Anasayfa > Bilinmeyen, Kültür, Tarih > Maya Takvimi ve Tasavvuf İlmi

Maya Takvimi ve Tasavvuf İlmi

https://i1.wp.com/www.mayatikal.com/wp-content/uploads/2009/05/calendario-maya-tzolkin.jpg

2012 yılında biteceğine dair yayılan haberler ile tanınan Maya Takvimi hakkında kamuoyunu bilinçlendirecek özet bir yazı yazmanın gereği son zamanlarda neredeyse kaçınılmaz olmuştu. Yeterince anlaşılmadığında veya yetersiz kaynaklardan duyulduğu veya okunduğu haliyle Maya takvimi bir hurafe veya daha kötüsü bir korku nesnesi olarak anlaşılabilmektedir. Maya takviminin sonunun dünyanın veya yaşamın sonu anlamına gelen bir felaketle ilgisinin olmadığını, aksine insanın evriminin son ve en yüce noktası anlamına geldiğini idrak etmek için hakiki Maya takvimi bilgisini anlamaya ihtiyacımız vardır.

Hakiki Maya takvimi bilgisi bizlere oldukça maceralı bir şekilde ulaşmaktadır: İspanyol yağmasından geri kalan arkeolojik bulguların arasından Maya takvimini çıkarmak; onun hakikatini anlamak için uzun yıllar süren bilimsel ve mistik çalışmalar yapmak; bu bilimsel ve mistik perspektiflerin bir sentezi sonucunda Maya takvimini hem anlamamızı hem hissetmemizi sağlayan yorumların ortaya çıkması; bu ortaya çıkarılan yorumların sade ve anlaşılır kılınması için yapılan çalışmalar; ve ayrıca çağdaş bir insanın (Jose Arguelles) icat ettiği bir sistemi (Dreamspell) gerçek Maya takvimi diyerek çılgın bir şekilde Dünya’ya yaymasının yarattığı yanılgılar, hakiki Maya takvimi bilgisini hala zor ulaşılır kılmaktadır. Fakat Maya takviminin gerçek bilgeliğini gün ışığına çıkaran İsveçli araştırmacı Carl Johann Calleman’ın söylediği gibi, artık hakiki Maya takvimi bilgisinin geniş çapta bilinmesinin zamanı gelmiştir ve bu bilginin yayılması durdurulamaz.

Bu gizemli Maya takviminin sistemi bildiğimiz diğer tüm takvimlerden ve astrolojik sistemlerden faklıdır. Bunun nedeni Maya takviminin astronomik döngüler yerine evrenin ruhsal enerjilerinin akışını izlemesidir. Diğer bir deyişle, dünyanın güneş etrafında dönüşü veya ayın dünya etrafında dönüşü gibi gözlemlenebilir döngüler değil, fiziksel boyutun ötesindeki ruhsal enerjilerin izlediği döngülerdir Maya takvim sisteminin temeli. Burada ufak bir parantez açalım ve Mayaların tarımda kullandıkları “haab” isimli bir güneş takviminde olduğunu fakat bizim burada ruhsal temelli “Tzolkin” takvimini incelediğimizi ekleyelim. Mayalar her ne kadar astronomide ilerlemiş olsalar da, ruhsal takvimlerini oluştururken kültürlerinin temel bir niteliği olan şamanizmi bir araç olarak kullanmışlardır. Takvimin şamanik vecd hallerinde “indirildiğini” söylersek abartmış sayılmayız.

Maya Takvimin Sistematiği

Peki nasıl bir sistem izlemektedir Maya takvimi? Bu soruyu şu şekilde de sorabiliriz? Evrenin ruhsal enerjileri nasıl bir akış izlemektedir? Maya takvimine göre 20 günlük “uinal” isimli bir döngü boyunca her gün başka bir tanrı/tanrıça (burç) tarafından yönetilir. Bu burçlar evrenin ruhsal enerjilerinin o gün nasıl nitelikler taşıyacağına dair bize bir fikir verirler. Bir de 13 günlük “trecana” isimli bir süreç daha vardır ki bu da 1 den 13 e devam eden, 13 sayılı günden sonra tekrar 1 sayılı gün ile başlayan döngüler getirir, ve yine her bir gün kendine has bir enerji getirir. Bu iki döngü, iç içe geçmiş iki çark gibi (bkz. şekil 1) birbiriyle ilişki halindedir ve toplamda 20 x 13 = 260 farklı enerji demektir.

Şekil 1

Şimdi eğer bu döngülerin sonsuz şekilde sürekli olarak devam ettiğini ve her seferinde tıpatıp aynı nitelikleri getirdiğini söylersek önemli bir hata yapmış oluruz. Bu hatanın kaynağı bizim zihinsel olarak koşullandığımız astronomik veya astrolojik zaman sistemleri olabilir. Bu sistemler ile Maya takvimini benzer kılmak Maya takviminin hakiki mesajını ve rehberliğini değerlendirmemizi engeller. Maya takvimine göre zaman bir son noktaya varan spiral şeklinde akmaktadır, ve aslında bir evrimi anlatmaktadır. 20’li ve 13’lü bu küçük döngülerin dışında daha büyük döngülerde vardır ve bütün bu döngüler arasında holografik bir ilişki vardır. Makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki ilişki Maya takvimine göre zaman birimleri arasında da vardır. Bunun iki nedeni vardır. 1) Maya takvimi evrenin hakikati ile bütünsel bir uyum içindedir, Mayalar zaman ve mekan (uzay) için aynı sözcüğü kullanmaktadırlar: Najt. 2) Evren, batı biliminin ortaya çıkardığı gibi fraktal evrenlerden (bkz. şekil 2a/2b/2c) oluşmaktadır. Yani büyük birimlerde nasılsa küçük birimlerde de öyledir.

https://i2.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/1600/Sekil%202a.jpg

https://i0.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/400/Sekil%202b.jpg

https://i1.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/400/Sekil%202c.jpg

şekil 2a/2b/2c

Maya takvimi de evrensel sistemi açıklayan bir bilgi olduğuna göre bu evrensel yapı ile paralel olması doğaldır. Bu noktada Tasavvuf ilminin önde gelen alimlerinden Ibn-i Arabi’den bir katkı sunmak istiyorum. Ibn-i Arabi, evreni olduğu gibi görebilseydik onun bir kaleydoskop gibi olduğunu görürdük demiştir. (bkz. şekil 3a ve 3b)

https://i1.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/400/%3F%3Fekil%204%20b.jpg

Şekil 3 a

https://i0.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/400/%3F%3Fekil%204%20a.jpg

Şekil 3 b

Özetle Maya takvimine göre sürekli devam eden sonsuz sayıda zaman döngüleri yoktur, bunun yerine evrimsel ve bir spiral şeklinde yükselen zaman anlayışı vardır. Bu zaman anlayışı Mayaların inşa ettikleri 9 katlı piramitlere bakıldığında daha net anlaşılır (bkz. Şekil 4). Bu piramitlerin 9 kattan oluşuyor olması bir tesadüf değildir, ve Mayaların 9 Altdünya dedikleri 9 zaman katını sembolize etmektedir. Bu zaman katlarının ilki, yani piramidin temeli, zaman olarak 16 Milyar yıl öncesine gitmektedir. Bu da Batı biliminin bir hipotezi olan Büyük Patlama ile yani evrenin ilk var oluşu ile çok yakın bir zamandadır. Yani Maya takviminin başlangıcı, Evrenin ortaya çıkışı ile aynı zamana denk gelmektedir. Başka önemli bir konu, bu piramit katlarının her birinin farklı bir nitelik getirmesi ve bilincin evriminde bir üst boyuta sıçrayışı sağlamasıdır. Piramidin tepesine çıkmak ise Mayalı şamanların törenlerinde yaptıkları gibi Aydınlanmayı sembolize eder. Başka bir deyişle bu Ruhsal, İlahi planın tamamlanması anlamına gelir. Gerçekten de Maya takvimini en iyi özetleyecek ifade budur aslında: İlahi yaratılış planı. Bilincin evrimsel safhalar geçirmesi ile maddeden yaşama, oradan maymun bilincine ve insan bilincine yükselen, sonrasında ise insanın tekamülünün son noktası olan Aydınlanma noktasında tamamlanan bir ilahi yaratılış planı.

https://i0.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/1600/Sekil%203.jpg

Şekil 4

Bu 9 Altdünya dışında bir de 13 üstdünya olarak anılan zaman birimleri vardır ki bu 13 üstdünya her bir piramit katında mevcuttur. Bu 13 üstdünya 7 gündüz 6 gece şeklinde bir kalıp izler. Maya takvimine göre de yaratılış böylesine bir kalıp izler, ve bu 7 gündüz 6 gecenin tam tarihlerini bilmek ve yaratılışı takip etmek mümkündür. Yaratılışın 7 gündüz 6 gece sürdüğü Tevrat’in Tekvin kitabında geçmektedir. İncil yani yeni ahit ise eski ahit’i referans vererek kullanır 7 gündüz 6 geceyi. Kuran-ı Kerim’de ise yine bahsi geçen 7 gündüz vardır. Burada gündüz “yevm” kelimesi ile açıklanır ve arapçada cok geniş bir zaman ifadesidir yevm. Gün olabilecegi gibi çağ olarak ya da an olarak da çevirilebilir. Maya takvimi sayesinde anlayabildiğimiz gündüz anlamına en yakın kullanım budur.

Ben bütün bu bilgiler ışığında Maya takviminin Evrenin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Başka bir deyişle Maya takvimi evrensel bir haritadır, buraya nerden geldiğimizi, nerede durduğumuzu ve nereye gittiğimizi bu haritadan görebiliriz.

Maya Evrenbilimi ile Tasavvuf İlmi arasında bir karşılaştırma

İlim tek bir noktadır, fakat onu cahiller çoğaltmıştır.

Hz. Ali

Bu çalışma Mayaların ilmindeki bazı manevi boşlukları tasavvuf ilmi ile doldurmak ve tasavvuf ilmine de mayaların zaman-uzay ilminden bazı katkılar yapma çabası, o tek noktaya geri dönüş yolunda bir maceradır.

Tasavvuf ilmine göre 99 esma, yani Allah’ın doksan dokuz güzel ismi, kendini insanlar üzerinden gösterir. Her biri Allahın farklı bir güzel özelliğidir ve bir insanda bunların bazıları ön plandayken bir diğer insanda diğer esmalar kendini gösteriyor olabilir. Anadolu tasavvufunda Hakk ile Halk arasında bir ayırım gözetilmez, o yüzden tüm bu esmaları Halk’ta bulabiliriz, çünkü Halk ile Hakk Birdir. İlahi yaratılış planını açıklayan Maya takvimine göre de bu birliğin idraki ile sonlanacak bir evrim sürecinde bulunmaktayız. Yani hedef aynı: Birlik bilinci. Sen ben ayrımının olmadığı bir bilincin Dünyada vuku bulması. Mayalar bu birlik halini In Lak’ech (Ben başka bir senim) diyerek dile getirir. Tasavvuf’ta ise vahded-i vücud ile açıklanır bu hal, yani varlığın birliği. Bunun en güzel ifadesi ise Kelime-i Tevhittir, yani “La ilahe İllallah”. Allah her yerdedir ve her şeydir, tek tek ilahlar yoktur. Burada Maya evrenbilimi ile Tasavvuf ilmi arasında bir zıtlık var gibi görünmektedir. Mayalarda pek çok tanrı ve tanrıça olduğu aşikardır, fakat bunların her biri Mayalara göre evrenin belirli parçalarına, yani zaman dilimlerine hükmetmektedirler. Başka bir deyişle bu tanrı veya tanrıçalar belirli zaman aralıklarında bilinci etkisi altına alan enerjilerdir. Bu ilahların işbirliği sonucunda ilahi plan işlemektedir. Bu 20 ve 13 lü tanrı/tanrıça gruplarının tıpkı 99 esma gibi Bir olanın farklı tezahürleri olduğunu söyleyebilirim.

Yine de Mayaların manevi ilim açısından Anadolu tasavvuf ilmini yakalayabildiklerini söylemek benim için gerçekten zordur. Zaten bu tanrı ve tanrıçaların hükmetmesi Maya takviminin son tarihi olan 28 Ekim 2011 ile sona erecektir. Bu noktadan sonra İlahi plan tamamlanmış olacak, başka bir deyişle yaratılış son noktasına varacaktır. Birden gelmiş olan biz insanlar ise Bire kavuşmuş olacağız. Tasavvuf’ta önemli bir kavram olan Tevhit, bütünlük veya birlik diye çevrilebilir, tevhide ulaşmak ise maya takvimine göre birlik bilincine ulaşmak ile aynıdır.

Hakikatte hüküm süren tevhididir, ayrılık ise insan zihnindedir. Bu ayrılık ise yine Maya takvimine göre ilahi planın dahilindedir. İncil’de büyük düşüş, veya Cennet’ten kovuluş olarak tanımlanan olay ile paralel insan zihninde Tanrıyla birliğin, yerini ayrılık ve dualiteye bıraktığı bir dönüm noktası vardır (Milattan Önce 3115). Maya takviminin sonuna doğru ilerlerken ise bilincimizdeki bu ayrılık perdesinin kalkması ile kıyam etmekteyiz. Kıyam etmek Arapçada ayağa kalkmak, yani manevi bir uyanış veya aydınlanma demektir. Bu hale farklı ifadeler yakışabilir ama bence bir felaket ve yıkım demek değildir kıyamet.

Burada Tasavvuf  ilminin bize sunmadığı ama Maya takviminde olan en önemli bilgi, İlahi yaratılış planının safhalarını ve bu safhaların niteliklerini anlamak konusundaki rehberliktir. Allah dünyayı 7 gündüz ve 6 gecede yarattı ibaresi hem İncil’de hem de Kuran’da yer almaktadır. Maya takvimine göre de yaratılış 7 gündüz ve 6 gece kalıbını izler. Kaldı ki Maya takvimi sayesinde bu 7 gündüz 6 geceyi tam olarak tarihleri ile görebiliriz. Burada yaratılışın bizden ayrı olmadığını ve aslında sonradan dahil olduğumuz bir süreç olduğunu görebiliriz. Bu 7 gündüz ve 6 gece süreçleri henüz tamamlanmamıştır. Buradan da görebiliyoruz ki Maya takviminin bize sunduğu zaman haritasında aslında daha geniş ve derin bir bilgi vardır.

Seçim mi, İlahi irade mi?

Aslında burada değinmekte fayda olan bir konu var ki o da cüzi irade ve külli irade konusu. Cüzi iradeyi bireyin özgür iradesi, külli iradeyi ise ilahi irade olarak çevirebiliriz. Aslında külli irade bütünsel irade olarak ta çevrilebilir. Bu ikisi arasında yani bireysel olan irade ile bütünsel olan irade arasında bir gerilim varmış gibi görünür. Bugün maneviyata dalmış olan bilim adamları arasında da bu bağlamda bir tartışma vardır. “Ne biliyoruz ki?” filminde izlediğimiz kuantum fizikçileri bireysel özgür iradenin mutlak olduğunu ve ne istiyorsak onu yaratabileceğimizi söylemektedirler. Nobel ödüllü Hollandalı fizikçi Gerard ‘t Hooft’un son araştırma ve hipotezlerine göre ise de özgür irade yoktur ve evrende her bir elektronun bir sonraki anda nereye gideceğini hesaplayabiliriz. Öte yandan Tasavvuf ilmine göre her ikisi de vardır, yani İlahi irade işlerken bireysel irade de mevcuttur. Yani insan bir yandan tamamıyla özgür iken, öbür taraftan yaptığı seçimler ilahi planın dahilindeki seçeneklerle çerçevelenmiştir.

Burada açıklamak isterim ki aslında cüzi irade, yani bireyin özgür iradesi niyettir ve niyet gerçekten de çok etkili bir güçtür. Atom altı boyutta her şeyi yeniden yaratabilecek güçtedir. Fakat bir de kolektif niyeti düşünün, yani külli olanı, bütünsel olanı. Elbette ki buradaki güç daha büyüktür. Birey için bu kolektif olan ile uyum halinde olmak onun için kalp huzurunun, ruhsal tekamülün, aklı başındalığın anahtarıdır. İslam’da da bu böyledir. İslam kelimesi “slm” kökünden gelmektedir ve İslam ile “teslim” olmak arasında direk bir ilişki vardır, bir başka deyişle Müslüman olmak, teslim olmak demektir. Neye teslim olmak? Bir ve bütün olana. Bir ve bütün olan Allah’a teslim olunca kalp huzur bulur. Huzur anlamında ki “Selam” da yine “slm” kökünden gelir. Aklı selim olmakta yine “slm” ile ilgilidir. Bir ve bütün olana teslim olunca, bütünün hayrını dilemeye başlarız, ve baktığımız her insanda Allah’ı görmeye başlarız, çünkü o hepimizin içindedir. Halk ile Hakk birdir. Bardaklar nice şekilde, su aynı sudur. Ibn Arabi’nin dediği gibi insan insanın aynasıdır. Ya da Mayaların dediği gibi, In Lak’ech (ben başka bir senim).

Bu teslimiyet aslında aynı zamanda Maya takvimine de bir kabul getirir. Daha öncede söylediğim gibi Maya takvimi ilahi planın nasıl bir akış izlediğine dair bize bir rehberlik vermektedir. Başında büyük patlama ve evrenin ortaya çıkışı, sonunda ise yaratılışın tamamlandığı, insanoğlunun İnsan-ı Kamil olduğu bu plan, kaçınılmaz olarak işlemektedir.

Maya Burçları bize nasıl bir rehberlik sunabilir?

Bu noktada maya astrolojisi diyebileceğimiz sistemden bahsetmek istiyorum. Lütfen “kariyerimde ne olacak?”, “evliliğimde ne olacak?” gibi sorularla Maya astrolojisine yaklaşmayın. Maya Astrolojisi tamamı ile ruhsal niteliktedir ve bu tür maddi sorulara cevap vermez. Daha önce de belirttiğim gibi Maya takvimi fiziksel ve görünen boyuta değil, bunun ötesindeki ruhsal boyuta dair bir sistemdir. Bu yüzden de fiziksel dünyada olup bitenlerle değil ruhsal tekamül boyutunda olanlarla ilgilidir. Maya takvimini ve onun tanımladığı enerjileri anlamak için bakışınızı altüst etmeniz gerekebilir. Tıpkı Yıldız Savaşları filmindeki Yoda’nın, Luke Skywalker’a verdiği “Öğrendiğin her şeyi geri öğrenmelisin” (“you have to unlearn what you have learned”) tavsiyesindeki gibi.

Bireysel rehberlik anlamında bu sistemin en önemli farkı şudur: diğer sistemlerde sürekli devam eden döngüler varken Maya Astrolojisinde her şey son noktaya doğru akmaktadır, yani insanlığın birlik bilincine ulaşmasına. Bu noktada bireysel maya astrolojisi rehberliği ancak bütünsel maya takvimi yorumu çerçevesinde anlaşılabilir. Bütün bireysel yollar, bütünsel yol içinde anlaşılabilir. Hepimizin bu yolculukta biricik bir rolü vardır, ve bu tamamıyla kusursuzdur, iyi veya kötü değildir. Tıpkı Allah’ın 99 güzel isminin gerçektende güzel olduğu gibi.

Bu güzelliği görmekte zorlanananlara şu tavsiyeleri verebilirim. Asırlardır zihnimize hakim olan ayrılık illüzyonunu fark edin. Kuran’da yazdığı gibi, hepimiz biriz ve bir kulun diğerine üstünlüğü yoktur. Ayrıca günlük hayatlarımızdan ruhsallığı uzak tutan fiziksel zaman anlayışını aşın. Fiziksel bedenlerin (gezegenler, ay, güneş) ruhsal niteliklerimizi ve ruhsal yolumuzu belirlediği gibi bir yanılsamayı da aşın.

Diyelim ki gerçektende batı astrolojisinin sunduğu gibi gezegenlerin, ayın ve güneşin bizim ruhsallığımızda bir etkisi olsun. Peki bize en yakın ve bilincimizde en yüksek etkiyi yapabilecek olan fiziksel bedenin yani Dünya’nın etkisi ne kadar? Batı astrolojisinde her burcu yöneten bir gezegen var, peki Dünya hangi burcu yönetiyor? Dünya’nın üzerimizdeki etkisini kim nasıl ölçüyor? Maya takvimi Dünya Ağacının nabız atışlarına dayalı bir ilimdir. Bu Dünya Ağacı ise Evren’in kalbi olan Hunab-Ku (tek Tanrı anlamına gelir, bkz. şekil 5) ile İnsan’ın kalbindeki yaşam ağacı arasında bir kanaldır. İçimizdeki Evren’in etkisinin yanında takdir edersiniz ki Güneşin bile etkisi zayıf kalacaktır. Tüm alemler bizim içimizdedir, lütfen bunu ıskalamayın.

https://i2.wp.com/photos1.blogger.com/blogger/5555/3180/1600/%3F%3Fekil%205_kontrast.jpg

Şekil 5

Burada yine Tasavvuf ilminden, gönül gözünden bir bakışla bitirmek istiyorum. “Allah insanı kendi nefesinden üfledi” diye çok güzel bir ifade vardır. Böyle bir var oluş, başka türlü bir şey isteyebilir mi insanlık için, güzellik ve aşktan başka? Bu bakış açısından şüphesiz Maya takviminin sonu, yaratılışın tamamlanmasıdır, kolektif aydınlanmadır, yeryüzünde Cennet’tir, Yuvaya dönüştür, insanın ve bilincin evriminin son noktasıdır.

Gönül gözünüzün açık olması dileğiyle.

Kaynak

https://insanveevren.wordpress.com

Kategoriler:Bilinmeyen, Kültür, Tarih
  1. naim
    30 Ekim 2011, 20:20

    -Fevkalade elinize sağlık devamını bekliyoruz…

  2. naim
    30 Ekim 2011, 20:24

    -Ayrıca Günümüzde Ticari Hayatta Maya Takvim Sistemi Kullanılmışmıdır? saygılarla…

    • 09 Şubat 2012, 19:03

      ben bu takvimden gerçekten hiçbir şey anlamadım

  3. uzer dayan
    20 Aralık 2012, 20:44

    ben çok iyi anladım maya eşşitir papazlar sahte papazlar :):):):):):)

  4. 01 Kasım 2016, 07:40

    Reblogged this on tabletkitabesi.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: