Arşiv

Archive for Haziran, 2011

Aşka Adanan En Büyük Yapıt; Tac Mahal

29 Haziran 2011 Yorum yapın

http://images13.snimka.bg/002157434.jpg


Tac Mahal, Hindistan Türk İmparatorluğu’nun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan (1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan’ın Agra şehrinde, Jumna Nehri’nin kıyısında yaptırılmıştır. Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan’ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercümend Banu’nun (Mümtaz Banu) ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır.

Yapının mimarları, Mimar Sinan’ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul’dan davet edilmişlerdi. 1630′da inşaasına başlanan eser, 22 yıl sonra 1652′de tamamlanmıştır.

Devamını oku…

Categories: Kültür, Tarih

El Brujo: Peru’daki Lanetli Piramitler

29 Haziran 2011 3 yorum
Resim
Yazı: Ira Block – Fotoğraflar: Peter Gwin

Peru’nun kuzey kıyılarındaki zengin mezarlar içeren piramidin rölyefleri, insanların kelle uçurucu bir tanrıya kurban edilişinin kanlı öykülerini anlatıyor.

Ölümden Hemen Önce

Moche tutsaklarının ölmeden önce gördüğü son sahnelerden biri, olasılıkla, Huaca Cao Viejo’nun incelikli sanatı idi. Halatla boyunlarından birbirlerine bağlı bir halde tören alanına götürülmüşler ve tarihin en korkunç kurban etme ritüellerinden birine tanıklık etmişlerdi. Bir Moche rahip tutsakların boğazlarını keserken, bu manzara karşısında bakışlarını kaçırmayan ya da bayılmadan ayakta kalabilenler, bir rahibenin altın bir kadehi rahibin içmesi için kanla doldurduğunu görmüştü.

Devamını oku…

Categories: Bilinmeyen, Tarih

21 Ciltlik Mezopotamya Sözlüğü

28 Haziran 2011 3 yorum

gilgameshtablets9onwt15yo Çivi yazısını anadoluya hangi uygarlık getirdi

21 ciltlik sözlük uygarlığın doğuşunu aydınlatıyor. Antik Mezopotamya dili ve onun Babil ve Asur diyalektleri son 2 bin yıldır kimse tarafından konuşulmuyor.

Antik Mezopotamya dili ve onun Babil ve Asur diyalektleri son 2 bin yıldır kimse tarafından konuşulmuyor. Ancak son iki yüzyıldır kil tabletleri ve taş yazıtları deşifre eden bilim insanları bu dili yeniden canlandırmak konusunda büyük yol kat etti. Geçenlerde yayınlanan 21 ciltli Mezopotamya sözlüğü, Chicago Üniversitesi araştırmacılarının 90 yılını aldı. Bu dil Milattan Önce 24′üncü yüzyılda dünyanın ilk imparatorluğunu kuran Akad Kralı Büyük Sargon tarafından konuşuluyordu.M.Ö. 17′nci yüzyılda dünyanın ilk kanunlarını hazırlatan Babil Kralı Hammurabi’de aynı dili konuşuyordu. Dünyanın ilk edebi eseri Gılgamış Destanı da bu dilde yazılmıştı. Büyük ihtimalle Babil Kralı 2′nci Nebukadnezar da bu dili kullanarak evini özleyen eşini rahatlatmak için ünlü asma bahçeleri inşa edeceğini söyledi. Bu dili kullananlar girişimcilik, sulama, tarım ürünlerinin ticareti ve kehanetlerin nasıl okunacağını açıklayan kil tabletler hazırladı.

Devamını oku…

Categories: Kültür, Tarih

Göktürk Uydusunun Kaderi Ne Olacak

28 Haziran 2011 3 yorum

Netpano editörü Baki Günay ilk istihbarat uydumuz olacak Göktürk hakkında bir yazı kaleme aldı. Göktürk’ü kim engellemek istiyor. Göktürk’ün kaderide Devrim arabası gibi olur mu..

Seçimlerde Başbakan Erdoğan’ın 2023 hedeflerinden birisi de ilk yerli uydumuz ”Göktürk -2” hakkındaydı. Göktürk projesini yakından takip eden biri olarak bu projenin bir an önce bitip yurtdışı bağımlılığımızdan kurtulmamız gerektiğine inanıyorum..

Bilenler bilir çuval hadisesinin asıl sebebi istihbarat bilgileri ve özel kuvvetlere ait kripto şifreleri idi. Türkiye yakın zamana kadar PKK ve diğer istihbarat bilgilerini başta İsrail ve ABD istihbarat uydu verilerinden temin ederek operasyona giriyordu.

Devamını oku…

Categories: Bilim, Haberler

Yada Taşı Efsanesi

28 Haziran 2011 1 yorum

http://www.aydinpost.com/images/news/106062.jpg

Çok eski devirlerden kalan yaygın bir inanca göre:

“Türklerin atalarına göklerden gelen sihirli bir taş armağan edilmiştir. Bu taş her devirde Türk Şamanları’nın ve büyük Türk komutanlarının ellerinde bulunmuştur.” Ve yine bu inanca göre günümüzde hâlâ bu taşın önde gelen Şamanların ellerinde bulundukları iddia edilmektedir.

Bu anlatılanların sadece bir inançtan ya da söylentiden ibaret olmadığını binlerce yıl öncesine ait eski Çin tarihi kayıtları da teyit etmektedir. Eski Türklerin de elinde bu tür bir taşın (Yada Taşı) bulunduğuna dair çok sayıda tarihi kayıt vardır. Çin Kaynakları tarafından tutulan bu kayıtlarda, Türklerin bu taş vasıtasıyla istedikleri zaman yağmur veya kar yağdırabildikleri uzun uzun anlatılmaktadır.

Devamını oku…

Madame Tussauds Müzesi

28 Haziran 2011 Yorum yapın

 

http://i611.photobucket.com/albums/tt193/kapcuk/MadameTussauds12.jpg

 

Merkezi Londra’da bulunan balmumu heykel müzesidir.
Amsterdam, Hong Kong, New York City, Los Angeles, Hollywood, Berlin ve Şangay’da şubeleri vardır. Balmumundan heykel ustası Marie Tussaud (1761-1850) tarafından kurulmuştur.

Müzede Atatürk’ten Bill Clinton’a, Nelson Mandela’ya; Elvis Presley’den Alfred Hitchcock’a kadar sayısız ünlünün balmumu heykelleri bulunmaktadır. Her yıl 2 milyondan fazla turist müzeyi ziyaret etmektedir..

Devamını oku…

Categories: Diğer, Kültür

Maya’larda Astronomi

26 Haziran 2011 Yorum yapın

http://theboldcorsicanflame.files.wordpress.com/2011/01/sgu-tikal-templo5-p123-img_0458-1200x800-cp10.jpg?w=644&h=430

“Dünyadaki ilk insanlar” söz konusu olduğunda Mayalar’ın kutsal kitabı Popol Vuh der ki: “Bakar bakmaz dört bir yanlarını bir anda görüverdiler. Sonra dikkatlerini semaya ve yuvarlak dünyaya çevirdiler. Onlar her şeyi bilebiliyorlardı.”

Mayalar ve Olmekler yukarıdaki satırlarda kapalı olarak verilen bilgiye her halde sahiptirler. Çünkü özellikle astronomi, matematik alanlarındaki başarıları, bize ister istemez bunları düşündürmektedir. Şimdiki durumda “efsane kahramanı” olarak nitelendirmeden öte geçmeyen söz konusu “ilk insanlar”ın bilgisine sahip bulunuyorlardı. Astronomi ve matematik konularındaki başarıları Orta Amerika tarihçilerini hala şaşkın halde bulundurmaktadır.

Devamını oku…

Categories: Diğer, Tarih

Horus’un Gözü (Wedjat) Sembolü

26 Haziran 2011 3 yorum

http://www.netconstructions.com/horus/images/wedjat.jpg

Horus, Eski Mısır dininde bir gözü ay, bir gözü Güneş olan şahin biçimindeki Tanrı’nın adıdır. Horus, Anıtlarda bir atmaca ya da milan çaylak ile temsil edilmişti.
Efsaneye göre Horus, Osiris’in oğludur ve babasının cesedinin tohumundan oluşur. Horus büyüyüp güçlenene kadar İsis, onu saklar. Horus, güçlenir ve Seth ile savaşır. Bu savaşta Horus Seth’in hayalarını koparır. Seth de Horus’un gözünü parçalar ve Horus, çıkan gözünün yerine “Uraeus” adlı bir yılanı takar. Bu yılan daha sonradan firavunların egemenlik simgesi olmuştur. Annesi İsis parçalanan gözü yeniden tek parça haline getirir, ama o göz görmez. Horus, tek gözlü olarak yaşamaya devam eder. (Güneş ve ay tutulması, Horus’un gözünün parçalanması ile oluşur) Savaşı kazanan Horus, gözünü geri alır ve onu babasına armağan eder. Horus, Osiris’in ardılı olarak gösterilir. Bazı anlatılara göre Horus ile Seth arasındaki savaşta tanrı Tot, hakemlik eder ve savaşa son verir. Savaşta Seth yenik düşer. Osiris ölüler dünyasısın kralı iken savaşın sonunda Horus yaşamın kralı olur. Seth ise her türlü kötülüğün tanrısı olmaya devam eder.

Devamını oku…

Categories: Diğer

Mısır’ın Unutulmuş Hazineleri

26 Haziran 2011 Yorum yapın
Resim
Yazı: Zahi Hawass

Fotoğraflar: Kenneth Garrett

Kahire’deki Mısır Müzesinin yüzüncü yıl sergisine bu özel bakışta, yıllardır karanlık depolarda kalmış ya da kalabalık galerilerde dikkatten kaçmış tarihi eserlerin, bu büyük gösteriye nasıl hazırlandığı anlatılıyor.

Categories: Kültür, Tarih

Dikilitaşta Ne Yazıyor?

26 Haziran 2011 2 yorum

İstanbul Sultanahmet Meydanı’ndaki dikilitaş üzerindeki metinde ne yazılı?

Bugün İstanbul’da dikilitaş adını verdiğimiz anıt, Eski Mısır eseri. Eski Mısır’dan çıkarılarak dünyanın çeşitli kentlerine dikilitaşlar götürüldüğü olmuş. İstanbul’daki dikilitaş ilk olarak MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Yunanlıların Heliopolis adını verdiği Annu kentinde dikilmiş. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile Tutmosis’in zaferleri yazılmış. Taş ilk olarak Bizans İmparatoru Constantinus’un dikkatini çekmiş ve Mısırlılara bir mektup yazarak bu taşın kendisine gönderilmesini istemiş:
“Gemileriniz Karadeniz’e çıkarken sizleri cömertçe karşılayan ve beslenmesine yardımcı olduğunuz bu şehrin güzelleşmesine katkınız olması için bu yekpare taşı yollamanız yerinde olur.”

Devamını oku…

Categories: Kültür, Tarih

Evrende İnsana Özel Bir Ev: Dünya

26 Haziran 2011 1 yorum

http://fotogaleri.shiftdelete.net/d/3978-1/My_House_-_My_Blue_Planet_Earth.jpg

Bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte 1960′lı yıllardan itibaren yapılan araştırmalar, evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaşamı için çok hassas bir biçimde ayarlandığını ortaya koymaktadır. Araştırmalar derinleştirildikçe, evrendeki fizik, kimya ve biyoloji kanunlarının, yerçekimi, elektromanyetizma gibi temel kuvvetlerin, atomların ve elementlerin yapılarının tümünün, insanın yaşamı için tam olmaları gereken şekilde düzenlendikleri birer birer bulunmuştur. Batılı bilim adamları bugün bu olağanüstü yaratılışa “İnsani İlke” (Anthropic Principle) adını vermektedirler. Yani evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla yaratılmıştır.

Devamını oku…

Categories: Bilim

Petit Trianon Olayı

25 Haziran 2011 Yorum yapın

http://www.kayipdunya.com/wp-content/themes/Turkce-Arras/library/timthumb.php?src=www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2011/01/Zamanda-Yolculuk-ve-Paradokslar.jpg&w=630&h=250&zc=1

Zaman Çukuruna Düşen İnsanlar

Çetin BAL: Bu zamanda kayma olayı dünya literatürlerine geçmiş bir olaydır. Burada ben tanıkların yani olayı müşahede edenlerin doğru söyledikleri kanaatindeyim. Fakat bu olay hakkında birçok bilimsel denebilecek yorumlar yapılsa da ben bunun gerçekten zamanda geriye doğru fiziksel bir kayma olmadığını düşünüyorum. Bu olayda ki hadiseyi şöyle tanımlayabiliriz; moleküler bütünlük düzeyinde maddeler ve eşyalar çevresindeki tüm görüntülerin hologramik bir kaydını yaparlar. Geleceğe doğru değil ama geçmişe doğru olan tüm çevresel görüntüler dış elektromanyetik tesirlerinde etkisiyle insan beyni tarafından okunmaya başlanmış olabilir. Yani kişiler farkında olmadan maddedeki bu hologramik hafızaya girmiş olabilirler. İnsan beynine ait dalgalar da bir anlık frekans ve dalga boyu değişimi  beynin  kendini  bu hologramik hafızayla rezonansa sokmasını sağlayabilir. Keza bazı medyumatik  yeteneklerden sayılan psikometri yeteneğini de bu yoldan açıklayabiliriz.

Devamını oku…

Categories: Bilinmeyen

Stargate ve Deadalus Projeleri

25 Haziran 2011 1 yorum

http://www.icarusinterstellar.org/gallery/Joe%20Bergeron-Big.jpg

CIA 1949 yılından 1990′lı yıllara dek psişik güçleri kullanarak ‘dünya dışı canlılarla’ telapatik yolda iletişime geçmeye çalıştı. Ve bu olay şu anda yeni ifşa olmuş durumda. Konu ile ilgili yabancı istihbarat kaynaklarından elde edilen bilgiler çok şaşırtıcı. CIA’ nın Ulusal İstihbarat Konsey Başkanı Dr Padolfi’ nin 1990′larda askıya aldığı program 2010 yılında Obama yönetimi ile devam ettiriliyor. Obama’ nın seçim çalışmalarında yer alan ve şu anda Ulusal İstihbarat Drektörü olan James R. Clapper tarafından sürdürülme kararı alınan projenin adı STARGATE…

1990′lı yıllarda Haines adlı CIA tarihçisinin itirafları insanı fazlaca düşündürüyor. ‘Dünyadaki ülkeleri uzaktan izleme. Parapsikolojik deneyler yapma. Psişik fenomenler’ başlıklı araştırma birliği yürüttüğü çalışmalarla dünya dışı yaşamla iletişime geçmeyi başarıyor. 1990′lı yıllarda kaç sene ve hangi canlı türleri ile iletişme geçildiği ise karanlıkta kalan bir konu. Fakat konunun ulusal istihbarat raporlarına yansıması ve o gün araştırma grubunun içinde yer alan kişilerin açıklamaları yazılanları doğruluyor.

Devamını oku…

Categories: Bilim, Bilinmeyen

Eski Mısır Yazıtlarında Dünya Dışı Yaşam

25 Haziran 2011 1 yorum

http://www.scenicreflections.com/files/Egypt_In_The_Space_Wallpaper_b3ajj.jpg

AKHENATON ‘nun Bebekleri

Eski Mısır Tarihiyle ilgili tüm kayıtlar bir zamanlar bu yörenin yoğun olarak “ Dünya Dışı Varlıklar “ tarafından ziyaret edilmiş olduğunu göstermektedir… Örneğin Eski Mısırlılar, kendi semalarında ortaya çıkan uzay gemilerini “ Gökyüzünde seyreden güneşin kayıkları “ olarak isimlendirmişlerdir.
Konunun ilginç bir başka yanı da , yine eski kayıtlarda açıkça yazıldığına göre ; Büyük Piramidin yapımı sırasında bu “ Güneş Kayıkları”dan bir tanesi yapının içinde bir yere gömülmüştür.

Devamını oku…

Categories: Bilinmeyen

Bilinen ve Bilinmeyenleriyle Albert Einstein

25 Haziran 2011 4 yorum

http://i192.photobucket.com/albums/z229/Swinging_Sixties/20th%20Century%20Influences/AlbertEinstein.jpg?t=1281175792

Albert Einstein, modern zamanların en ünlü bilim insanı… Uzay, mekân ve zaman kavramlarını değiştiren bir fizikçi. Dağınık saçları ve çorapsız giydiği ayakkabılarıyla hep göze batan bu çok yönlü bilim insanının gizli kalmış dünyasında yolculuğa başlıyoruz…

Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Devamını oku…

Categories: Diğer
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 150 other followers