Anasayfa > Kültür, Tarih > Yakın Dönemin Önemli Arkeolojik Keşifleri

Yakın Dönemin Önemli Arkeolojik Keşifleri

Kutsal Maya Mavisi / Chichen Itza, Meksika

Bu çanak büyük olasılıkla kutsal ritüellerde Maya mavisi yapmakta kullanılıyordu. Parlaklığını uzun zaman yitirmeyen bu boya antik Maya kültüründe önemli bir yere sahip. Duvar resimlerinin yanı sıra yağmur tanrısı Chaak ile ilgili tapınmalarda ve kurban törenlerinde kullanılan bu boyanın indigonun çamur mineraline (palygorskite) ısı altında kimyasal şekilde bağlanarak yapıldığı bilim adamalarınca bilinmekte ama Maya’ların bu işlemi nasıl gerçekleştirdikleri çözülememekte idi.

Chichén Itzá’nın Kutsal Kuyusu’ndan çıkarılan bu çanağı inceleyen antropolog Dean Arnold ve ekibi, çanakta indigo ve palygorskite yanısıra, tropik reçine kalıntısı ve yanmış bir dal tespit ettiler. Birçok bilimadamı maya mavisi yapmak için uygun yöntemin bu olamayacağını düşünce de Arnold ve ekibi reçine tütsüsünün hem ritüel, hem de kimyasal işlem olarak işe yaramış olabileceğini düşünüyor.

Wari Maskeli Mumya / Lima, Peru

Tüm büyük keşiflerin mutlaka ıssız yerlerde yapılması gerekmiyor. Ağustos ayında Perulu arkeologlar Lima’nın işlek caddelerinden birisinin altında Wari kültürüne ait bir mezar buldular. Altı kat pamuklu bez ve lama yününe sarılmış olarak bulunan 1700 yıllık mumya çalışan bir anneye aitti. Isabel Flores başkanlığında bir ekip tarafından kazılan mezarda bulunan iğneler, iplik yumakları bu mezar sakininin büyük olasılıkla önemli bir dokuma ustası olduğunu düşündürüyor. Mumyanın yüzünde tahtadan yapılmış bir maske ve deniz kabuklarından yapılma büyük mavi gözler mevcut.

Kuttamuwa’nın Ruhu / Zincirli, Türkiye


Geçen yaz Türkiye, Zincirli’de bulunan Demir Çağı yerleşimi Samal’da kazı yapan Chicago Üniversitesi arkeologları oldukça iyi korunmuş MÖ 8. yüzyıla ait bir stel buldular. Kuttamuwa’nın bazalttan yapılmış bu mezar stelinde 13 satırlık bir yazıt vardı. Yazıtta Kuttamuwa ruhu için bir koç kurban edilmesini istiyordu. Araştırmayı yürüten David Schloen “Bu kitabe, insanların öteki dünya ile ilişkilerini ruhları ile özdeşleştiren en eski buluntu” demekte. Samallılar, aynı dönemde varolan komşu ülkelerin aksine ölülerini yakıyorlardı. Bu uygulamada ise mezar steli başka hiçbir kalıntısı olmayan bu ölünün ruhunu temsil etmekteydi.”

Amerikan Genleri / Kuzey Amerika

ABD’nde, Oregon eyaletindeki Paisley Mağarası’nda bulunan 14.300 yıllık insan dışkısı fosilleri Amerika’ya insan göçlerinin tarihlenebilmesi için en önemli somut delil kabul ediliyor. Şimdiye dek, Clovis İnsanları olarak isimlendirilen ve 12.000 yıl kadar önce Kuzey Amerika’da görülmeye başlayan insanların ilk göç dalgası olduğu düşünülüyordu. Buz, toprak ve dışkı fosili gibi maddelerden genetik numune alabilmeye yarayan yepyeni bir teknoloji sayesinde bu buluntulardan da DNA örnekleri alındı. Yapılan tek çalışma bu değil; Sorenson Moleküler Genetik Araştırmaları Vakfı’nın bugün yaşayan yerlilerden alınan mitokondriyal DNA örneklerini incelenmesi sonucunda Asya’dan Amerika’ya ilk göçün 18.500 yıl kadar önce yapıldığı belirlendi.

En Eski Yağlıboya / Bamiyan, Afganistan

Restoratörler ve arkeologlardan oluşan uluslararası bir ekip Afganistan’ın Bamiyan Vadisi’ndeki mağaralarda dünyada şu ana dek bilinen en eski yağlıboya resimleri buldular. Ekip beş yıl kadar önce, bu vadide bulunan binden fazla mağaradaki resimleri restore etmeye başladı. Bu yıl içinde 12 mağarada yer alan resimlerin kuruyan bir cins yağ kullanılarak boyandığı anlaşıldı. Bu yağ büyük bir olasılıkla ceviz veya haşhaş tohumu yağı idi. Uzmanlar Antik Yunan’dan beri bilinen ve kozmetik, ilaç ve parfümlerde kullanılan “Kuruyan Yağ”ın boyalara ancak Ortaçağ Avrupası’nda katılmaya başlandığını düşünüyorlardı. Şimdiye dek bulunan eski eski örnek 12. yüzyıldan kalma idi. Öte yandan Bamiyan’da bulunan yağlıboya resimler MS 7. yüzyıla tarihleniyor.

İlk Avrupalı / Atapuerca, İspanya

İspanya’nınAtapuerca Dağları’nda bulunan 1.2 milyon yıllık hominid kemik fosilleri Avrupa’ya ulaşan ilk insansıların tarihini şimdiye dek bilinenden 500.000 yıl daha geriye götürdü.

Sima del Elefante’de (Fil Mağarası) kazı yapan paleoantropologlar bir Homo erectus’a ait alt çene parçası buldular. Bu, şu ana dek Afrika dışında bulunmuş en eski insan türü kalıntısı idi. Atapuerca kazılarının başkanı Jose M. Bermudez de Castro “Avrupa’ya göç düşünülenden çok daha eski ve çok daha uzun sürmüş olabilir” demekte. Mağaranın içindeki bir metrekarelik açmada çok basit taş aletler, üzerinde kazıma izleri olan bir bizon kemiği ve oldukça fazla kuş kemiği bulundu. Şu ana dek fazla bir buluntu olmasa da ana toprağın şu andaki seviyeden 3 m daha aşağıda olması ve henüz alanın sadece %10’unun kazılmış olması bu mağaranın bizlere yeni sürprizler sunabileceğini gösteriyor.

En Eski Ayakkabı / Tianyuan Mağarası, Çin

ABD’nde, St. Louis’de yer alan Washington Üniversitesi’nden antropolog Erik Trinkaus, Çin’de Tianyuan Mağarası’nda bulunan 42.000 yıllık ayak parmak kemiklerini inceleyerek Doğu Asya’da insanların yaklaşık 40.000 yıl kadar önce ayakkabı kullanmaya başladıklarını ortaya koydu. Bulunan bu iskeletin ayak kemiklerinin günümüz insanından daha kalın olmasına karşın ayak parmaklarının kemikleri kendisinden daha eski Homo sapiens kemiklerine oranla ince ve zarifti. Milyonlarca yıl boyunca yalın ayak yürüyen atalarımızın parmak kemikleri oldukça kalın ve sağlamdı. Ayrıca, yalın ayak yürüdüğümüz dönemlerde ayak orta parmaklarının kemikleri, daha güçlü bir kavrama sağlamak için toprağa doğru kıvrık idi. Öte yandan, ayakkabı kullanmaya başladığımızda ayak baş parmağı ile yeri iteriz, bu da orta parmakların üzerindeki baskıyı azaltır. Bu da, onbinlerce yıl sonunda daha ince ve narin ayak parmak kemikleri oluşmasına yol açar.

Bir Portekiz Gemisi / Namibya

1 Nisan 2008 günü Namdeb Elmas Şirketi’nde çalışan bir jeolog Namibya açıklarında deniz tabanında garip bir görüntüyü resimledi: büyük bakır levhalar ve bronz borular. Şirketin arkeologu Dieter Noli resimleri görür görmez “bronz borular”ın gerçekte 16. yüzyıl tüfekleri olduğunu anladı.
Nambed deniz tabanında elmas arama faaliyetine ara verdi ve büyük bir sualtı kazısı başladı.
Bugün Noli ve uluslar arası bir arkeolog ekibi Afrika sahillerinde şimdiye dek bulunmuş en önemli batıklardan birisinin kazısını sürdürüyorlar. Gemi,16. yüzyılda Hindistan’dan Portekiz’e yük taşımak için inşa edilmiş tipik bir kargo gemisi. Şimdiye dek bu gemilerden yaklaşık 200 tane bulundu ise de tümü define avcıları tarafından daha önce yağmalanmıştı. Arkeologlar ilk defa bu tarz bir gemiyi definecilerden önce buldular. Daha şimdiden 1525-1550 yılları arasına navigasyon aletleri, altın sikkeler ve daha birçok buluntu yüzeye alındı. Yüzey temizliği tamamlandıktan sonra geminin tüm ahşabının da yeryüzüne çıkarılması planlanıyor.

Devasa Imparatorluk Heykelleri / Sagalassos, Türkiye

Türkiye’de, Sagalassos harabelerinde efsanevi imparatorlar birer birer yeryüzüne çıkıyorlar.
Domitian’ın MS 96’da öldürülmesinin ardından Roma İmparatorluğu’nda yepyeni bir hanedanlık oluştu. Kurucusu olan Nerva’nın yansıra bu hanedanlıkta Roma’nın gelmiş geçmiş en önemli yöneticileri vardı. Bunlar, Makyavel’in “Beş İyi İmparator” olarak tanımladığı Trajan, Hadrian, Antoninus Pius ve Marcus Aurelius idi. Sagalassos kazı başkanı, Belçika Leuven Üniversitesi’nden Marc Waelkens, 2007 yılında hamam kazısı sırasında bir nişte Hadrian’ın devasa bir heykelinin başını buldu. Başka bir dev heykelin ayakları da hamamın ikinci nişinde bulundu. Bu ikinci heykelin Hadrian’ın eşi Sabina’ya ait olabileceği düşünülüyor. Bu yıl geri kalan dört nişten üçünün kazısı yapıldı. 12 Ağustos’ta imparator Antoninus Pius’un eşi Büyük Faustina’nın başı bulundu. İmparatorun heykelinin olması gereken karşı nişte ise sadece bir çift sandalet vardı. Kazı ekibi üçüncü nişde daha şanslı idi; Burada Marcus Aurelius’un heykelinin başı, ayakları ve bir kolu bulundu. Bu yıl geri kalan son niş kazılmadı ama, Waelkens burada Marcus Aurelius’un eşi Genç Faustina’nın heykelinin bulunmasına kesin gözü ile bakıyor.

Ilk Balina Avcılığı / Chukotka, Rusya

1950’li yıllarda Alaskalı arkeologlar Bering Denizi’nde, Krusenstern Burnu’nda bir yerleşimde yaklaşık 3000 yıllık balina kemikleri buldular. Bu yerleşim “Eski Balinacılık Kültürü” olarak etiketlendi ama bulunan kemikler bir avcılığa işaret etmiyor olabilirdi. Balina avcılığında kullanılan en eski mızraklar 1000 yıl sonrasına aitti. Bu durumda, bu yerleşimde yaşayan insanların hayatlarını ne şekilde sürdürdükleri hep tartışıldı. Dolayısıyla, Rus arkeolog Sergei Gusev, Rusya’nın Chukotka Yarımadası’nda aynı kültüre ait olma ihtimali olan bir yerleşim daha bulup Alaskalı meslektaşlarını kazıya davet edince, tüm bu soruların cevaplarını bulma olasılığı arttı. Üç hafta sonra, kazının son günü Rus arkeolog Nikolai Most bir ev kalıntısının zeminini temizlerken 50 cm uzunluğunda ve üstünde balina avcılığı resimleri olan, MÖ 1000 yıllarından kalma bir mors dişi buldu. Artık bu kültürün insanlarının 3000 yıl önce balina avlayarak yaşamlarını sürdürdükleri kesin olarak biliniyor.

Kategoriler:Kültür, Tarih
  1. a_iverson
    02 Temmuz 2012, 00:37

    Harika keşifler gerçekten. Önümüzdeki yıllarda uydu arkeolojisi tekniği kullanılarak da Mısır’da toprak altında kalmış 100lerce şehir keşfedildi. İlerleyen günlerde buralarda kazılar başlarsa Mısır tarihi daha çok aydınlatılacaktır.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: