta bizim dünyamızın açıklanması gibi bir şey. Bizim bu projemiz aynı zamanda Nobel Komitesi tarafından da inceleniyor.

Peki bu çalışmalarınızda uzayda yaşam biçimleri, canlı türleri konusunda elde ettiğiniz bulgular var mı?

Şöyle söyleyeyim; uzaylılardan bahsedildiğinde garip garip bakıyor hala insanlar ama, uzayda yaşam olması son derece normal bir şey. Biz yıllarca evrim geçirmişiz. Bu tamamen şans. Bunu lütfen böyle yazın. Tamamen şans. Milyonlarca yıldız var, bunların etrafında dönen milyarlarca gezegen olduğunu düşünüyoruz. O gezegenlerden herhangi birinde hayat olması ihtimali uzak bir ihtimal değil. Olabilir yani. Ama henüz bir kontakt sağlanmış değil.  Zaten Nasa bundan önce Voyager 11 aracının içine “Biz insanoğluyuz” diye bir mesaj koydu ve yolladı uzaya.

Bu kitabınızı yeni çevrilecek ‘Evrim’ isimli Japon animasyon filmi için senaryolaştırıyorsunuz ve yönetmeni Matrix’e ilham kaynağı olan dünyaca ünlü Masaomi Kanzaki. Senaryo ne aşamada? Nasıl bir film olacak?

Üç aşama olarak düşünüyoruz senaryolaştırma sürecini. İlk aşaması MANGA dediğimiz Japon animasyon kitabı olarak basılacak. Bunu bitirdik şu an. Üç ay, bunu kitap olarak tutacağız. Eğer tutulursa bunu animasyon filmi yapacağız öncelikle. O da tutulursa normal film aşamasına gelecek. Bu kitabın konsepti çok enterasandır. 5000 yıl önceki kültürleri inceledik. Mesela Mısır ve Sümer uygarlıklarından başladık. Onların kendi tanrılarını anlatışları var, dinin nasıl geliştiğini inceledik. Bizim filmimiz tamamiyle piramitlerin olduğu dönemde başlıyor. Çok güzel oldu bence senaryo…

Piramitler demişken, bu piramitleri uzaylılar mı yaptı sizce?

Piramitleri kim yaptı sorusundan önce, piramitleri niçin yaptılar sorusuna cevap aramak lazım. Uzaylılar mı yaptı, insanlar mı yaptı; ikisi de yapmış olabilir. O dönemin teknolojisi çok farklı. Önemli olan nokta piramitlerin bulunduğu 19.5 enlemidir. Çünkü dünyanın enerji noktasıdır oraları. Bizim genelde uydularla dünyanın enerji resimlerini çekeriz. Çektiğimiz enerji resimlerinde o bölgede çok büyük bir enerji olduğunu görüyoruz. O dönemin insanları bunu biliyorlardı.

Peki neden orası, yani neden enerji merkezi?

Onu ben söyleyemem de şunu söyleyeyim. İnsanların o bilgiye sahip olmasının iki seçeneği var. Ya bu bilgiyi kendi teknolojileriyle anladılar, ya da birileri onlara bu bilgiyi aktardılar.

Söyleyemem dediğiniz şey bu birileri mi acaba?

Ya, tabi bir bilimadamı olduğum için ben uzaylı vardır diyemem, çünkü görmedim öyle bir şey. Ama ben bazı şeyleri kendi mantığımla açıklayamıyorum. Bazen dışarıdan müdahale olduğuna inanıyorum.

Uzayla ilgili çalışmalar insanlığı nereye götürüyor? Yakın bir gelecekte hayatımızda ne gibi değişiklikler yaşayacağız?

Yaptığımız uzay çalışmalarında bildiğiniz gibi bütçe sorunları oluyor, çok büyük şekilde. Uzayla ilgili çalışmalarda, “Ya, uzaya gitmenin ne gereği var şimdi, önce biz karnımızı doyuralım da, sonra gideriz uzaya, Mars’a gitmesek de olur” denilebiliyor. Ama şu çok önemli: İnsan, kendi etrafında yaşadığı çevreyi anlayamazsa, ilerleyemez. Bizim Mars’a gitmek istememizin nedeni de bu. Yarın öbür gün dünyanın başına bir şey gelirse insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için kaçması lazım. Çevreyi tanımaya çalışıyoruz.  Mesela cep telefonu uzay teknolojisinin ürünüdür. 1969’da insanoğlu Ay’a gittiğinde kullanılan telekomünikasyon teknolojisi bugün cep telefonu olarak geri döndü. Ayrıca sadece uzay teknolojisi değil, biz bu uzay teknolojisini alıp dünyanın çeşitli yerlerinde de kullanabiliyoruz. Kulakları duymayan insanların duymak için kulaklarına taktıkları cihazlar, tıpta kullanılan, diş hekimliğinde kullanılan bir çok şey uzay teknolojisinin ürünü. Ayrıca bugün uzay istasyonunu yaptığımız yeni teknolojiyle bütün bina teknolojileri değişecek.

Bu konuya değinmişken, sizin depremle ilgili çalışmalarınız da var. Patentini aldığınız projeleriniz var. Nedir bunlar?

Biz uzay istasyonu çalışmaları yaptığımızda bunun patentini almıştık. Bizim yaptığımız şey, balon fikrinden yola çıkarak, balona hava üflediğinizde, bastığınızda basınca da dayanıklı oluyor. İşte bu anafikirden yola çıkarak, kolonun içine, hava bastık. Ondan sonra maksimum tek bir dikey kolon koyduğumuzda kaç metreye kadar çekebilir diye baktık: 3000 km. İyi bir rakam. Bizim en çok sevindiğimiz, çok basit bir fikirle, içine kompresörle hava üflüyorsun, birdenbire 3000 km uzunluğunda bir kulen oluyor. Tabi bunların üzerinde çok detaylı araştırmaların yapılması gerekiyor, biz sadece anafikrini koyduk ortaya.

Yakın bir tarihte uzay turizmi canlanacak ve uzaya sivil uçuşlar başlayacak. 2030 yılına kadar 5 milyon kişinin uzaya seyahat edeceği ve 60 adet uzay oteli inşa edileceği öngörülüyor. Siz de uzayda yapılacak otellerden birinin mimarı olacak mısınız?

Olamaz diye düşünüyorum. Dünyada çeşitli uzay komiteleri vardır. Eurospace Architecture diye bir komite var. Ben bunun genel başkan yardımcısıyım. Bu komite 32 kişi. Ben orada mesela böyle bir şey söylesem, bana gülerler. Çünkü bu olmayacak bir şey. Uzay oteli de olmayacak, uzay turizmi de maalesef. Çünkü uzay turizmi ve her şey şu anda bazı ülkelere bağlı. Özel organizasyonların elinde değil. Bunlar bazı kanunlarla özel organizasyonlara verilmiyor.

Eurospaceshipone isimli araç uzaya sivil uçuş gerçekleştirdi geçtiğimiz haziran ayında, sonrasında gazeteler bunu uzay turizminin ilk adımı olarak tanımladılar?

Ancak bölgenin kontrolü altında belki. Şu an yörüngede 8000 tane uydu var. Öyle canı her isteyen hadi ben uzay turizmi yapıyorum diye zıplayıp uzaya çıkarsa oldu ya, bir uydu 1200-1300 km hızla hareket ediyor, bunlardan birinin gelip de çarpmayacağını nasıl söyleyebiliyorlar? 2030’a kadar 60 değil, bir tane bile yapılması çok zor. Bu benim şahsi görüşüm. Yani uzaya işte 20 milyon dolar verip de çıkabilecek üç beş kişi, onlarda ancak devlet kontrolüyle yapılacak şeyler…

Kaynak

Kategoriler:Bilinmeyen, Teknoloji
  1. bertan
    19 Haziran 2011, 22:46

    Yazık hala eskimiş geçersizliği ispat edilmiş evrim teorisini savunuyor ve hala o kadar olasılık hesaplarına rağmen insalığın ortaya çıkmasını şans olarak görüyor yazık gözleri var görmez kulakalrı var duymaz

  2. Murat Sari
    21 Kasım 2011, 04:12

    Vay be helal olsun. Bu fikir bende 20 yil evel olusmustu ama sacma diye düsündügüm icin unutuverdim. Serkan’la ayni yastayiz ve bende almanciyim. Neyseki yabanciya gitmedi.

  3. volkan
    17 Temmuz 2013, 04:08

    Geçersizliği ispar edilmiş evrim teorisi ne demek:) Evrimcilerin hala bir ispatı yok ki neyini çürüteceksin.Ayrıca adam büyük patlamadan bahsediyor ve inanıyor.Big Bang dediğin şey tam olarak yaratılış teorisidir.Evrimci değil aksine yaradılışçı bir araştırmacı adam.Saygıyla.

  4. volkan
    17 Temmuz 2013, 04:09

    Bu arada değerli admin ve emeği geçen arkadaşar: Tek kelime ile muhteşemsiniz.Günlerdir bırakıamıyorum bu siteyi elimden.Çok doyurucu ve çok bilgilendirici olmuş.Ellerinize sağlık ama makale kalmadı okuyacak:( Yenileri ne zaman eklenir.

  1. 18 Ocak 2014, 04:14

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: