Anasayfa > Astronomi - Uzay, Bilim, Bilinmeyen > Bir Dahimi Bir Çılgınmı ? : Velikovsky

Bir Dahimi Bir Çılgınmı ? : Velikovsky

1950 yıllarında Dr. Immanuel Velikovsky’nin “Worlds in Collision” (Çarpışan Dünyalar) adlı yapıtının yayınlanması bütün bilim çevrelerinde çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Newton ve Darwin kurallarının şüpheye düşürülmesi, dünyamızın geçirdiği bilinen evrelerin bilinmeyen yönlerinin ortaya konması, bazı yeni gökbilimsel iddiaların sunulması Velikovsky’nin bu kitabını ilginç kılmıştır. Kitabın getirdiği teoriler ve iddialar, şimdiye kadar her bilim dalının dayandığı değişmezlik ve kesinlik kavramlarını sarstığı ve birtakım dinsel görüşleri değişik açılardan ele aldığı İçin lehte ve aleyhte yergilerle karşılaşmıştır. Basımı bile olaylara yol açan yapıtının ön sözünde Velikovsky, her düzeyde bilgi sahibi insanlara hitap ettiğini açıklamaktadır.

Günümüzden 34-25 asır öncesinde olagelmiş iki büyük facianın dünyamızı etkilediğini önesüren yazar yapıtında genel olarak şu görüşlere yer vermektedir:
a) M.Ö. 15. ve 8. yüzyıllarda dünya, başka gezegenlere çok yakın geçiş sonucunda sarsılmıştır. Bu kozmik sürtüşmeler eski tarihin akışını değiştiren bir takım afetlere yol açmıştır. Bu ilk yakın geçişler önce Venüs gezegeni ile, diğeri ise Merih gezegeni ile olmuştur.
b) Afetler sırasında gelişen olayları, mitoloji ve efsanelerdeki bazı ip uçlarından çıkarmak mümkündür. Yazılı tanımlamaları ise Tevrat (Exodüs), kil tabletler, çivi yazıları, Mısır papirüsleri üzerinde bulunan tarihsel ve gökbilimsel verilerden elde edebiliriz. Bu varsayıma jeoloji, paleontoloji ve arkeoloji bilimlerinin de kanıtsal katkıları büyük olmuştur.
c) Venüs Jüpiter’in şiddetli patlaması sonucu ondan ayrılmış bir gezegendir. Patlamadan sonraki devresinde güneş etrafındaki yörüngesine oturmadan önce dünyamızın yolu üzerine çıkarak ilk seri afetlere yol açmıştır. Halen son derece sıcak olması gerekir. (1950’lerde bu iddia anlamsız bir varsayım olarak dikkate alınmamış ancak ilk defa 1962’de Venüs yakınından geçen Mariner 2 uzay aracı yüzey sıcaklığı 430°C olarak kaydetmiş, sonradan ise kesin sıcaklığın 480°C olduğu saptanmıştır). Venüs atmosferi son derece yoğundur, (ki bu da 1966’da Rus uzay aracı Venera 3’ün, karşılaşacağı şiddetli basınca hazırlıksız olarak, Venüs atmosferine girişi sırasında parçalanmasıyla kanıtlanmıştır).
d) Uydumuz ayda kozmik afetlerden etkilenmiştir. Merih üzerinde de dünya ile yakın geçiş sonucu meydana gelen olaylardan kalıntılar olmalıdır.
f) Evren sadece kitlelerin (gezegenler, güneş vb. ) bulunduğu bir boşluk olmayıp, manyetik alanların kesiştiği ve akım yüklü zerreciklerle dolu bir verdir.
e) Önce Venüs sonra Merihle dünya arasındaki kozmik sürtüşmeler, dünyanın ekseni üzerinde yana yatmasına ve kutupların alt üst olmasına sebep olmuştur.

 

 

Bu ilginç iddialar 1950 yıllarındaki bilim düzeyince hayretle karşılanmış, Velikovsky bu tür konuların hiç birisinde uzman olmadığı için tutucu çevrelerin şiddetli yergilerine hedef olmuştur. Fakat yapıtında ortaya attığı iddiaları doğrulayacak deneyler yapıldıkça somut kanıtlar elde edilmiş ve gerçeklik kazanmıştır.
Immanuel Velikovsky 1895 yılında Rusya’da doğmuştur ve Yahudi asıllıdır. Moskova Üniversitesinde eski tarih ve toplum bilimi eğitimi görmüşse de tıp doktorluğunu esas meslek seçmiştir. Doktor olarak 1921’de eğitimini tamamlamış, Berlin’e yerleşerek burada “Scripta Üniversitatis” adlı monograflar yayınlayarak devrin Yahudi bilim adamlarını tanıtmaya çalışmış, bu arada Albert Einstein’da yazılarıyla onun çalışmalarına katkıda bulunmuştur. Bir süre Filistin’e yerleşerek tıp doktorluğunu sürdürmüş, bu arada özellikle patolojik ensefalogramların epilepsinin klinik teşhisindeki önemini belirterek dikkat çekmiştir. Bir ara Viyana’ya gelerek Freud’ün öğrencisi Wilhelm Stekel’in yanında psikanaliz eğitimi görmüştür.

Yazarın esas yaratıcı fikirleri Freud’ün etkisi ile gelinmiştir. Freud’ün kahramanları olan Oedipus ve Aghnaton’un aynı kişiler olduğunu kanıtlamak için başladığı çalışmalar ilk kitabı olan “Ages in Chaos” (Kaos ve karmaşıklık çağları)’un esasını oluşturmuştur. Bu yapıt yakın doğunun bilinen en eski tarihsel bulgularını ve yorumunu kapsamakta olup. “Çarpışan Dünyalar”ın hazırlanmasında yardımcı olmuştur. İncil’de ve Tevrat’ta Exodüs’ü (Yahudilerin Mısırdan vadedilmiş topraklara göç olayını) incelerken karşılaştığı bir takım afetlere ilişkin efsanelerin gerçeklik derecesini incelemiş; bir varsayımdan yola çıkarak çeşitli kaynakları deşmiş ve aynı tarihlerde benzer olaylarla karşılaşmıştır. Bu konuda ilk aydınlatıcı bulgu, Mısır tarihinde bir yazmanın (lpuwer) papirüsleri olmuştur. Tevrat’ta bildirilenlerle Mısır’da da aynı devrelerde bazı afetlerin olduğunu gören Velikovsky araştırmasını çeşitli kaynaklara yönelterek bir çok yerde tarihsel gelişme süreci içinde akışı değiştirecek nitelikte, dünyayı şiddetle etkileyen, bir takım kozmik olayların varlığına inanmıştır. Eklektik yoldan giderek, ilişkisiz birçok bilim dalını araştırmıştır ki bunlar fizik, mitoloji, genetik, psikoloji, arkeoloji, astronomi, paleontoloji, tarih, jeoloji, antropoloji gibi bilimlerdir. Her bilim dalının bir ufak ipucu ile katkıda bulunduğu esas oluşmuş, güneş etrafındaki yörüngesinde, dünyanın şiddetli bir sarsıntı geçirdiği sonucuna ulaşmıştır. Sorun bu olayın ne şekilde olduğudur.

Bilinen en eski kaydedilmiş tarihsel bilgi, Yahudilerin Exudüs’ü, Mısır papirüsleri ve Çinin dinsel kaynaklarıdır. Velikovsky, derlediği bilgilerden çıkardığı sonuçta, 4000 yıldan öncesi devirlerde, yeryüzünün 130 kat büyüğü. Jüpiter gezegeninin şiddetli bir patlama geçirerek, gezegen büyüklüğünde bir parçayı kendi bünyesinden koparıp attığını bulmuştur. Sistemimizin yeni üyesi. Venüs gezegeni, yanarak, güneşe yönelik bir yörüngeye girmiş ve bu yolculuk sırasında dünyanın yolu Üzerine çıkarak kitlesel bir çarpışmaya ramak kalmış, gene de atmosferel sürtüşmeden kurtulamamıştır Venüs’ün bu şiddetli oluşumu yeryüzünün çeşitli yerlerinden izlenmiş ve çeşitli kaynaklarda kaydedilmiştir. Yazarın “Çarpışan Dünyalar” adlı eserinde bu olay efsanelerden ayıklandığı şekilde anlatılmaktadır Eski Yunanda birden gök yüzünde beliren Tanrıça Pallas Athene, Venüs gezegenidir; Zeüs’ün, yani Jüpiter’in başından fırlamıştır.

Velikovsky’nin teorisine göre M.Ö. 15. yüzyılda dünyamız, güneş etrafındaki yörüngesinde ilerlerken, yeni gezegen Venüs’ün toz zerrecik ve gazlardan oluşan kuyruğundan etkilenmiştir, Velikovsky’nin Venüs’ün etkisini kapsayan teorisi, efsanevi, eski gökbilimsel ve tarihsel edebiyatı büyük ölçüde açıklıyor ve güneş sistemimiz bakımından olumlu kararlara varmasını sağlıyordu Kanada, Trent Üniversitesi felsefe profesörlerinden Lionel Rubinov, “Velikovsky. mitoloji ve edebiyatla başlar, hipotezi oluşturur, sonra bunu doğa olaylarına uygular. Deneysel veriler ortaya çıktığı zaman hipotez doğrulanır ki insanı şaşırtan da budur” diyor.
Kuyruklu yıldızların oluşumu konusunda genel kanı, onların güneş sistemi dışında kozmik artıklardan oluştuğu idi, bu yüzden Venüs’ün Jüpıter’den şiddetli bir patlama sonucu kopmuş bir gezegen olması düşüncesine baştan pek kıymet verilmedi “Çarpışan Dünyalar”ın basımından 10 yıl sonra tanınmış İngiliz gökbilimcisi R A Lyttleton, matematik yoluyla, Venüs ve diğer iç gezegenlerin Jüpiter’den kopmuş olduklarını kanıtladı, fakat bunun, Velikovsky’nin saptadığı tarihten çok önce olduğunu savundu. 1974 yılında Venüs’ten bilgi toplayan “Mariner 10” uzay aracı, tezi doğrulayacak nitelikte kanıtları yeryüzüne yolladı, böylece gezegenin ardında var olduğu sanılan kuyruk da geçerlilik kazandı.

Velikovsky, uzayın sadece bir boşluk olmadığını, elektromanyetizm’in güneş sistemi ve evren içinde önemli bir etken olduğunu savunmuş, fakat ayırımsız bütün gökbilimciler baştan bu fikre karşıt olmuşlardır. Bunlardan biri de Velikovsky’yi 1920’lerden beri tanıyıp onun bazı temel ilkelerinin doğruluğuna inanan AIbert Einstein’dır. Fakat o, uzay boşluğunun manyetik alanların etkisinde bulunduğu, güneş ve gezegenlerin elektrik yüklü kitleler olduğu ve elektromanyetizmin uzay mekaniğini etkileyecek durumda olduğu varsayımlarına şiddetle karşı çıkmıştır.
1954 Haziranında her ikisi de Princeton, New Jersey’de bulundukları sırada. Velikovsky, Jüpiter gezegeninden radyo sinyalleri alınabileceğini önererek, Einstein’ı bu konuda tartışmaya davet etmiş. Fakat Einstein böyle bir olasılığı kabul etmemiştir. Buna rağmen 10 ay gibi kısa bir süre sonra, 1955’te Carnegie Enstitüsünden astronomlar Jüpiter gezegeninden gelen yoğun radyo sinyalleriyle hayrete düşünce, Einstein de Velikovsky teorilerinin denenmesi için her türlü çabayı sarfedeceğini belirtmiş fakat bu açıklamadan 9 gün sonra ölmüştür. Yakınları ölümünden sonra çalışma masası üzerinde “Worlds in Collision”ı açık olarak bulmuşlar, bir söylentiye göre ise son sözlerinden biri Velikovsky’nin haklı olduğu yolundadır.
Venüs dünyayı iki defa sarstıktan birkaç asır sonra Merih de güneş etrafındaki yörüngesinden çıkarak dünyanın yolu üzerine çıkmış ve iki gezegen arasındaki geçişler gene dünyayı bir takım olaylarla sarsmıştır Afet ve deprem gibi kitlesel olaylar bir kere daha dünyayı tehdit etmişse de Venüs’ün yaptığı tahribata sebep olmamış, fakat gene de yörünge ve eksenimizde değişiklik olmuştur. Homer’in Iliada’sı bu devreyi anlatır. Otuzar günlük 12 ay düzeni ile hazırlanmış 360 günlük takvimler M.Ö. 8. ve 7, yüzyıllarda reforma uğramıştır. 15 yılda bir yolumuza çıkan Merih, her yaklaşımda yeni bir afete yol açmıştır.

Velikovsky, Merih gezegeninin bu kozmik sürtüşmelerden izler taşıması gerektiğini iddia etmiş, hiç değilse burada da Ay yüzeyini andırır kraterlerin ve derin çukurların olduğunu savunmuştur. Bu ise son uzay uçuşlarından dünyaya gönderilen fotoğraflarla kanıtlanmıştır, 1954’de ortaya attığı bir fikre göre de ender bulunur gazlardan argon ve neonun. Merih atmosferinde bulunması gerekmektedir. Her ne kadar uzmanlar böyle bir varsayım için neden olmadığını savunurlarsa da 1973’de yapılan bir Rus uzay araştırması bu iki gazın Merih atmosferinde, önemli miktarlarda bulunduğunu saptamıştır.
Uydumuz Ayın da bu kozmik olaylardan etkilenmiş olması gerektiğini söyleyen Velikovsky, New York Times gazetesinin 21 Temmuz 1969 günkü sayısında bu konuya ilişkin fikirlerini bir makale ile açıklamıştır. İnsanoğlunun Aya ilk ayak bastığı güne rastlayan bu ilginç yazının içeriği şöyledir: “Ay yüzeyi 3000 yıl öncesine kadar eriyik halde olup kabarcıklandığı kanısındayım. Kayalar ve lavlar kalıtsal manyetizm açısından zengin olabilir, taşların bileşiminde zift, karpit, karbonat gibi maddeler bulunabilir. Bölgesel olarak çok kuvvetli radyoaktivitenin saptanacağı inancındayım, Ay yüzeyinde depremlerin de sayıca çok olduğu kanısındayım”.
Velikovsky’nin bilim adamı olarak gerek astronomi gerekse de diğer öneriler yaptığı dallarda uzman olmayışı sözlerinin ancak çok sonraları dikkate alınmasına sebep olmuştur. En ilginç yönü de hiç bir bilim dalının yalnız incelenmeyeceğini savunarak eklektik çalışmalar yapmış olmasıdır. Kozmik afetlere ışık tutacak bilgileri derlerken, modern biyolojinin temel ilkelerinden Darwin teorisi ile çelişkiye düşen bir çok kanıt ele geçirmiştir. Sonuç olarak bu konuya, ilk yapıtına ek olarak yazdığı “Earth in Upheaval” adlı kitabında değinmiş ve Darwin’in öne sürdüğü canlılarda yavaş gelişim yerine ani değişim ve türlerin ani yok oluşlarının kendi tezini kanıtlayacak deliller olduğunu savunmuştur. Bu yapıt bütün dünya üzerinde jeolojik ve paleontolojik bulguları yeni bir görüşle değerlendirmenin ürünü olmuştur. Sizim için ilginç olabilecek bir konuya Anadolu’daki tarihsel kalıntılara da değinmiştir. İlk üç yapıtını “Collective Amnesia” (Belleğini yitiren toplum) izlemiştir. Sayısız makale ve araştırmaları senelerce gazete ve dergilerde yayınlanmış, kitapları Üniversitelerde okutulmuştur. Bir hayli ilerlemiş yaşına karşın hâlâ üniversitelerde konferanslar vermekte ve bilimsel açık oturumlara katılmaktadır, Dinsel inançlara dayanan “The doctrine of uniformity” prensibini çürüttüğü ve mucizelere dayanan tüm dinlerin inançlarına bilimsel açıklamalar getirdiği için yergi almakta devam etmektedir. Fakat bu eleştirileri “her alandaki bilimsel devrimde etkinliğim önemli değildir, ancak okunmadan, incelenmeden hakkımdaki sonuçlara ulaşmak tümüyle yanlıştır. Benim ortaya attığım fikirler görülmezlikten gelinemez. kimse manyetosferi yok edemez. Jüpiter’den gelen radyo sinyallerini durduramaz, Venüs’ü soğutamaz ve kitaplarımdaki herhangi bir tümceyi değiştiremez” diye yanıtlar.
Derleyen : İnci DALLI

Bilim ve Teknik Dergisi

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: