Anasayfa > Bilinmeyen, Tarih > Medeniyet Tarihinin Kumları Arasında Unutulan Kayıp Şehirler

Medeniyet Tarihinin Kumları Arasında Unutulan Kayıp Şehirler

Tikal, bugünkü Guatemala’daki yağmur ormanlarındaki Peten ilinin kuzeybatısında bulunan en büyük Maya kenti ve tören merkezidir. Güney düzlüklerindeki öteki Maya merkezleri gibi Tikal da orta oluşum döneminde (M.Ö. 900-300) küçük bir köydü. Geç oluşum döneminde (M.Ö. 300-M.S. 100) büyük piramit ve tapınakların yapılmasıyla önemli bir tören merkezi haline geldi. Klasik dönemde büyük saraylar, piramitler, alanlar yapıldı. Maya hiyeroglif yazısı ve karmaşık takvim sistemi ortaya çıktı, anıtsal heykeller ve vazo resimleriyle üstün bir Maya sanatı gelişti.

Petra, Ürdün

Petra, Ürdün’ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan antik kenttir. M.Ö. 400 ile M.S. 106 yılları arasında Nebatiler’e başkentlik yapmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüştür. M.S. 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent gözden düşmüş ve zaman içinde unutulmuştur. 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından kent tekrar bulunmuştur.
Petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev, gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el-Khazna ve Roma döneminde yapılan amfitiyatro en bilinen yapılardır.
6 Aralık 1985 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine dâhil edilmiştir. Peru’da yer alan Machu Picchu ile kardeş şehirdir.

7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmiştir.


Machu Picchu, Peru

Machu Picchu, bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir. Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmiş.
And Dağları’nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup. Peru’nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnka’lı bir hükümran olan Pachacutec Yupanqui tarafında 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları işgal ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir. Machu Picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşur. Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.
Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerindedir. Şehrin sonunda ise Genç Zirve (Quechua dilinde: Wayna Picchu) yükselir.

 


 

Palenque, Meksika

Palenque Meksika Federal Cumhuriyeti’nin Chiapas eyaletinde Usumacinta ırmağı yakınındaki eski bir Maya kentidir.
Bu kültürün en etkileyici kentlerinden biridir. Kentin kurulma alanı pek büyük olmamasına karşın, içerdiği yapı ve yontular muhteşemdir. Kentin 2005’e kadar keşfedilen kısmı 2,5 km²’dir ; bu keşfedilmiş kısım kentin gün ışığına çıkarılamamış kısmının % 10’u bile değildir. Kentin keşfedilmemiş kısmı ormanla kaplıdır ve bu sık ağaçlı orman yüzünden kentin bini aşkın yapısına ulaşılamamaktadır. Palenque kenti Unesco tarafından 1987’de Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Eserleri bakımından Meksika’nın güneyindeki en zengin sitlerinden biri olan Palenque Yucatan yarımadasının sınırında bulunur.Kentteki mimari tarz Maya mimari tarzının batı varyantı olarak nitelendirilebilir.

 



 

Truva, Türkiye

Hititçe: Vilusa ya da Truvisa, Yunanca: Τροία, Latince: Troia. Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada’da bahsi geçen Troya savaşının geçtiği antik kent. Antik İda Dağı’nın (Kaz Dağı) eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer alır.
Günümüzde Türkiye sınırları içinde yer alan Troya kentinin adı Fransızcanın etkisiyle bu dildeki Troie kelimesinin okunuşundan Türkçeye Truva olarak da geçti ve yaygınlaştı. Anadolu’daki bir kentin isminin Fransızca’dan alınması arkeologlar ve resmi kurumlarca eleştirilmekte, “Troya” adı yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.


Bugünkü Hisarlık mevkinde 1870’lerde Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarında ondan daha sonra yapılan kazılar sonucunda, aynı yerde yedi kez -farklı dönemlerde- kent kurulduğu ve farklı dönemlere ait 33 katman olduğu saptanmıştır. Schliemann Troya’da bulduğu hazineyi önce Yunanistan’a kaçırmıştır. II. Dünya Savaşı’ndan önce Almanya’da olduğu bilinmekte olan hazine daha sonra kayıplara karışmış ve yakın zamana dek hazine hakkında bilgi alınamamıştır. Fakat kısa zaman önce Ruslar bu hazinenin kendilerinde olduğunu açıklamışlardır.Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu’yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (MÖ 735-718)dönemine dek yönetmişlerdir. İonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu’da yayılmış, ardından MÖ 546 yılında Pers istilası gelmiştir.


Mohenco-Daro, Pakistan

Mohenco-Daro, Pakistan’ın Sind eyâleti sınırları içinde, İndus ırmağı kıyısında bulunan bir antik yerleşimdir. 1922 yılında ortaya çıkartılan yerleşim, İndus Vadisi Uygarlığı’nın en gelişkin kentidir. Çevresi yaklaşık 5 km olan kentteki yapılar, buranın önemli bir siyasal merkez olduğunu göstermektedir. Oldukça düzenli yollar ve kanalizasyon sistemleri kentte geniş bir nüfusun yaşadığını göstermektedir. Çamurla sıvanmış tuğla evlerin büyük bir kısmında banyo bulunmaktadır. Merdiven kalıntıları evlerin en azından iki katlı olduğunu göstermektedir.

 

Palmyra, Suriye

Palmira, orta Suriye’de antik zamanların önemli dini ve ticari merkezi olan, UNESCO tarafından 1980 yılında Dünya Miras Listesi’ne alınmış.
Şam’ın 215 km kuzeydoğusunda, Humus’un 155 km doğusunda ve Fırat’ın 120 km güneybatısında bir vaha üzerinde kurulmuş. Suriye çölünün ticari kervanlarının geçiş noktasında olması sebebiyle “Çölün Gelini” de denilen şehrin isminin bulunan ilk bilgilere göre Tedmur, Tedmür, Tadmur veya Tudmur olduğu Mari’de bulunan Babil tabletlerindeki kayıtlardan anlaşılmıştır. Fransız arkeologlar tarafından 1933 yılından itibaren antik Mari şehrinden çıkarılan 25.000 tabletten anlaşıldığına göre Palmira’nın tarihi M.Ö. 19. yüzyıla kadar gerilere gitmektedir. Yunan ve Roma kaynaklarında ise 1. yüzyıldan itibaren kayıtlara rastlanılmıştır.

 

 

 

Tanis, Mısır


Nimrud, Irak


 


 

Persepolis, İran

Persepolis, İran’ın Şiraz şehrinin hemen doğusundadır. Pers İmparatorluğu’nun başkenti olan Persepolis, M.Ö. 6. yüzyıl sonlarına doğru Pers Kralı I. Darius (Dara) tarafından kurulmuştur. Darius’dan sonra tahta çıkan Kserkes I (Xerxes) ve Artakserkses (Ardaşir) şehri büyüterek harika anıtlarla doldurmuşlardır.

 


 

Stonehenge, İngiltere

(Bir şehir değil ama) Antik çağ’ın bilgeliğinin en önemli sembolüdür. Bu yapı, astronomi, astroloji, geometri, meteoroloji ve paganizmle ilişkilendirilmektedir.
İngiltere’deki Salisbury Düzlüğü’nde eskiden dinsel törenler için kullanılan ve Kelt rahiplerinden oluşan bir sınıf olan Druidlere atfedilen büyük taşlardan oluşan bir çember vardır. Druidler’in bu taş çemberini kullanmış olması mümkünse de, başlangıcı İngiliz adalarındaki Neolitik insanlara kadar uzanmaktadır. Keskiyle yontulmuş, düzgünleştirilmiş ve dışarıdan yerel bölgeye taşınmış, dik konumundaki 30 taştan (bunlardan halen 17’si ayaktadır) oluşan ve kavisli hale getirilerek dik duran taşlarin üzerine yerleştirilen lento(kiriş) taşlarını içeren ve böylelikle çember şeklinde kapı boşlukları oluşturan tek taş çemberdir.


 

 

Mesa Verde, Colorado, ABD

Mesa Verde Milli Parkı, ABD’nin Colorado eyaletinde bulunan bir milli parktır
Mesa Verde Milli Parkı’nda Pueblo halkı tarafından yüksek bir vadiye inşa edilen bir köyün kalıntıları yer alır. Mesa Verde adı İspanyolca Yeşil Masa anlamına gelir. Bu adı o bölgede yetişen çam ve ardıç ağaçlarından kaynaklanır. Parkta bir müzenin, bir sarayın ve vadi duvarı üzerinde yer alan evlerin kalıntıları yer alır.
Vadi duvarındaki evler çoğunlukla sığ mağaraların kapatılması ile inşa edilmiştir. Binalar çoğunlukla kumtaşından, bir kısmı ise kerpiçten inşa edilmiştir. Bütün binaların kapı ve pencereleri “T” harfi biçiminde inşa edilmiştir.

 


 

Hazırlayan: Altan Akay
Kaynak: İndigo Dergisi
+Görsel Katkı

Kategoriler:Bilinmeyen, Tarih
  1. Banu
    01 Mayıs 2013, 10:24

    Şehri güzelleştirmek için o teknolojilerle o kayalar o taşlar nasıl kazılmış nasıl süslenmiş…Gezdiğim bir çok müzede bu tip ayrıntılı süslemeler hep ilgimi çekmiştir.İnsanlar şehirlerini güzel göstermek için uğraşmışlar hepsinde bir estetik duygu varmış belli ki..Şimdiki taş binalara bakıyorum da nerde o estetik ve güzellik anlayışı düşünmeden edemiyorum..yapılan heykeller bile özensiz sırf göstermelik..çeşmeler desek sadece su akan maşrapalar gibi…halbuki bu teknoloji bu kültürlerde olsa neler yapmazlardı ki diye düşünmeden edemiyorum…

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: