Anasayfa > Kültür, Tarih > Kızılderili Bilgeliği

Kızılderili Bilgeliği

“Son ağaç kesildiğinde,

 Son nehir kirlendiğinde,

Son balık avlandığında,

Paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.”

Batıl İnanç mı? Yoksa Süper Algılama mı?
Günümüzün mantıksal dünya görüşü açısından bakıldığında, bu sezgisel ruhsallığı yanlış anlamak çok kolaydır. Kızılderililerin yaşam felsefesine, antropologların sürekli inceleyecekleri ve kendine özgü bir çekiciliği olduğu kadar inkar edilmeyen ama bugün inanabileceğiniz türden de olmayan harika hikayeler ve batıl inançlarla dolu ilginç bir kutsal miras olarak bakmak da kolaydır. Oysa batıl inanç olarak görülen şey aslında süper algılamadır. Modern insanın ruhsallığı algılama eksikliği, bu halkları, “ilkel” olarak görmelerine yol açmış olabilir. Fotoğrafları çekildiğinde ruhlarını kaybettiklerine inanmaları gibi basit bir örnekten sıklıkla söz edilir. Bu, bizim teknolojik bakış açımıza göre saçma veya gülünçtür ancak ayrıntılı incelemeler göstermiştir ki, onlar çok daha derin bir gerçekliği deneyimlemektedirler.

Kızılderililer için her şey kutsaldır ve ruhla hayat bulur. Bu nedenle tüm eylemlerimiz ruhsal eylemlerdir ve onlara görünmez dünyanın ruhuyla yaklaşılmalıdır.

ESKİ YOLLAR

    “Fırtına Kuşunun Ruhu

   Yeryüzü’nün dört köşesine uçar

     Ve insanları geri getirir

        Yaşamın doğal yoluna,

            Ne din yolundan

           Ne de Kızılderili yolundan,”

Bir zamanlar tüm insanlığın olan

  “Eski Yol”dan…

                                                                                                                           WA’NA’NEE’CHE’

https://i2.wp.com/www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/images/O_Boga.jpg

Sioux’lar, eski günlerde, Kutsal Bizon’un nasıl da dört ayak üzerinde durduğundan söz ederlerdi. Bizim zamanımızda ise bizon tek ayak üzerinde sendelemektedir. Bu, insanlığın her şeyin mükemmel dengede olduğu “Altın Çağ”dan günümüzdeki uyumsuzluk durumuna “düşüşünün” efsanesini hatırlatmaktadır.
Dünyanın her tarafında, başka başka kültürlerde de buna benzer öyküler vardır. Hindistan’ın Vedik Hinduları çağımızı Kali Yuga-Karanlık Çağ olara adlandırırlar, Antik Yunanlılar buna Demir Çağı, Mayalar ise Son Güneş der. Altın Çağ’da, atalarımızın ütopyası olan “Yaşamın Kutsal Çemberi” kırılmamıştı. Şifacı Şamanlar büyük mucizeler yaratırlardı, ruhsal dünya ile fiziksel dünya arasındaki iletişim açık ve kolaydı, insanlar “Eski Yol” a göre Toprak Ana’yla uyum içinde, tüm yaşama saygı duyarak yaşarladı.

Sioux Şifacı Şamanı Aksak Karaca, “Kızılderili dinleri bir biçimde aynı inancın, aynı gizemin birer parçasıdır” der. Bu orta ruhsallık “Eski Yollar” ın bir yankısıdır; Aborijinler, Afrikalılar, Asyalılar ve diğer eski halklar tarafından da işitilen bir yankı. Onların gelenekleri de bir şekilde “aynı inanışın, aynı gizemin” bir parçasıdır.
Gerçekten de, atalarımızdan kalan anılara baktığımızda, onların yaşama karşı ortak bir yaklaşımları olduğunu görebiliriz. Bu kadim ruhsallık, ölü bir dinsel gelenek değildir, aksine “Altın”  zamanların bir yankısıdır, hatırasıdır. Ve şimdi bütün bu eski kültürlerin yok edilmesiyle bizlere kalan, yankının yankısı, hatıranın hatırasıdır.

Bu Altın Çağ’ın gerçekten var olup olmadığı önemli değildir.Önemli olan, bunun güç ve tını taşıyan bir söylence olmasıdır. “Eski Yollar”ın hatırasını yitiren modern dünya kayıptır artık. Modern dünya yaşamın ruhsal boyutunu anlamaktan çok uzaktır. Eski Halkların söylencelerinde zaman doğrusal değil, daireseldir ve bu “Karanlık Çağ” elbet bir gün “Altın Çağ”a dönüşecektir. Belki de, bizi gelecekteki “Altın Çağ”a götürecek olan, eski halkların belleklerindeki “Eski Yollar”a ait anılardır. Önce geriye bakmalıyız ki, ileriyi görebilelim.

ÇALIŞMA: YAŞAM AĞI
Doğanın sözsüz öğreticiliğine dikkat kesilin. Bu büyük Yaşam Ağı’ndaki yerinizi duyumsayın. Sizi var eden bu yere ruhunuzla uzanın. Ayrı bir kişi olma kimliğinizi aşın ve “Bütünün Bilgisi”ne ulaşın. Kara Geyik şöyle der:

“Evren ve onun bütün güçleriyle ilişiyi, onunla birliği fark ettiklerine, huzur insanların ruhuna girer ve Wakan Tanka’nın evrenin merkezinde olduğunu anladıklarında bilirler ki, bu merkez her yerdedir, her birimizin içindedir.” Kalbinizi, kıymeti bilinen ama hiçbir zaman çözülemeyen, yaşamın bu Büyük Gizem’ine açın.

“Buradayım, Gör beni.

Ben güneşim, Gör beni.”

 Lakota Doğan Günü Selamlama Şarkısı

Kaynak


Kategoriler:Kültür, Tarih
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: