Anasayfa > Bilinmeyen, Kültür, Kitaplar > Reddedilen Kitap: “Fusus ül-Hikem” – Muhiddin Arabi

Reddedilen Kitap: “Fusus ül-Hikem” – Muhiddin Arabi

İslam bilgini ve düşünürü Muhiddin Arabi’nin, Fusus ül-Hikem adlı kitabı gizemli kitapların içerisinde yer alıyor. Arabi, Allah’ı ve peygamberleri anlatan bu kitabının, Hz. Muhammed tarafından yazdırıldığını belirtiyor. Araştırmacı ve yorumcu Şevket Pekel, Fusus ül-Hikem’i inceledi.

İSLAM BİLGİNLERİNİN en önemlilerinden biri olan Muhiddin Arabi’nin asıl adı, Ebu-bekir Muhyiddin Bin Ali’dir. İslami felsefeye alışılmışın dışında bir yorum getiren Muhiddin Arabi, 1165 yılında İspanya’nın Murciya kentinde doğdu. O dönemde, Murciya önemli kültür merkezlerinden biriydi. Muhiddin Arabi, ilk eğitimini burada aldı. Hocaları tarafından üstün öğrenci olarak nitelendirildiği için, eğitimini geliştirmesi amacıyla Endülüs’teki Kurtuba kentine gönderildi. Babası ile beraber Kurtuba’ya gelen Arabi, ünlü İslam düşünürü İbni Rüşd’ün talebesi oldu.

İbni Rüşd’ün bilgilerinden çok yararlanan Muhiddin Arabi, bu ünlü bilgini derinlemesine etkiledi ve kısa bir zaman sonra öğrenimini tamamlayarak oradan ayrıldı. İbni Rüşd onun için şöyle diyordu: “Ancak kitaplarda rastlanabilecek düzeyde, şimdiye kadar hiç karşılaşmadığım biri.” Sonra ekliyordu: “Benim okuyarak elde ettiğim ilmi, o görünür halde şekillendirerek elde etti. Bende henüz düşünce halinde olanları ise, ona söylemeden, bana kendi düşünceleri olarak açıkladı.”

“Rüyamda peygamberi gördüm”
Muhiddin Arabi, yazdığı kitaplarda olağan*üstü bilgiler verirken, birçok peygamber ve veli ile de görüştüğünü belirtir. Verdiği bilgilere göre bu görüşmeler üç şekilde gerçekleşmiştir:

a) Rüyada görerek,

b) Onları dünyaya davet ederek,
c) Bedenini terk edip, onların bulunduğu yere ulaşarak.

Arabi, 500’den fazla kitap yazdı. Bunların içerisinde en ünlüleri Fütuhatı Mekkiye ve Fusus ül-Hikem’dir. Fusus, onun tüm çalışmaları içerisinde en değerlisi olarak kabul edilir. Kitabın adı, her bölümün başlığından gelir ve “hikmetlerin özü” anlamındadır.

Muhiddin Arabi, Fusus’u yazma nedenini şöyle açıklıyor: “627 Hicret yılı, Muharrem ayının son günlerinde, Şam’da iken. Tanrının peygamberi Hz. Muhammed’i gerçek bir rüya anlamında gördüm. Elinde bir kitap tutuyordu. Bana dedi ki, bu Fusus ül-Hikem kitabıdır. Bunun al ve halka açıkla ve bu bilgilerden herkes yararlansın.” 27 bölümden oluşan bir kitap olan Fusus ül-Hikem’in her bölümünde bir peygamberin kişiliği ve görevlerinin özelliği anlatılır.

“Allah, başlangıcı olmayandır”
Fusus ül-Hikem, anlaşılması oldukça zor ve birçok araştırmacıyı uzun zamandır uğraştıran bir kitap. Muhiddin Arabi, peygamberlerle ilgili görüşlerini dile getirirken, kitabının bir bölümünü Allah kavramı üzerine ayırmış. Onun Allah düşüncesine olan yaklaşımı, farklılığı ve daha da önemlisi cesurca görüşler getirmesi bakımından dikkat çekiyor. Arabi, Fusus’ta Allah’ı şöyle tanımlar:

“Tanrı, tektir ve eşsizdir,

Her şey O’ndandır, her şey O’nundur ve her şey O’dur,

O, hiçbir şeye muhtaç olmayandır,

Allah, ‘bir’ tanımlamasıyla bile sınırlandırılamayandır.
Biz, Allah hakkında, kayıtsız, şartsız (salt) bilim ve hayat sahibidir deriz.
Buna göre, Allah diri ve bilgindir ve biz Hakk’ın ilmi hakkında, O, başlangıcı olmayandır, deriz.”

Muhiddin Arabi, Allah’ın öncesi ve sonrası ile ilgili düşüncelerini, güçlü bir biçimde ortaya koyar ve şöyle der: “O, evvel (ilk, başlangıç) olmakla beraber bir başlangıca bağlanamaz. İşte, bu nedenle, O’nun hakkında ‘ahir’ (son) tanımı kullanıldı. Başlangıç ve sonun aynı varlıkta olması, varlığın tekliğini gerektirir. Yani, O’ndan başka bir varlığın olmadığını düşündürür. Çünkü bir şeye evvel veya son diyebilmek için ondan başka bir şeyin daha olması gerekir. Ancak, o zaman, o şeyin evvel ve son olduğu söylenebilir. Öyleyse, O’nu başlangıç veya sondur, diye sınırlandıramayız.” Böylece, Muhiddin Arabi, Allah kavramının sonsuzluğu hakkında bir fikir vermiş olur.

“O’nun İçin bilinmeyen yoktur”
Muhiddin Arabi, Allah’ın bütünlüğünü ve O’ nun idrak edilebilmesini, objektif bir biçimde ortaya koyarken, O’nun ulaşılmazlığını da açıkça ortaya koyar:
“Bil ki, Allah denilen varlık, kendisi bakımından tek ve eşsizdir, isim ve sıfatları (kudret ve imkânları), bakımından O bir ‘kül’, yani topluluktur veya bütündür. Her yaratılanın ancak kendisine göre bir Rabbi, yani Tanrı’sı vardır. Bu nedenle, Allah’m yaratılana göre bir bütün olması mümkün değildir. Bununla beraber, hiçbir varlık için de, öncesizlik, yani başlangıçsızlık yoktur. O, yani başlangıcı olmayan varlık, parçalanmayı, bölünmeyi kabul etmez. O’nun eşsiz birliği, kendisinde düşünce halinde var olan tüm kudret ve imkânların toplamı demektir. Demek ki, her varlık, kendisinin sahip olduğu değer kadar, yani ulaştığı anlayış, kavrayış ve bilinç kadar O’nu idrak edebilir.”

Arabi’ye göre, insanın Allah’ı tam olarak idrak edebilmesi hiçbir zaman mümkün değildir. Bunu da şöyle belirtir: “Hiçbir varlık, elde ettiği değerle, O’nun eşsiz birliğini eksiksiz ve mükemmel olarak kendi varlığında bulamaz ve O’na ulaşamaz. Bu mümkün değildir. Böyle olmasaydı, her bilinç sahibi varlık için hem kendisinin (mikrokozmos), hem de evrenin (makrokozmos) hiçbir gizliliği, bilinmeyenliği kalmaz. Yalnız, O’nun için gizlilik ve bilinmeyen yoktur. Geri kalan her varlık için, çeşitli düzeylerde gizlilikler ve bilinmeyenler vardır.”

“Hiçbir varlık Allah’ı idrak edemez. Bu, tam olarak mümkün olsaydı, insan hem kendisinin (mikrokozmos), hem de evrenin (makrokozmos) bütün gizemini ve bilinmeyenini öğrenirdi

Fusus ül-Hikem’in birçok yerinde rastlanan örnekleme yöntemi bu noktada da ortaya çıkar ve Arabi devam eder: “Düzgün bir ayna karşısında, insanın görünen şekli, bakan kimsenin şeklinden başka bir şey değildir. Bazen, ayna yüzeyi pürüzlü veya eğimli olabilir; o zaman, bakan kişi kendisini olduğundan çok daha değişik görebilir. Yani, çok uzun veya çok şişman gibi… Aslında, aynaya bakanda bir değişiklik yoktur ama görüntüyü sağlayan araç, yani ayna, ona farklı bir görünüm verir. Evrende, birbirinin aynı değerinde olan iki varlık yoktur. Çünkü, her varlık O’nu kendi değerine uygun olarak belirtir. Cam kandil içindeki ışık, bakan kimseye kandil camının rengiyle görünür. Oysa, gerçekte kandil ışığının rengi yoktur. Bunu bilmeyen veya anlamayan ışığın renksizliğini inkâr eder.”

“Allah, yaradılıştan önce neredeydi?”
Fusus ül-Hikem’in en ilginç bölümlerinden birisi, Allah’ın yaradılıştan önce nerede olduğunun anlatılmasıdır. Bu bölümde, Arabi, düşüncelerini coşkuyla iletirken, ortaya gizemli bir deyim atıyor: “Allah, tüm varolanları yaratmadan önce, ‘Ama’daydı. Sonra, arş, yani âlem üzerine yayıldı.” ‘Ama’ sözü, tasavvur edilmesi, düşünülmesi, idrak edilmesi mümkün olmayan, belirsizlik ya da kesin bir bilinmezlik halidir. Arş ise, O’nun yoktan var ettiği ve onlar üzerinde var olan kesin eg*menliğinin ifadesidir. Burada önemli olan, “yok” deyiminin kavranabilmesidir.

Nasıl bir kör, hiç görmediği, kendisine anlatılmayan, dokunarak dahi varlığını hayal edemediği, kıyaslama yapamadığı bir olguyu canlandıramaz, düşünemez, anlayamaz ve anlatamazsa; “yok” kavramı da hayal edilmeyen, belirlenemeyen, bilinmeyen olarak kabul edilmelidir. Sözlük anlamı olarak, yok, var olan veya var olmuş bir şeyin karşıtıdır. Bu bize, varlığını bilemediğimiz bir şeyi benzetme, karşılaştırma yoluyla belirlemeye çalışmamızı getirir. Oysa, “ama” sözcüğünden anlaşılan, sözlük anlamından anlaşılan değildir.

“Âlem: Allah’ın gölgesi”
Bir diğer bölümde, Muhiddin Arabi’nin âlem, insan ve ölüm hakkındaki düşüncelerini bulu*yoruz. Arabi, tüm yaklaşımlarında dogmatizmi reddetmiş ve fanatik düşünce biçiminin üzerine çıkmaya çalışmıştır:
“Alem, Allah’ın belirmesidir. O, âlemin ruhu olup, sevk ve idare eder. Evrenin tümü O’dur, O, benim ve O’nun varlığı ile ayakta duran tek varlıktır. Alemin başka gerçek bir varlığı yoktur. Alem, O’ndan ayrı bir varlık değildir. Görmez misin ki, gölge sahibinden çıkmış ve ona bitişik olduğu halde, sahibinden görünüşte ayrılması imkânsızdır. Nasıl insanın gölgesi, ancak gölgenin düştüğü yer aracılığı ile görünüyorsa, Alem de, Allah’ın gölgesinin üzerine düştüğü madde aracılığı ile idrak edilir, bilinir.”
Kur’an-ı Kerim’de, “Her şey beni zikreder ama siz anlayamazsınız” denilir. Bu ayeti anlamak, ancak maddenin, var olan her şey hakkında bilgilenme yönünde ve evrimimizde aracı olarak kullanılmasıyla mümkün olabilir.

“Ölüm: Yeni bir âlemin başlangıcı”
Fusus ül-Hikem, insanoğlunun en korkulu düşmam olan ölümü, bir geçiş, bir köprü ola*rak tanımlar. Arabi’ye göre ölüm, düşünüldüğü gibi değildir: “İnsanı, Allah’ın ölümle yok etmesi, yıkması, O’nun koruduğu şeyi yok etmesi, ortadan kaldırması demek değildir. Ölüm bir çözülmedir. Ölüm, insanın manevi benliğinin, Hak t tarafından kendisine çekilmesidir. Çünkü, her şey O’na döner. O, insanı kendi âlemine aldığı zaman ona, terk ettiği madde dünyasındaki oluşumundan ayrı bir olu*şum ve düzen verir. O âleme ait olan ve o âlemin madde cinsinden olan bu yeni oluşum, bulunduğu âleme uygunluk göstereceği için ebediyen dağılmaz ve çözülmek bilmez. Eğer, ölü veya ölen kişi, öldüğü veya öldürüldüğü anda yeni bir yaşama kavuşmasaydı, Allah, kimsenin ölümüne karar vermez ve ölümünü mümkün kılmazdı. Bunların tümü, O’nun elindedir. Öyleyse, ölen kişi için kaybolmak asla yoktur’.’ Muhiddin Arabi, bu bölümde ölümü sade bir dille, açık bir biçimde anlatmaya çalışıyor. Görüldüğü kadarıyla, özellikle bir nokta dikkat çekiyor. Ölümden sonra bir yaşam vardır, ölüm bitiş değildir. Ölümlü bu dünya terk edildikten sonra, gidilen yerin özelliğine uygun bir yapı oluşur.

Muhiddin Arabi’ye göre İnsan, ölümden sonra, başka bir âlemde, o âleme uygun bir madde cinsinden yeni bir oluşum ve düzen kazanır. Bu nedenle, ölüm asla bir yok oluş değildir

İnsan bedeni, Muhiddin Arabi’ye göre, dünyaya ait, ölümle çözülen, dünyada kalan bir bileşkedir. Asıl yaşam sahibi ya da yaşam gücü, bedene can veren ve bedeni vasıta olarak kullanan ruhtur. Ruh, bulunduğu yerin özelliğine göre, özel formlar oluşturur. Bu onun yeteneğidir.
Kur’an-ı Kerim’de, her şeyin O’nu zikretmesi demek, var edilen hiçbir şeyin hareketsiz ve cansız kalmadığı demektir. Öyleyse, ölümden sonra, bazılarının dediği gibi, hareketsiz, beklemede kalınan bir yer ve zaman aralığı yoktur. Olmaması gerekir.


Şeyhül Ekber (en büyük veli) Muhiddin Arabi. 1165 yılında İspanya’da Murciya’ da doğdu, 1240 yılında Şam’ da öldü. Yazdığı kitaplarda, geleceğe dönük kehanetlerde de bulunduğu söyleniyor. Bazı iddialara göre, Fransız astrolog Nostradamus, kehanetlerini yazarken, Arabi’den esinlenmiştir

Gelecekte daha çok anlaşılacak
Fusus ül-Hikem’in gizemini çözmek için, uzmanlar araştırmalarını sürdürüyorlar. Aslında, Arabi’nin birçok yaklaşımı, şaşılacak derecede günümüzde ortaya atılan ölüm sonrası yaşam teorilerine uyuyor. Zaman içinde yapılacak çalışmalar sonucunda, bu gizemli kitabın, birçok bilinmeyeni açık bir biçimde ortaya koyacağı belirtiliyor.

Kaynak:
Bilinmeyen, Sayı:55 (Tarama)

About these ads
Kategoriler:Bilinmeyen, Kültür, Kitaplar
  1. 08 Aralık 2011, 09:40

    araştırma ve konunun sergilenişi güzel,eline sağlık..

  2. zekiALPEREN
    11 Aralık 2011, 00:16

    Arabi’de malesef ütopyacı imiş. 5 Cümlesinden 3 tanesi doğru 2 tanesi yalnışlardır. Bu kitabı Peygam efendimizin bizzat ona yazdırması, rüyada peygamberleri veya velileri görmesi ayrıca onları davet etmesi şeklindeki sözleri hakiki değildir. En başta şunu söyleyelim ki; Yüce Allah’ın asla gölgesi yoktur. Gölgesinin olması için (aynaları örnek veriyor ya) haşa Yüce Alla’ın önünde kainata aksetmesi için bir kuvvetli ışık mevcudiyetinin olması gerek.“Allah, tüm varolanları yaratmadan önce, ‘Ama’daydı. Sonra, arş, yani âlem üzerine yayıldı.”Bu tamamen gerçek dışı bir tariftir.İftiradır. Yüce Allah hiç bir şey yok ikende vardı. Bizden sonra da gene O varolacaktır. Arş dediği 3 alemi de içine alandır. Nasıl ki 7 karanın etrafını hep su kuşatmışsa işte Cennet, Kainat ve Cehennemin etrafındaki alana ARŞ demekteyiz. Düşünün bir dikdörtgen çizelim. Bunun sağına Cenneti yuvarlak ama iç içe girmiş dört kat olarak dairesel çizelim. Soluna da yine 4 adet iç içe girmiş dairesel çizelim bu da Cehennemdir. Bu ikisinin ortasında ise 7 kat iç içe girmiş daireler çizelim işte bu da fani kainattır. Bu 3’ü arş kuşatmıştır. Arşı da su kaplamıştır. Yüce Allah’ın makamı da işte bu ARŞ’ın üstünde yani dışındadır. Bilgi buraya kadardır. İleriyi konuşmak beşeriliktir. Bu daha kikatlerden kişiyi uzaklaştırır. İnsanların başlarının üst tarafında bilgi melekleri bulunmaktadır. Eğer o insan rahmani ise ona doğru bilgileri kalbine damlatarak indirirler. Arabi ise gerek zamanının çok ilerisinde ki bir faz da düşünce girdabına girmiş ve gerekse kendini ağlep görmeye başlamış bir zat olduğunu görüyoruz. Gaybi bilgilerden pek azı insana bildirilmişken nasıl olurda bu 1160 yıllarında bilim ve teknoloji şimdiki gelişmemişken bu sözler açıklamalar düşündürücüdür. Şimdilik bu kadar.

    • sedina
      08 Temmuz 2012, 20:05

      Slm,bir şey yazabilmek için ilham lazım.Bu ilham ruyasında da gelebilir,ruya bu, otokontrolu yok…Gayb bilgileri ,bence bilerek mecasi kulanıyor(gördüm, görüştüm misali … onları anladım misalidir)

      • alpaslan bulut
        28 Haziran 2014, 04:22

        arkadaşlar yunusun dediği gibi bilmeyenler ne bilsin bizi bilenlere selam olsun muhiddin arabi yi anlamak çok zor çok büyük bir evliya onu anlamak için ALLAH aşkı olması gerek gerçek bir mürşisw bağlanmak gerek,,,

    • levent
      29 Mart 2013, 20:20

      -maalesef sayin yorumcu bu fikirleniriz kısır ve noksan hayalii yorumdur..m.arabii yi anlayamadıkça asla onun
      Bahisleri anlaşılamaz..! Sözlerin ve yorumun çoçukca..o zatı
      Iyi anlamak için onun feyzinden mustefid olmanız şart..

  3. 23 Ocak 2012, 12:01

    Zeki bizi öyle aydınlattın ki gözlerimiz kamaştı. Sen de olmasan İslam ümmeti dertlere gark olup, belalardan kurtulamayacak. Ancak senin o çok keskin zekan, tereddütsüz sözlerin ve yargılayıcı ithamların bizi bizden aldı. Bu cümleleri zaten ancak senin gibi ilmi deryalara sığmayacak kadar geniş zeka küpleri eder. Arkadaş, hiç mi edep yok, hiç mi akıl yok, hiç mi izan yok ? Bari bence böyle de, fetva vermiş 3 gram bilgisiyle.. Gerçekten senin bu engin bakış ve fikirlerini onlar gerçekten düşünememişler. Okudum da anlamadım de bari, inandırıcı olsun be arkadaş.. Utanma da yok.

  4. zeki ALPEREN
    29 Ocak 2012, 15:09

    Benim yorumlarıma kendi yorumları ile cevap veren kişiye sadece sorularım olacak. Objektif ama hakkı görebiliyorsa Hak olan cevaplarını vermesini beklerim diğer sözlerine ise cevap vermeyeceğim, zira kötü sözler sahibinindir. “Rüyamda peygamberi gördüm”
    Muhiddin Arabi, yazdığı kitaplarda olağan*üstü bilgiler verirken, birçok peygamber ve veli ile de görüştüğünü belirtir. Verdiği bilgilere göre bu görüşmeler üç şekilde gerçekleşmiştir:

    a) Rüyada görerek,

    b) Onları dünyaya davet ederek,
    c) Bedenini terk edip, onların bulunduğu yere ulaşarak.

    Konu 1 :Bir çok peygamber ve velileri rüya da görmek olabilir diyorum. Kabul ediyorum.
    Ama; O bir peygambermi idi ki Hz. Musa’nın Hz. Hızır’ı davet ettiği gibi veya Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) gibi gögüsleri açılıp miraca çıkma olayını kaç kere yaşadı da Kabe-i Muazama da, Kudüs’de ve 1. Gök de, 2. Gök de 3. gök de hülasa her gögde ayrı ayrı peygamberle görüşmesi gibi bir peygamberlik ulviliğimi vardı kendilerinde acaba? Bu meşhur kitablarını her yazdığında kaç kere gögsü yarıldı Cebrail a.s. tarafından ve kaç kere miraca çıktı? Mübarek peygamber efendimize bu paye verilmişken kendini günümüzde peygamber ve resul olarak bile gören ilan eden nice softalar, hocalar, molla-i melle, profösör veya SİYASET ERBABINI GÖRDÜK VE DE BİLİYORUZ. Arabinin onları dünyaya davet ederek onlardan bilgi almak diye kaynak göstermesini asla kabul etmem mümkün değil. Zira Kur’an-ı Kerim’de “kendi elleri ile yazdıklarına işte bunlarda kitapdandır diyenden daha zalim kim olabilir onlar ebedi cehennemliktirler.” derken şimdi rahmetli Arabi de kendi elleri ile yazdıklarını Hz. Muhammed (a.s.) evfendimizi rüyasında mübarek elinde kitap gördüğünü ifade etmesi doğru olabilir. Ancak bu rüyanın tabiri ise ayrı bir konudur. Bu bizim işimiz değil rüya tabirini yapabilen (Allah’ın yardımı ile) insanlaların işidir.
    Konu 2: Ruh bedenden bir defa ayrılır.Bu da ölümdür. Ana rahiminden meydana gelen cismani insan 120 günlük olduktan sonra onun ruhu lev-hi mahfuzdan melekler tarafından gerildiğinde o cismani bedenin içine girer. Bunu beyin aracılığı ile yapar. Dikkat! Beyin ölümü gerçekleşmeyen insanı bilim ölü kabul etmez. Hal böyle iken 2 defa ölümü tadan şu ana kadar Yüce Allah insanlara mucize olarak göstertmiştir inanmayanlara. Normal hayatta insanın ölüm haricinde ruhu bedenden ayrılmaz. Ruh da öyle basit olarak alınmaz-çıkmaz bedenden. Nasıl ki ameliyat masasında ölümle pençeleşen bir hastanın etrafında doktorlar hemşireler onun ruhunun çıkmaması için yani canlanırtmaya çalışılıyorlarsa bir ekip halinde bunun tam zıddı olan eğer o insanın ilahi takdir ile ömrü son bulacaksa bu kez ölüm melekleri onun ruhunu almak için o insanın etrafında bir ekip şeklinde çalışırlar. “ölüm melekleri o insanın ruhunu almaya çalışırken biz ona sizden daha yakınız o sadece bakar görür” der Yüce Allah. Durum böyle iken Rahmetlinin her istediğinde ruhunu bedenden ayrılması ve peygamberlerin velilerin yanına gitmesi izah edilecek bir şey değil. Ne din ne ilim ne de akılla izah edilemez. Zira o peygamberler yani ahiret hayatı bie denmesi tam doğru olmaz. Onlar Kur’an-ı Kerim de yazıldığı gibi BERZAH ALEMİNDEdirler. Berzah alemide GAYBİ BİLGİLERDENDİR. Gayb hakkında konuşmak bilmediğinin hakkında fikir beyan etmek olur ki o da büyük günahlardandır. Zira o bilginin gücü kadar günah belkide misli ile günah işlemiş olur. Yüce Rabbim “Ben gaybi insanlara vermedim. Müsade ettiğim kadarını ve müsade ettiklerim.” derken Arabinin ciltler dolusu gaybi bilgiler de ne oluyor acaba? Olsa olsa zamanı uygun olan delisi olan bir istidadın ona verdiği derin tefekkür sonucunda artık hakikatten uzaklaşıp mütemadiyen sevdalısı olduğu hakkında sır perdesinin kaldırılması yani kalp gözünün açılması sonucu gayb aleminden onun kalbine bilgi melekleri vasıtası ile damlatılan bilgilere sahip olunmasıdır. Ya da aynı şekilde yine bu kez insanların arasında bozgunculuk ve kan dökücülk yapmak için haktan ve hakikatten uzak bir şekilde dinden bahseder ama bu kez fitne ve nifaklar sokmak suretiyle şeytanın dostu olurken şeytanlar tarafından ona bilgiler sağından-solundan, önünden -arkasından sokularak kalbine bu bilgileri akıtır. Akıtır ki onu okuyanları onu dinleyenleri dinden uzaklaştırıp birbirlerine düşman kılmak isterler. Diyanetin 850 bin hadisi şerif diye kitaplarında yazılanları temizleyerek dine bilime ve akıla uygun olanalrı yani gerçek olan mübarek hadis şerifleri ortaya çıkararak 32 bine düşürmesi büyük bir devrimdir. Allah bunu yapanlardan razı olsun.
    3. Konu : Yaradanın gölgesi yoktur. Ancak yaratılanların gölgesi olurken Yüce Rabbinden daha büyük KİM VAR Kİ? ONUN YÜCE VARLIĞINA YARATILANLARIN ÜZERİNE GÖLGESİNİ DÜŞÜRSÜN? GÖLGE GÜNÜNÜN AZABINDAN KİM KURTARIR ZALİMLERİ ACABA YÜCE YARATICIDAN BAŞKA? O GÜN SANKİ ORADA HİÇ YAŞAMAMIŞ OLURLAR! Bunu bu şekilde Yüce Allah’a gölge izafe etmek çok büyük bir günahtır.”Her yaratılanın ancak kendisine göre bir Rabbi, yani Tanrı’sı vardır. Bu nedenle, Allah’m yaratılana göre bir bütün olması mümkün değildir.” diyen Arabi Yüce Allah hakkında büyük bir zanda bulunmaktadır. Her akıl bir tastır din deryasından tası kadar su içer demiş olsaydı keşke! Ama her yaratılanın bir Rabbi olmaz-olamaz! Kapasiteye göre Yüce Allah değil din den kavrayabildiğini öğrenir ve öğrendiği kadar da imanı olur. Yani ” HERKESİN İMANI İNANDIĞI KADARDIR!” diyoruz.
    4. Konu: Anlatımlarında ise hayret edilecek bir şekilde Kur’an-ı kerim ile örtüşmemektedir! Nasıl mı? en basit olarak ““Allah, tüm varolanları yaratmadan önce, ‘Ama’daydı. Sonra, arş, yani âlem üzerine yayıldı.” sözüne karşılık Arabi Yüce Allah hakkında büyük bir zanda hemde süi zanda bulunması doğru olmamıştır.”ama” demek tezat sokmaktır. Alem üzerine yayılması ise bilmediği bir şey hakkında fikir beyan etmektir. Bunu Mübarek öğüt verici,uyarıcı rahmet edici Kur’an-ı Kerim de ise bu olayı yani ilk yaratılışın bilgisini gaybi olan bilgiyi bize şöyle verir; Biz yeri 4 günde (4 zaman) yarattık, dayayıp döşedik.Sonra da göklere istiva ettik. Onlarıda 7 kat olarak düzenledik. Sonrada arşa istiva ettik. Arşı da su kaplamışıtır. Doğru bu açıklamalar iken şimdi nasılda nankörlük ederde başka adem-visuk bilgilerle iştigal edebiliriz?
    NEYSE..! Her kesin inancı kendinedir. Ben başkalarının inandığına inanacak değilim. Başkalarıda benim inandığıma inanacak değiller. Sadece Yüce Rabbimizden inanan ve inanmıyanlara hidayet etsin Bizlerede şefaat etmesini temenni ederiz. Şimdilik bu kadar. Saygılarımla.

    • Şahin
      21 Mayıs 2014, 16:42

      Cahilullah s.a.v.’i rüyanda gördüysen kendisini görmüşsündür zaten şeytan ya da bi başkası onun kılığına giremez iyi araştır!

    • 15 Temmuz 2014, 18:17

      zaten muittin arabi bizden olmayanlar bizim kitaplarımızı okumasınlar diyor yunus ne diyor şeriat tarikat yoldur gidene hakikat marifet ondan içeri kardeş bir gerçek mürşide tabi olmazsan akıl bu işlerin halini takat getiremez akıl ALLAHI buluncaya kadar mesela kanada da amerikada ve dünyanın her ülkesinde aynı saniyede insanlar ölüyor peki azrail a.s melek 1 tane olduğuna göre bu iş nasıl oluyor al işte akıl daha ileri gidemiyor diğer alemde zaman yok muittin arabi bırak evliya demeye evliyaların başı ekberdir istersen samimi olarak muittin arabiden özür dile dua et isterse sana yetişir diğer alemde ayrılık yok GÜNAHA GİRME TÖVBE ET BENDEN DEMESİ

  5. mete türk
    06 Mart 2012, 15:10

    bay zekiii muhyiddin ibni arabinin kitabını nasıl okumuş anlamadım;gölgesi düştüden maksat,
    Allahü tealanın varlığına delalet eden kainattaki ayetler(deliller)dir.Ayrıca hadisi kudside Allahü teala ”ben gizli bir hazine(sır) idim tanınayım bilineyim istedim”demesini AMA (sır) bilinmezlik olarak anlatır.Hiçmi tasavvuf okumadın;şuhut hali müşahade hali vs. vs.İnsan anlamadan okmadan da inkar etmezki???Ayrıca peygamberimiz Sitretül müntehaya Çıkarılmak için göğsü yarılıp manen ameliyat edilmiştir.Diğer peygamberler sitretül müntehada değillerdirki bunu iyi bilmelisin,Cebrail bile bana verilen müsade buraya kadar dedikten sonra refref ile gittiği mesafeye hiç bir peygamber dahil geçememiştir.İblise levhi mahfuz HARİÇ diğer arşın katlarında seyahat etme yetkisi varken,hatta saniyede dünyayı 360 kez turlama ruhsatı veren ALLAH,müsade edinde Zeki bey;dostlarınada bir takım ikramlarda bulunsun UNDISTANT. LAKİN KİŞİNİN OKUMAYA,OKUDUĞUNUDA ANLAMAYA NİYETİ OLACAK VESSELAAAMM.

    • zeki
      11 Mart 2012, 00:39

      Arkadaşım siz bilgileri karıştırıyorsunuz! Bir rahmani bilgiler; Doğruluğundan şüphe edilmeyecek bilgiler! İkincisi ise beşeri bilgiler; Doğruluğu kanıtlanamayan ve şeytandan olan bilgilerdir. Hadistir; Sözlerinizi süsleyerek ve her kesin anlayacağı şekilde anlatın, der Yüce peygamber efendimiz. Adam yazmış yazacağını zaten. Birilierininde onu tevil etmesine hiç mi hiç gerek yoktur. Yalnız burada karşındaki insanları karalamaya da hacet yok, günahtır. Biz sadece Arabinin yazdıklarında büyük çelişkiler ve Kur’an-ı Kerim deki gaybi bilgilere uymayan yönleri olduğu ve alakasız şeyler bulunduğunu da açıklama zorunluluğu duyduğumuz için(dilsiz şeytan olmamak için) yazmaktayız. Şu anki İncile habire yakıştırmalar ve müslümanlara bakıpda incile ve hiristiyan öğretisini güncelleştirmeye çalışan bunları yaparkende çok gülünç duruma düşen mesih inanlıları gibi lütfen cevap verelim diye çok ilgisiz açıklamalarda bulunmuşsunuz! Dikkatinizi çekelim burada. Biz yazılanlara sarf edilen sözlere bakarız. İmalarla, sonradan dolaylı açıklamalara değil. Tasavuf diye kamuflaj ilimden bahsetmek bize göre abesle iştigaldir. Hakikat olan gündüz var iken Güneşin önüne ayna koymaya ne gerek var. Hakikatten uzaklaşmak olur. Şimdi; 1. Tüm keyfiyet ve insiyatif Halıkındır. Tanınmaya ihtiyacı yoktur. Onu zaten gayb alemindeki yaratılanlar a.Melekler, b.Şeytanlar, C. Cinler pekala çok iyi bilmekteler. 2. Ama kelimesine bilinmezlik yüklemeyin lütfen. Kavramlar arası dansetme yalnıştır. Hakikat ne ise o söylenmelidir. Yüce Allah şöyle der; Müsade edilenler hariç her şey yok olduğunda derken Yüce Rabbin müsade ettikleri yani yok olmaktan istisna tutukları var olduğu bildirmektedir. Önce de ise en doğrusunu yüce Allah bilir ki Hiç bir şey yokken mi yoksa kainat yaratılmadan evvel mi diyeceğiz? Diye sorduğumuzda gene bizce en uygunu olan kainat yaratılmadan evvel Yüce Allah’ın OL demesi ile kainatın yaratıldığını bugün bile bilim bing-bang olayı ile çözümlemeye çalışmaktadır. Hal böyle iken kainat yaratılmadan evvel desek daha doğru olacağı muhakak! 3. Sitreden bahsediyorsunuz ama sitrenin ne olduğunu acaba biliyormusunuz? Sidre 3’ü içine alan bir ALANDIR. Sidretül Müntehanın dışında ise ARŞ bulunmaktadır. Arşı ise su kaplamıştır. Rabbimin kürsüsü yani makamı ise arşın üstündedir. Şimdi bir kere peygamber efendimizin mübarek Gögsü manen değil bilakis hakiki olarak bir doktorun operasyonu gibi ama çok üstün bir başarı ve teknik ile yapıldığı aşikardır. Dinde hatta dini bilgilerde acziyetlik yoktur. İdalist düşünceler bize uygun değil. Asıl olan hakiki bilgilerdir. İmalarla uğraşmak abesle iştigalden başka bir şey değil. 4. Gökte Hz. İsa bulunmakta olduğunu hadislerden öğrenirken ve diğer kalan 5.6. ve 7. göklerde ise hiç peygamber olmadığınıda öğrenmekte iken Mirac olayı sadece Hz. Muhammed s.a.v. efendimize aittir. Başka ne bir peygambere veya resule bile bu paye verilmemiş oldğunuda gene hem mübarek ayetlerde ve hem de hadislerden öğrenmketeyiz. Rivayetler değil, asıl olan ayetlerdir,hadislerdir. Sonuçta AKILDIR. Bize serdetmediğimiz bilgileri lütfen atfetmeyiniz. Biz asla aksini söylemedik zaten. Bilgi evrenseldir. Kimsenin malı değildir. 4. Arşın katları yoktur bir kere. Kainatın katları vardır. İbilis kainatın katları arasında dolaşan ve kıyamete kadarda burada yaşayacak gayb alemindeki 2. yaratılandır. İblisinde 360 tur atma sözünü ise ciddiye almıyor ve afaki konuştuğunuz için cevap vermeye ahlakımız izin vermez. Sayglarımla..

      • cengiz uzun
        20 Haziran 2012, 21:31

        zeki kardeşim senin bilgilerine saygıduyarız kendinegelince insanları karalamaya gerek yok diyosun ancak muhittinarabiyi cehennemlik diyorsun hadis bilgin olduguna göre şu hadiside bilirsin kim birine cehennemlik derse o ondan evvel cehennemliktir ilmi ledün diye birşey var kardeşim bilmediğin konularda yorum yaptığına göre o söylediğin iblis soldan ve arkadan sna fesfese vermiş belliki olaya zahiri düşüncenle bakma.

      • sahin
        25 Ekim 2012, 17:00

        Zeki kardes cevaba ayirdigin zaman kadar ibni arabinin yazdiklarini anlamak icin de zaman ayirsan belki iyi olurdu. islam dunyasinda,islam aleminde dusunmek,sorgulamak,arastirmak kisacasi ilim yasaklanmistir enduluslerden sonra, adam yazmis bize dusen ise okuyup sorgulayip anlamaya calismak.

    • 25 Temmuz 2012, 00:04

      Allah senden razı olsun. Arabi hazretlerini anlamak için oldukça derin bir takım bilgilere sahip olmak lazım. aynı zamanda diğer Allah dostlarınında yaşamlarını ve öğretilerini bilmek gerekir.Çok önemli bir detayda ‘Evliyalık makamına ermiş, fena fillaha ulaşmış zatlar öğrendikleri bir çok şeyi avamdan gizlemişlerdir
      . Bu konularda en fazla beyanda bulunmuş kişi İBNİ ARABİ hazretleridir.Kutuplar kutbu Şeyh Abdülkadir geylani hazretleri öğrencilerine ders anlatırken birden vecde gelip,
      Vallahi Adem (AS) cennetten yeryüzüne gönderilirken onunlaydım.
      vallahi Nuh (AS) gemideyken bende gemideydim,
      Vallahi ceddim resullulah (AS) miraca cıkarken eteğine yapışmıştım,
      dediğinde ,.. söylediklerinden utanmış ve sustuğunda Allah (CC) dan bir hitapla
      ‘ söyle ve korkma söylediklerin doğrudur’ diye bir hitap gelmiştir .
      Unutmayınki Muhyiddin Arabi Hazretlerinin isim babası Şehy Abdulkadir Geylani hazretleridir.Bu ulu şeyhlerin sözlerini anlamaya çalışmalıyız,zira bulundukları halleri ve makamları bilmiyoruz .Biz avamlar onları eleştirecek bilgi ve ilme sahip değiliz.
      Onların anlattıklarını anlamaya çalışalım eleştirmeyelim vesselam,….

      • adem
        24 Ekim 2013, 17:42

        ayani sabiteden soylemis olabilir

  6. S.B.C
    09 Temmuz 2012, 10:10

    Allah’ın ”her şeye gücü yeter”
    sonra, O” Şah Damarından Yakin” deriz…

    Bu iki büyük ayeti söyledikten sonra; Allah’tan başka VARLIK YOK diyerek, geçici et bedenimizin varlığını O”na şirk koşmayız…

    Derken; BEZM_İ EZEL’deki varlığımızı hatırlar, O”nun ZATI karşısında; O”nu bizzat görerek ve ağzından çıkan sözleri, işiterek; BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM?” sorusuna muhatap olduğumuzu ve karşısındayken ettiğimiz YEMİNİ hatırlarız…

    Allah, Kuran’ında yalan söylemeye cür’et etmemişse, Bezm_i Ezel’deki varlığımızı ret etmez, yazıldığı gibi olduğunu kabul ederiz…
    Bu kabulleniş; O”nu hem gördüğümüz, hem işittiğimizi anlamında bir kabulleniştir…
    Bu kabulleniş O”nun RUHUNU taşıdığımız anlamında bir kabulleniştir.

    Portakaldaki vitaminden GELDİĞİNİ söyleyen; et ve zerzevat türü insanları bir yana koyarım,
    Bezm_i Ezel’den hareketle, dünya gezegenine geldiğinin ayırtında olan
    RUH sahibi insan için, artık ;
    Allah’ı
    Peygamberleri
    Velileri görmekte bir Tuhaflık olmaz. Et kafalı ve veya zerzevat türü insan, Allah’ı görmenin mümkün olmadığını düşünebilir elbet…

    BEN GİZLİ BİR HAZİNEYDİM, BİLİNMEYİ İSTEDİM” diyen Mutlak VARLIK’ı
    bilmek İSTEYEREK, iş bu gezegene geçici İnsan bedeniyle geldiğinin HAFIZASI ile yaşayan ve bizzat kendi RUHUNU taşımakta olan; HALİFE BEDENDEN saklanmayacağı ortadadır…

    Bezm;_i Ezel yerinde Allah’ı görmekle başladıktan sonra
    rüyada görünen peygamberden şüphe etmek; Allah’ın RUHU olduğumuz gerçekliğinden
    şüphe etmektir…

    ALLAH’ın yanında, nedir ki peygamber…. görünmesin?

  7. 11 Temmuz 2012, 14:21

    adam daktilonun bile oladığı dönemlerde eliyle 500 den fazla kitap yazıp insanları aydınlatmaya uğraşmış.sen kaç kitap yazdın zeki bey?söyle birini de okuyup aydınlanalım.böyle büyük bir zatın bir fikrini çürüteceksin de kolay yoldan onun üstünde bir zat olduğunu mu sanacaksın?bu neye benzer biliyormusun.dünya ağır siklet boks şampiyonuna bir yumruk atarak altın kemeri takacağını sanmaktır.kafan,ruhun karışmış senin…emeğe saygı lütfen…

  8. emre
    26 Ekim 2012, 19:45

    Nasi ruh bedenden cikmaz !!!!
    Sen tasavvufu bilmiyo musun he tasavvuf alemlere akmadir berzah alemi sehadet alemi ve gayb alemidir kademe kademedir insan ve cinler olunce ruhlari berzah aleminde yasarlar ve sunu bil astral seyahet denen bisey vardir ruh vucuddan cikabilir ve istedigin yere bilincli gidebilirsin bilmeden konusmayin sizin beyniniz arabiÝi anlamaz mal mal konusmayin !!

  9. sevil
    03 Kasım 2012, 04:38

    zeki alperen kafanın basmadığı şeylere dil uzatma.bir kere kesinlik ifadesi yok iki senin cümle kuruluşuna bakılırsa,tam bir manik depresif şizoid bozukluğu olan bir türsün.erkeklik sıfatının altında ezilen biri olarak.bari taklidini yap

  10. 15 Kasım 2012, 22:01

    şu kadarını söyleyebilirim öncelikle paylaşım için teşekkürler bu kitabı biliyordum ama içeriği hakkında bilgim yoktu.. muhyiddin ibn arabi bende Allah hakkında fikirlerimi daha belirginleşmemi sağladı… yanlış söz kullandıysam affola…

  11. dost
    05 Aralık 2012, 20:43

    şeker var mı var çaya atarsan ne olur yok olur. şekerin var olup olmadığını nasıl anlarsın tatarsan anlarsın acele etmeyin ölüm den sonra neler var neler yok tadınca anlayacaksınız ama geç kalmış olacaksınız önce şekeri anlayalım bilmediğimiz şeylere yorum yapmayın araştırın ALLAH BİZE KURAN İNDİRMİŞ araştırın derim

  12. umut erdem kılınç
    18 Şubat 2013, 23:44

    zeki beyin fikirlerine aynen katılıyorum. bende muhyiddini arabi nin kitaplarının çok tehlikeli olduklarını ve yasaklanmaları gerektiğine inanıyorum. çünkü bu kitapların çoğu yerinde şirk var.

  13. özgür
    04 Mart 2013, 20:25

    İbn-i Arabi hazretlerini anlayabilmek için en azından onun bulunduğu (metafizik boyutun) tadını tatmanız gerekir. Hal ilmi KAL ilmi ile ancak göreceli açıklanabilir. Yorumlarınızı buna göre yaparsanız isabet edersiniz….Siz atom altı boyutu algılayamıyorsanız, bu o boyutun olmadığı anlamına gelmez, lütfen….

  14. 08 Nisan 2013, 11:20

    Bilgiler icin tesekkür ederken….. bazi yerde Allah yerine Tanri diye hitab edilmis. Düzeltilmesi rica olunur.

  15. caglar
    30 Nisan 2013, 15:48

    Önce saygı değilmi birbirimize karşı saygı görüşlerimize karşı saygı ve sabır.

  16. cihad
    08 Mayıs 2013, 03:44

    gayb alemi bi nevi transa geçmek gibi bişey olsa gerek ama yoga gibi ne gibi oldu..neden diye sorarsanız örnekler verecek olursak mevlana bektaş veli budha mistik bir akıma kapılmıştır tıpkı şeytanın istediği gibi yani..bütün hareketlerinde bu apaçık ortadadır..baphometin mistikleri uygulanır..yani şeytan çoookkk zekii….

  17. 11 Mayıs 2013, 10:54

    Biz insanları bu konularda bilğilendirdiğiniz ve bilğilendirmeye çalıştığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum ve çalışmalarınızın ve paylaşımlarınızın devamını diliyorum inanılmaz bir çalışma çok memnun oldum.Ramazan ALTINBAĞ

  18. 14 Mayıs 2013, 22:35

    insan bilmediğinin,anlayamadığının düşmanıdır….
    düşmanlık bitmeden anlayış o fikre nüfuz edemez

  19. 14 Mayıs 2013, 23:06

    sağlıklı tercemelerini ,okumanızı tavsiye ederim,günümüz insanının anlayabilmesine imkan vermek maksadıyla o degerli zatın kitapları terceme edilmiş fakat ,ASLINI okuyan alimler bile anlamakta aciz kalmşlar.hakkında en fazla şerh yazılmış bir eserden bahsediyoruz.mahmut kanık onun bazı eserlerini en sağlıklı bir biçimde dilimize çevirmiştir,başka degerli üstatlarda var eserlerini terceme eden…
    fakat bazı çevirmenler daha anlaşılır yapma gayesiyle kendi anlayışlarıyla eseri sınırlandırmışlardır..üzülerek söylüyorumki buda böyle bir çeviriden alıntıdır.size tavsiyem aynı eseri farklı tercümeleriyle tekrar tekrar okuyun ve sabırlı olun ,belki O mübareğin anlayışına bir nebze yakınlık hasıl olur. İNŞAALLAH O nu anlayan bir kalp bizede nasip olur…..

  20. emir
    04 Ekim 2013, 17:33

    tek kelimeyle muhteşem bir zat..muhyiddin ibn-i arabi hazretleri;bizim gibi olmayanlar bizim yazdıklarımızı okumasınlar,demiştir sırf hakkıyla anlaşılamayacağını bildiği için..! bu zatın insanlar içinde kaşıkçı elması gibi eşsiz bir ilim,tefekkür ve kapasiteyle yaşamış olması ve çoğunun bu kapasiteye erememesidir gerçek..lütfen bu zatı eleştirme bazında susalım,konuşmaksa değerimizi alçaltır…

  21. semih
    17 Ekim 2013, 18:37

    MUHYİDDİN ARABİ HZ.LERİNE ters düşen kafa tutan onu sevmeyen herkese sesleniyorum…
    DİNE DAİR ALLAHIN SEVGİLİ KULLARINA DAİR birseyler bildiginizi sanmıyorum
    bi kere onu eleştiren insanlar siz kımsiniz ki yada onunla aynı makamda mısınız ki onu eleştirmeye cesaret ediyorsunuz
    İMAM RABANİNİN bile övdüğü zata nasıl dıl kaldırabiliyorsununuz.öyle kuranı kerımden 3 5 ayet bilmek yada yazmakla olmaz bu işler
    ABDULKADİR GEYLANİ HZ.bile insanda kendi bedeninden baska 72 beden vardır hem ruhen hem bedenen hemde aynı anda bikaç yerde görülmek buna işarettir diyor yaa siz nerden anlıyorsunuz unutmayın ALLAH sevgili kullarını sevmeyene savas acar bu kadar cesaret nereden geliyor size…ONUN İLMİNİ CAHILLER ANLAMAZ HİÇ ÇALIDAN GÜL CIKAR MI ? CAHIL ADAMA SÖZ YETER Mİ ?
    SİZ EN İYİSİ SUSUN …

  22. emel
    09 Ocak 2014, 02:09

    Şimdi şunu anlayamadım; Arabi’yi anladığını söyleyen sizler, başkalarını anlamamazlıkla, cahillikle filan suçlayanlar yani… Üslübunuza bakınca pek fayda vermemiş size anladıklarınız… hayır ne işe yaradı yani yaratılışa dair öğrendikleriniz… baktım yazılanlara kabalık had safhada, müthiş tahammülsüzlük, o kadar bilgiden sonra bari bir mertebecik de siz çıkaydınız! Bir de klasiktir cevap vermez genelde tasavvufçular akil sorulara, sen ne anlarsın ki ile yaftalar hatta zındık yapıverirler insanı, dikkat ettim hep böyle… Veliler, zatlar, mertebeler… Dostum, belki her gün ekmek aldığın bakkaldaki amcadır veli de farkında değilsindir… Mertebe ölçeriniz mi var yoksa bizim bilmediğimiz… İnsanlara ulvi makamları diğer insanlar vermez, oysa sizin veli dediklerinize o makamları hep insanlar uygun görmüşlerdir… Ha gerçekten bir velidir belki, bırakın da adam putlaştırılmamış bir veli olarak kalsın… dost musunuz düşman mısınız adamlara siz:)

  23. erol
    12 Ocak 2014, 12:52

    Baştan sona okudum yazılanlanları, Emel Hanıma, Aynen katılıyorum.

  24. 30 Ocak 2014, 12:21

    Şu acı bir gerçek ki, vahiy Kurân ile tamamlanmış ve Kurân sonsuz bilgi kaynağı olarak 1400 senedir elimizde bulunmasına rağmen, varlığa ve Kurân’a dair bildiklerimiz çok yetersiz!

    Kurân öncesi GEÇMİŞ ve Kurân sonrası bize ulaşan GEÇMİŞ nice sırlar taşıyor! Görünen o ki, her anlamda geçmişi yeniden ve derinden keşfetmek ve de geleceği inşa etmek için Kurân yegâne sonsuz hazine!!

    İbn Arabî ve niceleri aracılığıyla Kurân’ı DERİNDEN anlamamız mümkün olabileceği gibi, Kurân ile de onları YENİDEN değerlendirmek zorundayız!

    Kurân’a rağmen Kurânsız yaşayan bir ümmete dönüştük… Kurân, sonu gelmez sırlarıyla sâdece dilimizde 1 numara!

    Kurân’ın bizi ihyâ ve inşâ etmesine muhtacız! O zaman, İbn Arabi’yi artılarıyla ve varsa eksileriyle daha iyi tanıyabiliriz…

    Mr. Semazen
    http://www.kuranizeka.com

    https://twitter.com/MrSemazen

  25. 30 Ocak 2014, 12:24

    Önceki, yorumu gönderir göndermez; daha dün İbn Arabi’ye dair Twitter’da bir paylaşımda bulunduğumu hatırladım… Onu da ekliyorum…

    http://www.dunya.com/ilim-ve-bilim-ayni-sey-degildir,-dogu-ile-bati-da-zaten-bir-celiskidir-147778yy.htm

    Mr. Semazen

  26. yusuf
    10 Şubat 2014, 21:34

    tasavvufun işi akılla anlaşılmaz.
    tasavvuf da kal( söz) değil, hal(yaşamak) işidir.
    yaşayan bilir.
    yani; zahir ile batın farklı şeylerdir.
    balı tarif eden tüm kitapları okusanız,
    ondan bir parmak ucu alıp tadan kadar anlamış olamazsınız.

  27. Hasberk
    07 Nisan 2014, 21:07

    Merhabalar,

    Görüyorum ki zeki kardeşimiz muhuddin-i arabi’ yi sorgulamış ve gayet tabi bir durumdur. Aslolan bu zatı anlamaya çalışan arkadaşların hoşgörü ile ona doğruyu anlatmasıdır. Bir kısmı sokak jargonu kullanmış sizde tasavvuf ehline yakışır mı?

    • 20 Nisan 2014, 07:04

      İşte bugün buradaki yorumlarımıza yanıt veren arkadaşlarımıza cevap vermek için buradayım. Öncelikle bendenizi müspet eleştirenlere teşekkür ederim. Fakat menfi olarak eleştirenlere hatta bana uzaktan hastalık teşhisi koymaya çabalayan müneccim arkadaşlara da teessüf eder Yüce ALLAH’TAN onlara hidayet dilerim. Burada yine zamanımızdaki Saidi Nursi veya AĞLAYAN ADAMI çağrıştıran Arabiyi eleştirmeyeceğim zaten serdettiklerimi yukarıda yazdım. Ve dediklerimi dedim. Demedikleri mi ise söylemek isterim. Beni yanlış anlamayın ama sözün hitamında konuyu yine bariz örnek ile ARABİYE getirmiş olduğumu fark edeceksiniz. Şöyle ki; Size okuyan arkadaşlarıma 1. Sorum Kur’an-ı Kerim Yüce ALLAH’IN kelamı olduğunu pekala imanla biliyoruz. Ve bu Mukaddes kitabımızın ayetlerin de biz insanlara Tıp İlminden Fizik, kimya, sosyoloji, botanik, zooloji, jeoloji, astronomi, medeni hukuk, iktisat ilimlerinden bahsettiğini apaçık görmekteyiz. Hal böyle iken bir insan ne olursa olsun yani tek başına prof değil Or. Prof olsa dahi, Molla değil Melle-i Molla olsa bile dahi hem askeri ilimden, hem coğrafyadan hem astronomiden, hem fizyolojiden hem biyolojiden, hem matematikten hülasa tüm ilimlerden açıklama getirmesi hüküm ileri sürmesi hem de ihtisaslı bir şekilde yapabilir mi? Hayır değil mi? Çünkü tüm ilimleri bilmesi na-mümkündür. Öyle ise bu insanlar neden tek başına Mukaddes kitabımızı hangi cüretle hangi hakla hangi yetkiye ve hangi yüksek bilgilere dayanarak TEFSİR EDEBİLİR YA DA NEDEN TEK BAŞLARINA TEFSİR ETMİŞLERDİR? 2.Sorum, Hz. Adem yaratılmadan evvel insanlar gene var mıydı? 3. Sorum Cennet ve Cehennem şu an var mıdır? Varsa nerede bulunmaktalar? 4. Sorum Uzay sonsuz mudur? Açıklayın. 5. Sorum Yüce ALLAH ayeti kerimede de belirtiği gibi 1-2-3 ne demektir. 6. Her gün kıldığımız 5 vakit namazın hikmeti nedir? Kur’an-ı Kerime göre açıklayabilir misiniz? Saygılarımla.

      • sahin
        04 Mayıs 2014, 05:05

        zeki kardes,Kuran’i okuyan anlayan ve bilen bir insan o saydigin butun ilimleri tam olarak bilmesede kismen bilir ki zaten gunluk hayatimizin her daim aninda bu ilimlerle ic ice yasariz. bizim gibi normal beyne sahip insanlar ancak isin gorunen yuzeyinden anlariz simdi burdaki Arabi ve onun gibi ilim deryasi insanlar bu saydigin ilim ve bilimin ahir tarafinida gorup ona gore yorum ve kitap yazarlar ve bizler gibi beseri zekaya sahip insanlara yol gostermeye calisirlar. sorularindan bitanesi cennet ve cehennem varmidir yada nerdedir, degilmi???
        buna cevap vermek icin yada senin anlayacagin sekilde aciklama istersen; zaten dunya hayatinda cennet ve cehennemi yasiyoruz, vicdan dedigimiz ruh bizlere bu imkani veriyor tabiki anlayabilene. batini olarak ise dunyadaki gordugun doga guzellikleri cennetten birer ornektir, yanardaglar ise cehenneme en guzel ornektir, tabiki anlayana. kainatin sonu varmi,??? soruna cevap ise; yaratilan herseyin kesinlikle sonu vardir, zaman kavraminin oldugu herseyde kesinlikle son vardir, tabiki anlayana.
        gunde neden 5 vakit namaz kilariz soruna cevap ise, ALLAH’in koydugu kurallardandir,kimisi kul oldugunu hatirlaman icin der kimisi namaza karsilik vaad edilenlerden bahseder ama bana gore yaradanini anlamak vede verdigi nimetlere sukretmektir, tabiki herkese gore degisir. ALLAHU TEALA ibsan peygamberler yollamistir biz insanlara, peygamberlerin bizden farki nedir biliyormusun??? sadece takvalaridir, ALLAHa olan inanclari vede guvenleri o kadar fazladir ki bizler gibi her 10 dakikada ah,vah,keske gibi tereddutsuz kosulsuz ALLAHa iman etmislerdir. ALLAH hepimize oyle iman nasib eder insaALLAH

      • 21 Mayıs 2014, 11:50

        Kardeşim yazdıklarından dolayı size çok teşekkür ederim. Fakat ben size sorularımı direkt soruyorum. Batini, zahiri, tasavvufi vs. olarak değil. Sadece Kur’an-ı Kerim ışığında(ayeti kerimelerden yola çıkarak) ve gerçek hadis şeriflerden bize aktarılanların cevap olarak rica etmiştim. Bu söylediklerinizin inanın hiç alakası yok. Namaz kural değil bir kere EMİRDİR. İleride yazışmak üzere.

  28. nicolas anelka
    26 Nisan 2014, 16:20

    “sizlerin arasından din hakkında en çok fetva veren cehennem ateşine atılmaya en hevesli olanlardır”

  29. hjöçççççççç
    01 Mayıs 2014, 11:58

    bu iddialar boş.kendisinin peygamber olduğunu söylemiş. bizim bir tane peygamberimiz var oda hz. muhammed dir……….

  30. 03 Mayıs 2014, 01:44

    Kitap belli bir makamdan sonra anlaşılır olur yada tam tecelliye mahsar olan bir zaat için bir mektuptur Allah onlardan ve bizlerden razı olsun AMİN.

    • 21 Ağustos 2014, 22:34

      Eğer dikkatli okursanız söylediğinizin yanlış olduğunu ve şeyhin R.Efendimizden(S.A.V.)sonra nebiliğin ve resullüğün sona erdiğini İsa peygamberin bile dünyaya teşriflerinde Peygamberirimizi şeriatı ile amel edeceğini haber vermiştir.

  31. Kumru
    03 Mayıs 2014, 16:39

    İbn-i Arabi kitabının peygamberimiz tarafından kendisine verildiğini (yazdırıldığını) söylediğinde tartışma bitiyor aslında. Yorum sahipleri buna inananlar ve inanmayanlar olarak ikiye ayrılıyor. İnanıyorsan zaten sorgulamaman gerekir. Çünkü tasavvuf adı altında istediği gibi kurallar koyabiliyor “birileri” böyle olunca. Nefsin katlarını 5’e ya da 15’e ayırabilirsin. İnanılır. Cennet, cehennem hatta Allah hakkkında her şeyi söyleyebilirsin. Sorgulanmaz. Hele de bu bilgiler “avam” için değildir dedin mi, tamam. Kibir son noktayı koyar. Hatta etrafını kırmızı çizgiyle çizer. Artık tasavvuf takip eden biri olarak diğerlerinden üstünsün. Söylenenlere Kur’an’dan delil getirin dedikleri zaman, Kur’an-ı Kerim “avam” içindir diyemezsin ama. Kur’an’ın ayetlerini uydurmaya çalışırsın tasavvufa. Hatta tasavvuf Kuran’ı açıklar bile diyebilirsin. Baktın olmuyo, çok çelişki var? “Avam” için değildir dedik ya, bunlar “ledün ilmi” dersin. Çelişkilerin adı olur Ledün İlmi. “LEDÜNNİ İLİM” başlığının altında Allah’a şirk bile koşulabilir. “Avam” ne bilir ki sonuçta ;) Avam dediğin Kur’an’dan başka bir şeyi kabul etmeyendir tasavvufçuların gözünde, yoksa öyle okuma yazma bilmeyen değil. Ha okuma yazma bilmeyen daha makbuldür o ayrı. Ümmi derler. Yuvarlanak namaz kılan adamı anlatırlar. Rüya yoluyla, peygamberin bildirmesiyle, ruhun yükselmesiyle bilmek ümmiliktir. Akıl sahipleri avamdır. Çünkü sorgularlar. Kur’an’ı açarlar önlerine, ayet sayılarını sağa sola yazıp böyle forumlara işlerler. Cihat ederler.

    İkiye ayrılır insanlar :) Ne güzel. Allah’ın kanunları, yarattığı bu dünya, ahiret… Çok şükür.

  32. Ferhat
    22 Mayıs 2014, 22:48

    Bizden olmayan bizi okumasın.zarar görür. Ibni arabye ait bir söndüre.i….. Arkadaslar ıbnı Arabi’yi biz anlatamayız . Idrısıye şerhi ıle alakalı zikir açıklamalarını okursanız onun hangi boyutlara gecmis olduğunu anlamış olursunuz. Mevlanın övgüsüne mazhar olan . Abdülkadir geylani hz lerinin hırkasını giyen bu evliyaya atılan iftiran cezası büyük olur…. Biz onun tırnağı olamayız. Bazı arkadaşlar bilgiçlik taslıyor. Şeytanın bir görevide dindar insanlara bazı olağandısı seyler göstererek kibrini yükseltmesi ve kendini çok âlim sanmasına inandırmasıdır . Neticede Allah’a ibadet ederken kibirinizle yanılgılarınızla şeytana hizmet oluşursunuz.coğu yorumlar olaya tasavvufa olarak algılayanadıgı için yanlış telaffuzlar var

  33. temellica
    02 Temmuz 2014, 20:01

    İbni Arabi’nin sofi dünyasında bu kadar reddedilmesi çok normal. Hatta Evrim Kuramı’nın sahibi Charles Darwin’den bile daha tehlikelidir. Çünkü anlatmaya çalıştıklarının sadece bir kısmının bile çözülüp anlaşılması kurdukları düzenin yıkılmasına sebeptir. Kanımca İslam’da aydınlanmanın temsilcilerindendir.

  34. Cengiz
    25 Temmuz 2014, 00:55

    Her insanın farklı niteliklerde yaratılması gibi Allah ın bizlere çizdiği yol da farklı farklıdır. Bu sebeple Arabinin anlattılarını tamamen doğru kabul etmek bizi ezbercililkten öteye taşımaz. Ancak bize bir fikir verebilir.Rehberlik edebilir. Ezbercilik bizleri sapkınlığa düşürebilir. Zira olgunlaşmadan bir elma yemek hoş bir tat bırakmaz. Arabi nin anlattıkları anlayabildiğimiz kadardır onu tam manasıyla anlamak için onun makamında olmamız gerekir ki bu da bir mürşid-i kamil e tabi olmadan mümkün değildir.

  35. harun
    29 Temmuz 2014, 11:36

    muslumanin gaybi aleme iliskin tek bilgi kaynagi kurandir allah insani ahirette sadece kurandan seriattan hesaba cekecektir yok ruhlar alemiymis lahut-mursidi kamil-gavs-fenafillah- onun makaminda olmak fesmekanin makaminda olmak- rabita – nuri muhammedi- kerametler vs.. vs…. bunlar islamin kuranin ifadesiyle cok yalin her kes icin apacik anlasilir ve her kes icin yasanmak zorunda oldugu akideyi kendilerine gore yetersiz bulan kimselerin budist-zerdust-hristiyan-pagan-yahudi-eski misir ve mezopotamya kulturlerinden alinan sapkinliklar rituellerdir. allah insana uymalari icin kitap ve peygamber gonderir veli meli degil.allahtan sakinan her musluman velidir ve keramet sahibidir. allahin insana olan ikrami kerameti yeterli degil mi. kuran bize ahiret mutlulugu saglayacak bilgileri vermistir tarikat rituellerinin allah katinda hicbir degeri olamdigi gibi bunlar sirktir . tarih tasavvufcularin pesine takilp islamdan cikan milyonlarla doludur. gunumuzde 30 milyondan fazla muntesibi olan sih-yezidi-kadiyani-durziler bunlardan sadece bir kacidir kadiyaniler daha 100 yil once muslumandilar. kuran hemen her sayfasinda sirkten bahseder ve biz her rekatimizda iyyake-yalniz senden ister ve dileriz deriz.

  36. Muhammed
    19 Ağustos 2014, 04:13

    Dostlar Zeki Beyin yaklaşımlarını doğru bulmaya bilirsiniz ancak kardeşimizi incitmeden eleştiriniz! Allah kimseyi cehennem ehli yapmasın. Zeki kardeşimize katılırsınız ya da katılmazsınız ama unutmayın Allah bize verdiği en değerli olan şeyi yani AKLI işletmemizi istiyor ve Zeki kardeşimiz bunu en samimi ve adaba uygun şekilde yapıyor. Lütfen kişiliklerimizi değil fikirlerimizi çarpıştıralım ki akıl ve hak kazansın. Allah bizi hep Rahmani olanla karşılaştırsın.

  37. Zeki Aslan.
    21 Ağustos 2014, 22:20

    Yaşamadığınız ve bilmediğiniz konularda sakın hüküm vermeyiniz.Kim Kur’an -kerime kendisi anlam verdi cehennemde yerini hazırlasın(Hadis).Bu hadis Ilim,Âlimler hakkında konuşulurken de dikkate alınmalıdır!..Biz Şeyh-i anlıyorum?yada anlamaya çalışıyorum(Şeyhin tabiri ile kör ve sağır olmıyanları) diyenleri kutluyor ve dost kabul ediyoruz.Cahillikten ve cahillerin şerinden Allah’a sığınırız.

  38. kozan
    04 Ekim 2014, 02:56

    arkadaşlar bir çok yerde raslıyorum ibn arabi hakında ileri geri konuşanlara hatta bu atıfları ileri derecede yapıp kendisine sapık zındık vesaire sözler söylenir arkadaşlar bunu yapanlar bu günümüzün tarikat seyri ile yetimiş alimleri ya arkadaşlar açık bi kerametini söyliyeyimmi size ibn arabinin dinleyin ozaman eserini yazarken yazmış olduğu tarihten bu günümüze kadar gelmiş geçmiş alimine ulamasına aklınıza ne geliyorsa nedemiş biliyormusunuz. bize yakın olmayan bizim eserlerimizi okumasın zarar verir açık bir keramet değilmidir hala youtublarda bazı siteler de görsel videolarla yazılarla veliye çirkin ifadeler kullanıyorlar veli zarar verceğini bundan 800 yıl evvel söylemiş be kardeşim vermiş işte okuma demiş niye okuyorsun okuma okursan sapıtan sen olursun osenin saptacağını açıkça söylemiş sen akıllı bi insan olsan velinin eserlerinden üç beş sözü alıp onun o zözler üzerinden ona yüklenmessin bu veli namazmı kılmamış hacmı etmemiş allah yokmu demiş rasuluna imanmı etmemiş ne yapmış bütün dini vecibelerini yerine getirmiş velilik makamına yükselmiş peki sen hangi eminlik içinde sapık münafık zındık iftiralarını atıyorsun o veliye ya senin bildiğin düşündüğün gibi değilse bunun hesabını nasıl vereceksin hak huzurunda hangi ilmine hangi bilgine sığına caksın madem herşeyi bilen allah ise sen ibn arabiye sapık derken sen allah mısın ki allah gibi hüküm veriyorsun dikkat edin dikkat akıllı olun o bazı sözler söyledi küfretmedi anlayan anladı ama siz ona sapık zındık derseniz üstünüzde öylebi hak kalırki buda kul hakkı dır öbür tarafta hesabı büyük olur yapmayın yapmayın ayıptır günahtır gavsul azam abdul kadir geylani ölmeden evvel talebelerinden birine vasiyet eder ben öldükten sonra benim künyemden olan biri gelecektir ona bu hırkamı verirsin diye muhiddin arabiyi işaret etmiş 40 yıl sonra muhiidin arabi gidip hırkayı testlim almıştır iyi okuyun araştırın o şeyhül ekber kutbil kutup ya sen nesin neden diğer velilere bukadar yüklenilmiyor beyazid sübhani dedi mansur enel hakdedi ete kemiğe büründüm yunus diye göründüm dedi ya bu veliler söylediler küfretmediler bazı körler bü sözlerin hikmetini görmediler mevlana şemse rabbım dedi güneşimdedi körler muhiiddini arabi sizintap tığınız ayaklarım altında dedi ne anladınız körler şın şama gelince muhiddinin kabri de bulunur dedi o sözün söylendiği yeri kazdırdı padişah altınlar müceverler çıktı körler allahmı çıktı tövbe aşağı körler onlar tasavvuf erbabı idi veli idi evliya idi siz hangi ilminize güveniyorsunuz ayıp ayıp utanın sevmeye bilirsin ibn arabiyi inanmaya bilirsin ölmüş bir insanın hakkında gıybet etmek bu günki alimim diyenlere yakışıyormu varmı dinimizde böyle birşey niye allaha havale etmiyorsun sana göre yanlışı varsa niye ölmüş birinin arkasından konuşyorsunuz hüküm veriyorsunuz ona söylediğiniz sözler sizi yükselteceğinimi sanıyorsunuz batıyorsunuz dinden siz çıkı yorsunuz farkında değilsiniz cahil ve cahaletten başka birşey değilsiniz bakan körler……

  39. Ali
    17 Kasım 2014, 11:27

    Muhiddin Arabi o tarihlerde UPINISAD ‘ları okumuş olmalı. Kavramlar ve tarifler çok benzer. Belki de arayan akıl aynı yola giriyordur.

  40. 15 Aralık 2014, 17:30

    Muhyiddin_i arabinin kitaplarının büyük bir kısmını okumuş ve 1938 yılında doçentlik tezi olarak takdim ve tenkidini yapmış olan EBUL ALA AFİFİ okunması gereken aktarımlarda bulunmaktadır.Afifi; “ibni arabi maddeyi öyle tarif etmiş ki içinde neredeyse maddeden eser bulunmayacak” demek suretiyle bu farklı kaynağı farkıyla okurlara tanıtmaktadır.Afifi anlaşılmakta zorluk çekilen Arabiyi aynen zeki efendi gibi pek sevmemiştir.Küçümsemektedir.Fakat 1965 yılında gerald Feinberg kök içindeki negatif sayılardan yola çıkarak “imajiner kütle”sahibi varlıklara ulaşmış ve bu varlıkların özel bir uzayı olması lazım gelir bu uzay da bildiğimiz uzayın dışında kanunları olan bir uzay olması gerekir tezine ulaşmış ve bu uzaya da Süper uzay adını vermişti.Afifi bu tezi hazırlarken ne imajiner kütleli varlıklardan haberi vardı ne de onların uzayı süper yzaydan haberi vardı..Fakat dürüst davrandığından Arabinin “EL HAK EL MUTAHAYYEL” adını verdiği varlıklara kitabında yer vermiş fakat “saçma olma ihtimali çok yüksek”deyip geçmişti.
    Arabi;el hak mutahayyel adını verdiği ve feinberg’in imajiner kütlesinden başka bir şey olmayan varlıkların yüzdüğü uzayı da tarif etmiş ve o uzaya alemi emsal adını vermişti.Bakınız fütuhatı mekkiye..
    Süper uzay veya alemi emsal örtüşmesine ilaveten şunu da diyebiliriz ki Feinbergin süper uzayından sonra hawkingin son şeklini verdiğ hiper uzay kavramı vardır.Arabi büyük bir vukufla hiper uzay la örtüşen mutlak alemi emsal den bahsediyor.Rüyaların oluştuğu aleme alemi emsal adını veriyor.
    Bu alemin gölgesi öbür alemin cisimleri,bu alemin cisimleri de öbür alemin gölgeleridir diyerek kuantum nazariyesinin bile üstüne çıkarak bir TAKİYON NAZARİYESİNDEN bahsediyor…Zeki efendi …aceleyle hüküm vermekten kaçarsan onun 15. asırdaki talebesi abdülkerim ciyli yide oku onun elif noktaları açıklamalrına biraz eğil ondan sonra sanırım susacak ve daha ağırbaşlı olacaksın. selam ve hürmetlerimle….

    • 16 Aralık 2014, 01:31

      Bizlerle paylaştığınız bu değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Selam ve hürmetler bizden size…

  41. harun
    16 Aralık 2014, 09:25

    TC’ DE TASAVVUF TARİKAT DİNİNE İMAN EDENLER KURANA İNANANLARDAN DAHA FAZLA SANKİ.

    • 16 Aralık 2014, 12:22

      Elmalı tefsirinde Nahl suresinin gölgeyle ilgili ayetleri muhyiddini arabiyi doğrular niteliktedir..Kuranda mevakiiün nücum şeklinde geçen karadelik tarifini esas alarak arabinin açıklaması vardır.Mevakiun nücum yıldız yerleri demektir.Ruslar da bugün karadeliklere yıldız yerleri demektedir.dolaysıyla kurana ters bir arabi bulamazsınız.

  42. didem
    17 Aralık 2014, 17:18

    İlk basta yoruma baslayan arkadasın sözlerini tam olarak bitiremedim ne yazıkki okumaya dayanamadım daha fazla.Sadece sunu söylemek istiyorum bu bir siyaset yazısı değil,bu dünyevi bir yazı değil ki altına bu sekilde yorum yapabilesin.Kapılar sonsuz sınırsızken sen o algın,şuurun ve idrakinle acaba neyin içini deşmeye calısıyorsun ne anlayabildin ne görebildin hangi kapıdayı acabildi suurunda sen irdelediğini ZANnediyorsun….??

  43. silas
    18 Aralık 2014, 20:51

    Yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi, anlayamayacak olan okumasın demiş zaten 800 sene önce.. kimbilir belki de eserleri sadece belli seviyedeki evliyalara, sufilere yönelik yazdırıldı, avam için değil.. yeterli birikim olmadan anlamayıp nice büyük kimselerin iltifat ettiği böyle derin bir Zat’ı karalamaya gerek yok.. malesef toplumumuzun da genel hastalığı, haşa Allah’ın işine çok karışıyoruz.. sanki hakimlik makamı bize verilmiş de kısıtlı bilgilerimizle birinin hükmünü vermeyi pek seviyoruz.. Allah, hatalarımızı affetsin..

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 612 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: